Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2023/205 · K. 2023/154
Hukuk Genel Kurulu 2023/205 E. , 2023/154 K. "İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki fark ücret alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 2. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararının usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulması üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda direnme kararı verilmiştir. 3. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi 5. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2005 yılında özelleştirme kapsamında %55 oranındaki hissesinin satışı ile kamu kurumu niteliğini kaybedip özel hukuk tüzel kişisi hâline geldiğini, davacı dahil birçok personelin devlet memurluğu hakları saklı kalarak çalışmaya devam ettiğini ve sonrasında kamu kurumlarına naklen atandığını, taraflar arasında 2006 yılında imzalanan 2 nci Tip İş Sözleşmesinde davacıya kamudaki memurlara uygulanan artış kadar zam yapılacağının belirtildiğini, ancak memurlara ödenen ek ödeme ve denge tazminatı ödemelerinin müvekkilinin ücretine yansıtılmadığını, 31.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5473 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye (375 sayılı KHK) eklenen Ek 3 üncü maddenin birinci fıkrasında kamu personeline her ay ek ödeme yapılacağının; dördüncü fıkrasında fark tazminat hesabının; yedinci fıkrasında ise kadro dışı çalışanlara ödeme yapılmasında yetkili olanların düzenlendiğini, Yüksek Planlama Kurulunun (YPK) kararlarıyla çalışanlara her ay yapılacak ek ödemelere ilişkin düzenlemeler yapıldığını, 10.11.2006 tarihli ve 2006/T-32 sayılı karar ile de ücret artışı ve ek ödemenin düzenlendiğini, akabinde her yıl YPK kararı ile ek ödeme tutarlarına ilişkin farklı düzenlemeler getirildiğini, müvekkilinin de kapsamdaki personeller arasında yer aldığını, 4046 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi gereği ... Telekomünikasyon Anonim Şirketinde (... Telekomünikasyon AŞ/... Telekom/... Telekom AŞ) çalışmaya devam ettiğini, işten çıkartılıp Personel Daire Başkanlığına bildirildiği tarihte ek ödeme ücreti dikkate alınarak ücretinin belirlenmesi gerekirken bu ek ödemenin yer değiştirme suretiyle atamalarda aylık bildirim belgesinde gösterilmediğini, ek ödemelerin başlangıcı olan 01.01.2006 tarihinden işten çıkartıldığı tarihe kadar ... Telekomda çalıştığı dönemde YPK kararından kaynaklı ek ödemelerin yapılmadığını ileri sürerek 15.09.2007 tarihinden davalı şirket tarafından en son ödenen ücret tarihine kadar ek ödemelerin tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı 6. Davalı vekili cevap dilekçesinde; 406 sayılı Kanun'un Ek 29 uncu maddesinin özelleştirme sonrası ... Telekomda çalışanların durumunu düzenlediğini, Ek 29 ve Ek 22 nci maddeler gereği kapsam dışı personelin ücret ve ek ödemelerinin belirlenmesine yönetim kurulunun yetkili kılındığını, bu durumda kapsam dışı İş Kanunu’na tabî çalışan davacının 40+40 ek ödeme talebinin hukuka aykırı olduğunu, 5473 sayılı Kanun ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Ek 3 üncü maddede ek ödemeden yararlanacakların düzenlendiğini ve yapılan ödemelerin genel bir artış olmayıp belli kurum ve unvanlardaki personele uygulanan ek ödeme olduğunu, 5473 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde uygulamaya ilişkin tereddütleri gidermeye Maliye Bakanlığının yetkili olduğunun düzenlendiğini, Maliye Bakanlığının bu ek ödemelerin dikkate alınmayacağını bildirdiğini, YPK’nın 08.05.2006 tarihli ve 2006/T-17 sayılı kararının sözleşmeli personel için uygulandığını, kapsam dışı personelin belirtilmediğini, ayrıca sözleşmeli personele de 2 nci Tip İş Sözleşmesi imzalanana kadar olan süre içinde 40,00 TL ek ödeme yapıldığını ancak sözleşme sonrası ücret belirleme yetkisinin 406 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi gereği ... Telekom Yönetim Kuruluna ait olduğunu, İcra Kurul kararı ile kamuya nakil hakkını saklı tutarak 2 nci Tip İş Sözleşmesi ile çalışan personele ilave tediye ve ikramiye ödemesi yapıldığını, ayrıca vergi dilimindeki artıştan dolayı gelir vergisi fark tutarlarının da müvekkili şirket tarafından karşılandığını, bu uygulamalarla davacının kamuda aynı statüde çalışan memurdan daha fazla ücret aldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararı 7. ... 2. İş Mahkemesinin 07.11.2014 tarihli ve 2012/842 Esas, 2014/535 Karar sayılı kararı ile; davacının 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye tabî sözleşmeli memur olarak görev yapmakta iken istihdam fazlası olduğu belirlenerek 4046 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi gereğince kamu kurumuna 20.09.2010 tarihinde atamasının yapıldığı, 375 sayılı KHK’ya eklenen Ek 3 üncü maddede belli kamu görevlilerine ek ödeme yapılacağı belirtilerek ek ödemenin şartlarının düzenlendiği, maddedeki düzenlemeye göre ücretleri YPK tarafından belirlenenler için ek ödeme tutarını belirlemeye YPK’nın yetkili olduğu, YPK’nın da buna ilişkin yayınlanan tebliğlerinde ek cetvelde bulunan pozisyonlarda çalışan sözleşmeli personeline ek ödemesine yönelik düzenleme yaptığı, Posta Telgraf ve Telefon İşletmelerinin de 399 sayılı KHK’nın Ek 2 cetvelinde yer aldığı, ayrıca 4046 sayılı Kanun’un 22 ve 406 sayılı Kanun’un Ek 29 uncu maddelerinde nakil olacak personellere yönelik ücret düzenlemelerinin yer aldığı, bu düzenlemelere göre de davacıya 15.09.2007 tarihinden kamu kurumuna naklinin yapıldığı 20.09.2010 tarihine kadar denge tazminatının ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Özel Dairenin Bozma Kararı 8. ... 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 9. Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince 13.04.2015 tarihli ve 2015/5952 Esas, 2015/6878 Karar sayılı kararı ile; “…Gerek yasal düzenleme ve gerekse sözleşmedeki hükümler dikkate alındığında, davalı kurumda özelleştirme öncesi kapsam dışı olarak çalışan ve 399 sayılı KHK hükümlerine tabi olarak ücreti belirlenen davacının özelleştirme sonrası çalıştıktan sonra nakledildiği tarihe kadar kamuda aynı statüde çalışanlar için getirilen özlük haklarından yararlandırılarak, nakil edildiklerinde haklarının korunması amaçlanmıştır. Kısaca davacı kapsamdışı olarak kamuda çalışmış gibi sayılmaktadır. Sonuç olarak davacı, davalı kurumda iken çalıştığı dönemde 375 ve 399 sayılı KHK.’ler ile getirilen artışlardan yararlandırılmalı ve bu artışlar uygulanmak sureti ile nakledildiğinde maaş nakil ilmühaberi düzenlenmelidir. 375 sayılı KHK.’un ve 399 sayılı KHK.’lere dayanılarak çıkarılan 2006/1, 2006/3, 2007/1 ve 2008/1 sayılı tebliğler uyarınca “Özelleştirme kapsam ve programında bulunan kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarından olup özelleştirme işlemleri tamamlanan kuruluşların sözleşmeli ve kapsam dışı kamu personelinin ücretlerine, bu personelin sözleşmeli ve kapsam dışı statülerde bulunduğu sürelere ait bu Karardaki ücret artışlarının hiçbir işlem yapılmaksızın aynen uygulanması ve bunun maaş nakil ilmühaberine yansıtılması” gerekir. Yasal ve sözleşme hükümleri Maliye Bakanlığı görüşünün üzerindedir. Yasal düzenleme özelleştirilen davalı kurumda nakle tabi kapsamdışı personeli kapsamaktadır. Kaldı ki Uyuşmazlık Mahkemesinin uyuşmazlığın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği yönündeki kararından önce Danıştay 5. Dairesi 22.08.2010 gün 2010/88-4718 sayılı kararı ile “5473 sayılı yasa ile getirilen ek ödemenin iş sözleşmesinin feshedildiği 2008 yılından önce 01.01.2006 ve 01.07.2006 tarihlerinde yürürlüğe girmesi nedeni ile bu ödemenin “iş sözleşmesinin sona erdiği yılın 15 Ocak tarihine kadar kamu görevlilerinin parasal haklarına yapılan artışlar” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Hukuki olarak bu tespit yapılmakla birlikte, davalı kurum taraflar arasındaki sözleşme hükmü veya eki yönetmelik hükümleri ile kapsamdışı nakle tabi olarak çalışan davacının 15.4.2004 tarihi itibarıyla bu unvana göre belirlenmiş olan ücret ve diğer malî haklarına veya belirlenmemiş ise Yönetim Kurulu kararı ile sözleşme imzalandığı tarihteki ücretine artışlar yapmış olabilir. Bu artışlar Kanun Hükmünde Kararnamelere dayanılarak çıkarılan ve kamuda çalışan sözleşmeli personel ile kapsamdışı personel için 2006/1, 2006/3, 2007/1, 2008/1 ve ilgili düzenlemeler ile sağlanan artışlardan azda olabilir, fazla da olabilir. Aynı oranda veya fazla oranda yapılmış ve yansıtılmış ise kapsamdışı nakle tabi olarak çalışan davacı kamudaki personel için getirilen artışlardan faydalanamaz. Ancak davalı işveren anılan hükümleri dikkate almadan artış yapmamış veya daha az artış olabilir. 15.4.2004 tarihi itibarıyla bu unvana göre belirlenmiş olan ücret ve diğer malî haklarına veya belirlenmemiş ise Yönetim Kurulu kararı ile sözleşme imzalandığı tarihteki ücretine hiç artış yapılmamış ise tebliğler ile getirilen artışların tamamının, artış yapılmış ancak yeterli değil ise aradaki fark alacağa göre maaş nakil ilmühaberinin düzenlenmesi gerekir. Bu tespitin yapılması için ise davalı kurumdan anılan dönemdeki bordroların, maaş artışına ilişkin işverenin varsa işletmesel kararlarının getirtilmesi, davacının 15.4.2004 tarihi itibarıyla bu unvana göre belirlenmiş olan ücret ve diğer malî haklarının veya belirlenmemiş ise Yönetim Kurulu kararı ile sözleşme imzalandığı tarihteki ücretinin ne olduğunun tespit edilmesi, bu konuda uzman mali bilirkişiden rapor alınması gerekir. Sonuç olarak davacı ile ilgili davalı işyerinde tüm bordrolar, ücret ve mali haklarına ilişkin işverence alınan tüm işletmesel kararlar getirtilmeli, davacının kapsam dışı nakle tabi olarak çalıştığı dönemde 406 sayılı Kanunun Ek. 29 ve sözleşmenin 7. maddeleri uyarınca aynı statüde kamuda çalışan ve 399 sayılı KHK.’un ek II. cetveline tabi çalışanlara uygulanan artışlardan yararlandırılıp yararlandırılmadığı, artış yapılıp yapılmadığı, yapılan artışın tebliğlerle getirilen artışların altında kalıp kalmadığı, tebliğlere göre yapılacak artışları kapsayacak şekilde maaş nakil ilmühaberinin düzenlenip düzenlenmediği konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporu, hüküm oluşturmaya yeter nitelikte olmayıp, yukarıda açıklanan hususları kapsayacak nitelikte tablo halinde denetime de elverişli şekilde rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı 10. ... 2. İş Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2015/517 Esas, 2015/817 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten dava konusunun davacıya denge tazminatı ödenmesine ilişkin olduğu, maaş nakil ilmuhaberi düzenlemesine ilişkin olmadığı bu sebeple mahkemenin önceki kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir. 11. Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2021 tarihli ve 2016/(7)9-2609 Esas, 2021/674 Karar sayılı kararı ile; "...44. Bu genel açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; mahkemece bozma sonrası tefhim edilen kısa kararda “…1.599,94 ödenmeyen ücret alacağının 10,00 TL'lik kısmına dava tarihi olan 11/09/2012 tarihinden itibaren geri kalan kısmına ıslah tarihi olan 21/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,…” şeklinde karar verildiği hâlde direnmeye ilişkin gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise “…7.649,38 ödenmeyen ücret alacağının 10,00 TL'lik kısmına dava tarihi olan 11/09/2012 tarihinden itibaren geri kalan kısmına ıslah tarihi olan 21/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine…” karar verildiği bu şekilde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluştuğu açıktır. 45. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, HMK’nın 297. maddesindeki düzenlemeler gözetilerek, tefhim edilen kısa kararın gerekçeli kararın hüküm fıkrasıyla çelişki ve tereddüdüne meydan vermeyecek şekilde oluşturulmasından ibarettir. 46. Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan Anayasal ve yasal düzenleme ile ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte direnme kararı verilmek üzere kararın usuli nedenle bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin karar usulden bozulmuştur. 12. ... 2. İş Mahkemesinin 22.12.2021 tarihli ve 2021/477 Esas, 2021/892 Karar sayılı kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararı yerine getirilerek önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.