İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2023/2196 · K. 2024/4966
- Esas No
- 2023/2196
- Karar No
- 2024/4966
- Karar Tarihi
- 12.06.2024
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2023/2196 E. , 2024/4966 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/457 Esas, 2023/52 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/36 E., 2020/155 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın 2007 yılında Teva Pharmaceutical Industries Ltd. tarafından satın alındığını, Teva Pharmaceutical Industries Ltd.’nin 2015 yılında Allergan Plc.’ye ait Allergan Jenerik İşi devraldığını, söz konusu devrin kapsamına Allergan Plc’ye ait ... İlaçları A.Ş.’nin de girdiğini, ilgili devir anlaşmalarının neticesinde müvekkili şirketin ... İlaçları A.Ş.’nin külli halefi konuma geldiğini, 940436 tescil no’lu “AZOSİLİN” markasının 1986 yılında, 165215 tescil no’lu “KALİDREN” markasının 1995 yılında, 111806 tescil no’lu “PROKSACİN” markasının 1989 yılında tescil edildiğini, şirketler arası birleşme devralma sürecinde ... İlaçları A.Ş.’ye ait bazı markaların sehven yenilenmediğini, sehven yenilenmeyen markaların davalı tarafından kötü niyetle kendi adına tescil edildiğini, söz konusu kötü niyetli tescillerin kapsamında 2016/97602 tescil no’lu “AZOSİLİN” ibareli, 2016/97609 tescil no’lu “KALİDREN” ibareli, 2017/117126 tescil no’lu “PROXACİN” ibareli markaların bulunduğunu, davalı tarafından dava konusu markaların müvekkili şirkete ait olduğunun bilinmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını belirterek davalı adına tescilli 2016/97602 tescil no’lu “AZOSİLİN”, 2016/97609 tescil no’lu “KALİDREN” ve 2017/117126 tescil no’lu “PROXACİN” markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın yerli bir üretici olduğunu ve ilaç sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin bedelini ödemek suretiyle üç adet ilaç markasını pazarlama hakkı elinde bulundurduğunu, dava konusu markalar üzerinde müvekkilinin emeğinin olduğunu, üç ilacın da tanıtımının müvekkili tarafından yapılmış olması sebebiyle ilgili ilaçlara ilişkin ruhsatın dava dışı ... İlaç Ecza Deposu Medikal Ürünler San. ve Tic. A.Ş.’den alınacağını, ruhsatına sahip olunmayan bir ilacın Türkiye’de hiç kimse tarafından üretiminin yapılamayacağını, davacının ilaçlara ilişkin ruhsata sahip olmadığını, üretim ve pazarlama hakkı bulunmadığını, üretim ve pazarlama hakkı bulunmayan bir ilaç markasını haksız bir şekilde elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin dava konusu markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu markalara ilişkin kanuni yenileme ve koruma sürelerinin sona erdiğini, davacının söz konusu markaları kullandığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ileri sürmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ilaç sektöründe yer alması nedeni ile dava konusu markaların davacıya ait olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği, davaya konu ilaç markalarının koruma sürelerinin dolmasından sonra bir yıllık süre geçmeden davalı tarafından birebir aynı isimle tescil ettirilmesinin iyi niyetli olmadığı, her ne kadar dava konusu diğer marka olan "PROKSACİN" markası koruma süresi dolduktan 8 yıl 7 ay sonra tescil ettirilmiş ise de, davalının kötü niyetli hareket ettiği kanaatine ulaşıldığından ve kötü niyet bölünemeyeceğinden, davalının kötü niyetli olduğu kanaatine ulaşıldığı, davalı tarafından, davacının dava konusu ilaçların ruhsat sahibi olmadığı ve olamayacağı savunmasında bulunulmuş ise de, ruhsat sahibi olunması ile marka sahibi olunmasının farklı olduğu, ruhsat sahibi olunmasının marka hakkı sahibinin, marka hakkını kullanmasına engel olunamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; öncelikli davacının markaların sahibi olarak dava açabilme hakkını ispatlaması gerektiğini, davacının tescilli markalarının koruma sürelerinin geçtiğini, davacı tarafından ihtar gönderdiğinde 2 yıllık sürenin de geçtiğini, davacının markaları kullandığına ilişkin hiçbir iddia ileri sürmediğini, davacının markalar için gerekli ilaç ruhsatları olmadığından marka başvurusu da yapamadığını, müvekkilin kötüniyetinin tespit edilemediğini, sadece bir tahminden hareket edildiğini, müvekkilinin üretimini yaptığı, pazarladığı markaları korumak istemesinin hukuka aykırılık teşkil etmediğini, davacının üretemeyeceği ilaçlar için marka yenilemesi yapmadığını, hükümsüzlüğe karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının marka tescillerinde kötü niyetli olduğu anlaşılmakla markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kötü niyetli tescil edilen markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.