II. GEREKÇE
A. İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2018 tarihli ve 2018/654 Esas, 2018/890 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında, 27.04.2018 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2018 tarihli ve 2018/68227 Soruşturma, 2018/25095 Esas, 2018/19393 sayılı iddianamesi ile İzmir 10.Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6.maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; sanık hakkında daha önce İzmir 18.Asliye Ceza Mahkemesine 2015/937 Esas sayılı kamu davasının açıldığı hususunun belirtildiği,
2. Yapılan yargılama sonucunda, İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.10.2018 tarihli ve 2018/654 Esas, 2018/890 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1.maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B. Dayanak İzmir 18.Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/937 Esas, 2016/143 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
1. Sanık hakkında,14.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2014 tarihli ve 2014/90525 Soruşturma, 2014/1916 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2.maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
2.Yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2015 tarihli ve 2014/90525 Soruşturma, 2015/41538 Esas, 2015/34845 sayılı iddianamesi ile İzmir 18.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. İzmir 18 Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/937 Esas, 2016/143 Karar sayılı kararı ile, hakkında henüz soruşturma başlatılmamış olmasına rağmen kendi rızası ile suça konu maddeyi görevlilere teslim ettiği, uyuşturucu maddenin ele geçmesini sağlayarak etkin pişmanlık gösterdiği
gerekçesiyle TCK'nın 192/2. maddesi uyarınca "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verildiği, kararın 09.04.2016 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. Dosyalar kapsamına göre;
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli hakkında 5237 sayılı TCK’nın 191/2-3. maddesi uyarınca verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararı takiben, TCK’nın 191/4. maddesinde yazılan durumlardan birinin gerçekleşmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılmasından sonra, şüphelinin yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi halinde TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceğinden ikinci suç nedeniyle doğrudan kamu davası açılacağı tartışmasızdır.
Ancak; dayanak dosyada, erteleme kararının kaldırılarak açılan kamu davasında sanık hakkında "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi halinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararına konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı hukuki geçerliliğini yitirecek ve sonraki suça ilişkin olarak TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine engel olmayacak, bu nedenle "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı verilmeden açılmış olan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere "durma kararı" verilmesi gerekecektir.
Somut olayda; 14.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.11.2014 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâl edilmesi nedeniyle 22.12.2015 tarihli iddianame ile kamu davası açılması üzerine, İzmir 18 Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/937 Esas, 2016/143 Karar sayılı kararı ile "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 5237 sayılı TCK’nın 191/6. maddesi gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" verilmeden açılmış olan kamu davasında, kovuşturma şartı bulunmadığından, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği
gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde ise de;
Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, sanık hakkında 13.10.2021 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2022 tarihli ve 2022/78178 Soruşturma, 2022/4279 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla,
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edildiğinden ve yukarıda açıklandığı üzere incelemeye konu dosyaya dayanak alınan davada ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu durumda artık şüpheli hakkında önceki suçu nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının geçerliliğinin ortadan kalkmış olduğu ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesine kadar aynı suçtan işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61.maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiği de dikkate alınarak, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip incelenmesi, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava bulunması halinde davaların birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği veya eylemlerin tek suç, zincirleme suç ya da bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinden, mahkûmiyet kararı verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.