V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. ... kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 07.06.2021 tarih 2021/3150-2021/2478 sayılı kararı ile; ''2918 sayılı KTK.nun 109/1.maddesi "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmünü öngörmektedir. Aynı Kanunun 109/2. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu kaza 26.08.2008 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince 17.08.2018 tarihinde Hakem Heyetine başvuru yapılmıştır.
Davalı vekili süresi içinde zamanaşımı definde bulunmuş, yerel mahkeme,... zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar vermiş, ... ise Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 30.07.2018 tarihli rapora göre,davacıda meydana gelen maluliyetin zaman içerisinde niteliği ve kapsamı yönünden bir farklılık olduğu dolaysıyla gelişen/ağırlaşan durumun varlığından söz edileceğinden 10 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin nazara alınması gerektiği, başvuru tarihi itibariyle 10 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne karar vermiştir.
Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Ceza Kanunu 5237 Sayılı TCK’dır. Davaya konu kazada birden fazla kişinin yaralanmış olmasına göre, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK da öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresi geçerli olup,... ve ...’nin kazanın oluş tarihi ve dava tarihine göre ceza zamanaşımının gerçekleştiği tespiti doğrudur. Ne var ki; davacının, kazadan sonra tam olarak iyileşemediği ve eski sağlığına kavuşamadığı ileri sürerek maluliyet iddiasında bulunduğu gözetilerek, yaralanmadan kaynaklanan tedavi süreci ile maluliyetin tespit edilebilir olduğu tarihin, ayrıca tedavi sürecinde yaralanma nedeniyle gelişen durum olup olmadığının da irdelenmesi suretiyle, maluliyetin doğduğu (zamanaşımının işlemeye başlayacağı) tarihinin bilirkişi raporuyla tespit edilmesi gerekirken İtiraz Hakem Heyetince uzman olmadığı bir hususta subjektif değerlendirmeyle belirlenmesi hatalı olmuştur.
Zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için, zarar gören tarafından failin yanında zararın da öğrenilmesi gerekir. Bedensel zararlarda, uğranılan zararın tespit edilebilmesi için, meydana gelen yaralanmanın niteliği de nazara alınarak, öncelikle zarar nedeniyle gerekli tedavi sürecinin bitmiş olması gerekir. Zira, tedavi devam ederken zarar gören kişinin sürekli ve geçici işgöremezlik durumu tam olarak tespit edilemez. Daha açık bir ifade ile, tedavi devam ederken kişinin yaralanma nedeniyle maluliyeti olup olmadığı ve varsa oranının ne olduğu tam olarak tespit edilemez.
Ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır.
Somut olayda; dosya içerisinde bulunan davacıya ait tıbbi belgelere göre, davaya konu kaza nedeniyle, davacıda sol humerus fraktürü ve sağ omuz dislokasyonu ve optik sinir hasarı sonucu gelişmiş tek taraflı görme kaybı meydana gelmiş; tedavisi kaza tarihi itibariyle yapılmıştır. Sonraki süreçte, yaralanma nedeniyle gelişen durum oluşup oluşmadığına (ameliyat,tedavi vs.) ilişkin dosya kapsamında belge bulunmamaktadır. Davacının kazadaki yaralanmalarında kaynaklanan gelişen maluliyeti bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir rapor alınmadan karar verilmiştir.
Ayrıca; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
26.08.2008 kaza tarihi itibari ile Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü yürürlükte olup, İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 30.07.2018 tarihli rapor kaza tarihinde yürürlükte olmayan tüzük ve yönetmeliğe göre düzenlenmiştir.
Açıklanan vakıalar karşısında; kazadaki yaralanma nedeniyle davacının gördüğü tedavilere ilişkin detaylı açıklama davacı yandan alınıp,tüm tedavi evrakı dosyaya kazandırıldıktan ve dosya içerisinde bulunmayan ancak taraflarca olduğu ileri sürülen Sadi Konuk Hastanesi’nden alınan 11.09.2019 tarihli eksik kalan belge varsa toplanmasından sonra, ATK 3. İhtisas Kurulu ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıkları'ndan, olay tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’ne uygun, davacının maluliyetinin trafik kazası sonucu meydana gelip gelmediği, davacının kazadaki yaralanması nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı ile oranının ne olduğu; kazadaki yaralanmalarına bağlı olarak gelişen yeni durum olup olmadığı; gelişen yeni durum olduğunun saptanması halinde ise, bu yeni durumun ne zaman ortaya çıktığı, tedavi sürecinin ne zamana kadar devam ettiği ve hangi tarihte bittiği konularında, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, davalı vekilinin itirazlarını karşılar nitelikte bir rapor alınarak zararın (maluliyetin) ne zaman öğrenildiği ya da öğrenilmesi gerektiği değerlendirilip, zamanaşımı yönünden değerlendirme yapılması gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir'' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
B.İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı gereğince alınan 17.05.2022 tarihli raporun bozma ilamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli olduğundan davalı tarafın rapora yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, bozma öncesi kararın davalı tarafından temyiz edildiği dikkate alınarak lehine oluşan usulüne kazanılmış haklar dikkate alınarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulü ile ... kararının kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulü ile 125.000,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, 1.170,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 100,00 TL belgelenemeyen tedavi gideri olmak üzere toplam 126.270,00 TL maddi tazminatın 14.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak başvurana ödenmesine, fazlaya ilişkin 1.900,00 TL istemin reddine karar verilmiştir.