V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684., 718., 724., 728., 729. ve 1012/2, 3 üncü maddeleri,
3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. ve 19 uncu maddeleri,
4. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60 ıncı maddesi,
5. 6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ilk derece yargılaması dilekçeler teatisi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm olmak üzere beş aşamadan oluşur. Dava dilekçesinin verilmesiyle bahsi geçen ilk aşama başlamış olur.
6. Dava dilekçesinde hangi hususların yer alacağı 6100 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Buna göre dava dilekçesinde; mahkemenin adını, dava konusu ve mal varlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değeri, iddianın dayanağı olan tüm vakıaların sıra numarası altında açık özetleri ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delille ispat edileceği ve dayanılan hukuki sebeplerin (maddi vakıaları) açıklanması zorunludur. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; birinci fıkrada az önce açıklanan (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılacağı düzenlenmiştir. Öte yandan davalı da, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde cevap dilekçesini sunmalı (6100 sayılı Kanun, HMK md. 127/1); yine cevap dilekçesinde, savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini, her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini göstermeli ve taleplerini belirtmelidir (6100 sayılı Kanun, HMK md. 129). Dava ve cevap dilekçelerinin kapsamına ilişkin ilkelerin tamamlayıcısı niteliğinde olan 136/2 nci maddesi gereğince; davacının cevaba cevap, davalının da ikinci cevap dilekçesi hakkında, dava ve cevap dilekçelerine ilişkin hükümler, niteliğine aykırı düşmediği sürece kıyasen uygulanacaktır. Davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi vermemesi sonucunda davacının da artık 136 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre cevaba cevap dilekçesi veremeyeceğinin tâbi bulunması karşısında, davalının hiç cevap dilekçesi vermemiş olması hâlinde hâkim, 136 ve devamı maddelerine göre dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanması nedeniyle ön inceleme aşamasına geçecek ve kanundan kaynaklı istisnai hâller dışında görülmekte olan davaya ilişkin taraflar açısından iddia ve savunmayı değiştirme veya genişletme yasağı başlamış olacaktır. Nitekim benzer ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2021 tarihli ve 2017/2-2649 Esas, 2021/1148 Karar; 13.02.2020 tarihli ve 2017/2-1288 Esas, 2020/143 Karar ile 30.09.2020 tarihli ve 2017/2-2716 Esas, 2020/705 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
7. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141 inci maddesi 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile yapılan değişiklikten önceki hâliyle; “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır” hükmünü taşımakta iken 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
8. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141 inci maddesine göre; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında bu yasağın uygulanmaması ile tarafların dilekçelerinde rahat, doğru ve sağlıklı bir iddia ve savunma bütünü oluşturmalarını sağlamak ve ayrıca maddi ve hukuki nitelendirmeleri uyuşmazlığı çözecek doğrulukta ortaya koymaları amaçlanmaktadır. Şüphesiz ki bu imkân, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi ile söz konusudur. Bu iki dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Madde gerekçesinde ön inceleme duruşma tutanağının “yargılamanın yol haritası” olma özelliği vurgulanmıştır.
9. Muhdesat aidiyetinin tespiti davalarında ispat yükü davacı taraf üzerinde olup davacı taraf muhdesatı kendi adına ve hesabına meydana getirdiğini her türlü delille kanıtlayabilir.
10. Davada ispat yükü üzerinde olan ancak toplanan delillerle davasını kanıtlayamayan tarafın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 inci ve devamı maddeleri uyarınca karşı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunmaktadır. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklif edebilir. Yani, yemin teklifini, ispat yükü kendisine düşen ve fakat bunu yerine getirememiş olan taraf yapar.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacı dava dilekçesinde tapu kaydı, ortaklığın giderilmesi davası, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin emsal kararları, keşif ve bilirkişi delillerine dayanmış olup yasal süresi içerisinde verdiği cevaba cevap dilekçesinde de belediye ruhsat kayıtları, elektrik aboneliği, su aboneliği, doğalgaz aboneliği, yemin ve isticvap delillerini bildirmiştir.
3. Somut olayda, Mahkemece, davacı tarafın dilekçelerin teatisi aşamasında bildirdiği delillerin tamamı toplanmadan ve davacı cevaba cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı halde davacının yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmadan karar verilmesi isabetsizdir.
4. Hal böyle olunca Mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın usulüne uygun şekilde bildirdiği ancak toplanmayan delillerinin toplanması, davacının davasını bu delillerle ispatlayamaması halinde, yemin deliline de dayandığı, taşınmazda paydaş olan davalıların binanın davacı tarafından meydana getirilip getirilmediğini bilecek durumda oldukları gözetilerek davacı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması zorunludur.
5. Değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.