IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı dahili davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... ... ve dahili davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinin son bölümü ile 06.03.2017 tarihli dilekçesinde sigorta başlangıç tarihinin 08.10.2010 olarak belirlenmesini talep ettiğini, ıslah dilekçesinde de sigorta başlangıç tarihinin 1998 olarak tespitinin talep edildiğini, dosyanın gönderildiği ilk bilirkişinin isabetle belirttiği gibi hizmet süresinin tespitine ilişkin davacının bir talebinin olmadığını, mahkemenin davacının talebiyle bağlı olup davacının davasını bir kez ıslah etme hakkı olup o hakkını da kullandığını, mahkemenin bilirkişiden hizmet tespitine ilişkin rapor düzenlemesini istemesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu gibi bilirkişinin hizmet tespitine ilişkin rapor düzenlemesinin de hatalı olduğunu, ...'un 2009 yılına kadar vergi mükellefi olup son derece sosyal bir insan olduğunu, evde tüm zamanlı çalışana ihtiyaç bulunmadığını, davacının ise sitede bir çok eve gündelikçi olarak gittiğini, o tarihte gündelikçilerin sigortalı olma zorunluluğunun bulunmadığını, davacının kendi üzerine ev yapılması talebi karşılanmadığından intikam duygularıyla bu davayı açtığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dahili davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacının tespitine karar verilmesini istediği çalışmasını yasaya uygun bir biçimde kanıtlanamadığını, dinlenilen tanıklarının beyanlarının dikkate alınmayıp davacının gerçeğe aykırı beyanlar sunan tanıklarına göre karar verildiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla, eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Fer'i müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde, İlk derece mahkemesinin 04.05.2020 tarihli ve hukuka aykırı olarak düzenlenen bilirkişi raporunu esas aldığını, davacının tespitine karar verilmesini istediği tarihte gerçek ve fiili çalışmasının varlığını yazılı belgelerle ispat edemediğini, Kurum kayıtlarına dayanarak hüküm kurulması gerekirken sadece tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurulduğunu, 6552 sayılı Kanun gereğince Kurum fer'i müdahil olduğundan aleyhine mahkeme masrafları ile vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "Davalı işveren tarafından davacı adına işe giriş bildirgesi verilmediği, davalı müteveffa ...'a ait ev işlerine yardımcı işyerinin Kanun kapsamında bulunmadığı, davacının sigortalılık tescilinin olmadığı, anlaşılmaktadır.
Ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Kanun'un ilk halinde kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 2100 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle yapılan değişiklik sonucu mülga 506 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içerisinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir.
Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışmalar hariç, bu Kanun'ların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar.
Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir.
Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır.
Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu (yarısından fazlası) ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır.
Mülga 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş” ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır.
Ev hizmetlerinde çalışanlar, hizmet akdine göre evde çalışan kimseler olup, haftanın her günü çalışanlar yönünden sürekli, süreksiz çalışma olgusunu belirleme yönünden 4857 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesindeki tanımdan hareket etmek mümkün ise de, haftanın her günü değil de, belirli günlerinde gelip çalışanlar bakımından sürekli veya süreksiz çalışmanın kriteri herhalde her haftanın yarısından fazla düzenli olarak çalışma olmalıdır.
Yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında, somut olayda, tanık beyanları, banka kayıtları ve tüm dosya içeriğine göre, müteveffa ... vekilinin cevap dilekçesinde yer alan , “eşinin vefatından sonra sürekli olarak davacının kalarak evin işlerini yaptığı” beyanı da gözetildiğinde, davacının tescilsiz .../... adresinde bulunan “Ev Hizmetleri” işyerinde; müteveffa ...’un eşi ...un vefat ettiği 19.10.2001 tarihinden itibaren 08.10.2015 dava tarihine kadar hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle ve sürekli olarak çalıştığı tespit olunmakla, mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuran davalı, dahili davalılar ve fer'i müdahil ... vekillerinin dilekçelerinde yer verdikleri itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.