Silivri 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.07.2018 tarihli ve 2017/12 E., 2018/145 K. sayılı kararıyla; çekişme konusu taşınmazın satışına dayanak belediye meclis kararının idare mahkemesince iptal edilip kesinleştiği, davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz hale geldiği, ancak taşınmazı sonradan edinen diğer davalıların iyiniyetli olmadıklarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının iyi niyetli olduğunu, iyi niyetin asıl olup bunun aksini iddia edenin iddiasını ispat etmesi gerektiğini, oysa davalı ...’nin kötü niyetli olduğunun ve taşınmazın satışına dayanak meclis kararının iptal edildiğini bildiğinin davacı tarafça ispat edilemediğini, davalı ...’nin kayıt maliki olmayıp taraf sıfatı bulunmadığını, davalının taşınmazı önceki kayıt maliki ...’den satış yoluyla edindiğini, daha sonra da diğer davalılar ... ve ...’a devrettiğini, taşınmazı satın alırken ve satarken emlakçı aracılığı ile bu işlemleri gerçekleştirdiğini, davalının iyi niyetli olup, bu iyi niyetinin korunması gerektiğini, davalının taşınmazı satın aldığı tarihte iptal kararı ve buna ilişkin tapu kütüğünden herhangi bir şerh de bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın 06.07.2009 tarih ve 53 sayılı Belediye Meclis Kararına istinaden Belediye Encümenince yapılan ihale ile 13.12.2012 tarihli 1793 sayılı kararı ile davalı ...’e satıldığını, satışa dayanak Belediye Meclis kararının İstanbul 5.İdare Mahkemesinin 2009/1410 Esas, 20210/942 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, anılan kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, davalılar ... ve ...’ın dava konusu taşınmazı emlakçı ... isimli kişinin aracılığıyla 07.03.2016 tarihinde ...’dan satın aldıklarını, davalıların iyi niyetli olarak emlakçı aracılığı ile taşınmazı satın aldıklarını, davalıların dava konusu taşınmazı satın almasından yaklaşık 4 ay sonra, taşınmazın tapu kütüğüne kesinleşen İdare Mahkemesi kararının şerh düşüldüğünü, davalıların taşınmazı satın almasında tapu kütüğünde herhangi bir şerhin mevcut olmadığını, davalıların taşınmazı 385.000,00 TL bedelle satın aldıklarını, bu bedelin 150.000,00 TL'lik kısmını banka yoluyla, geri kalan kısmını ise elden ödediklerini, davalıların taşınmazı yatırım amacı ile satın aldıklarını, Bağcılar ve Bayrampaşa'da ikamet ettiklerini, meclis kararının ve bu kararın iptal edildiğini bilmelerinin mümkün olmadığını, davacı tarafça davalıların meclis kararının iptal edildiğini bildiği hususunun ispat edilemediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemişlerdir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705, 1022/1, 1023., 1024 ve 1025. maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ... Meclisinin 06.07.2009 tarihli 53 sayılı kararı ile 39 adet taşınmazın satışının uygun görüldüğü, belediye encümenince yapılan ihale sonucunda davacı Belediyenin çekişme konusu 984 ada 2 parsel sayılı taşınmazını 26.12.2012 tarihinde davalı ...’a 143.000,00 TL bedelle temlik ettiği, taşınmazı, davalı ...’ın 18.03.2013 tarihinde diğer davalı ...’a 145.000,00 TL bedelle, Zeki’nin de 07.03.2016 tarihinde öteki davalılar ... ve ...’a toplam 150.000,00 TL bedelle yarı yarıya devrettiği, anılan meclis kararının İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 2009/1410 Esas, 2010/942 Karar sayılı, 31.05.2010 tarihli kararı ile iptal edildiği, hükmün derecattan geçerek 08.04.2016 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş mahkeme kararının 22.08.2016 tarihinde taşınmazın tapu kaydına şerh düşüldüğü anlaşılmaktadır.
2.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.