İçtihatYargıtay12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/2449 · K. 2024/7421
- Esas No
- 2023/2449
- Karar No
- 2024/7421
- Karar Tarihi
- 11.12.2024
Karar Metni
12. Ceza Dairesi 2023/2449 E. , 2024/7421 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/79 E., 2021/295 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2021 tarihli ve 2015/79 Esas, 2021/295 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 123, 62/1, 53/1-2-3, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin kesinleştiği değerlendirilerek, kesinleştirme şerhi düzenlenmediği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.01.2023 tarihli ve 94660652-105-61-25155-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/11729 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/11729 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 07/07/2021 tarihli kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyet, cinsel taciz suçundan ise beraat kararı verildiği, anılan beraat kararının katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 26/05/2022 tarihli ve 2021/2749 esas, 2022/1260 sayılı kararı ile beraat hükmünün bozulmasına, istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak da kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasına karar verildiği;
Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 27/10/2020 tarihli ve 2020/9819 esas, 2020/14058 karar sayılı ilamında yer alan 'sanığın eski arkadaşı olan katılana, katılanın istemediğini açıkça belirtmesine rağmen onu sevdiğini ve evlenmek istediğini belirten farklı tarihlerde birden fazla mesaj göndermesi şeklindeki eylemi nedeniyle TCK.nun 105/1, 43/1 maddelerinde düzenlenen zincirleme cinsel taciz suçundan cezalandırılması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülüp kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması...' şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 26/05/2022 tarihli kararında da belirtildiği üzere, Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 10/06/2014 tarihli ve 2014/97 esas, 2014/170 sayılı kararı ile sanığın olaydan önce 12/04/2014 tarihinde mağduru kaçırarak birden fazla kişi ile birlikte ve cinsel saikle hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, sanığın bu suçun soruşturması kapsamında bir müddet tutuklu kaldıktan sonra tahliye olduğu ve suç tarihi olan 17/07/2014 tarihinde katılana bir buçuk saat içerisinde 6 adet mesaj gönderdiği, mesajların 'seni hala seviyorum, Derya ne yazık seviyorum işte, öldürsen beni de halen kalbim seninle atıyor, bir yanlış yaptım, bir hata işledim ama yemin ederim seni kaçırdım ama sana derdimi anlatmak için kötü bir niyetim yoktu, ben arkadaşlarımı ele vermedim, suçu üstlendim, tutuklandım, biliyorum halen çok kızgınsın bana hala seviyorum seni, ölene kadar vazgeçmem senden asla, seven herşeyi göze alır, bende aldım düşündüm sonunu' şeklinde taciz içerikli olduğu ve sanığın savunmasında söz konusu mesajları katılan ile barışıp tekrar bir araya gelmek için attığını belirttiği anlaşılmakla;
Sanığın bir buçuk saat gibi kısa bir süre içinde ve peş peşe gönderdiği katılanı sevdiğine ve onun için herşeyi göze alacağına dair cinsel taciz içerikli mesajların ve devamındaki kaçırma eyleminde kendisinin kötü bir niyetinin olmadığını anlatan ve katılanı barışmaya ikna etmeye dönük mesajlarının bütün halinde cinsel taciz suçuna vücut verdiği olayda kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. Bu kapsamda dava dosyası incelendiğinde; sanığın, katılana karşı 5237 sayılı TCK'nın 123. ve 105/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmasının talep edildiği iddianamede, "Suç tarihi 17.07.2014 günü şüpheli ...'un kendisini zorla araca bindirerek kaçırdığı için hakkında dava ve husumetin bulunduğu şikayetçi ...'ın 'deryaerdoğan87@hotmail.com' adresine, ... isimli facebook hesabından; Saat saat 11:41 de 'seninle daha işim bitmedi bitmeyecek yazıklar oslun nasıl bir yüzün varda hala oralardasın bilmem'. Saat 11:53 de 'seni hala seviyorum derya ne yazık seviyorum işte öldürsen benide hala kalbim seninle atıyor'. Saat 12:08 de 'bir yanlış yaptım bir hata işledim ama yemin ederim seni kaçırdım ama sana derdimi anlatmak için kötü bir niyetim yoktu ben arkadaşlarımı ele vermedim suçu üstlendim tutuklandım biliyorum hala çok kızgınsın bana hala seviyorum seni ölene kadar vazgeçmem senden asla seven herşeyi göze alır bende aldım düşündüm sonunu.' Saat 12:17 de 'hani yeminler etmiştin şikayet etmeyeceğine hani sigara içmedim deyipde direnen'. Saat 12:53 de 'ben seni hiç kaçırma gibi bir niyetim yoktu o yanımdaki çocuklar nasıl oldu da kanıma girdi' ve 'biraz kızgınım sana tutuklattın beni içerde neler çektim bilemessin' yazılı cinsel taciz içerikli 6 adet mesajı aynı gün içerisinde farklı saatlerde göndererek şikayetçiyi rahatsız ettiği." biçiminde sanığa isnat edilen eylem, İlk Derece Mahkemesince, "Sanık ...'un katılanın rızası hilafına, katılanın kullanmakta olduğu e-posta adresine ayrıntıları yukarıda detaylı olarak izah edilen şekilde söz konusu mesajları atmış olması eylemi 5237 Sayılı TCK'nun 123. Maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturmaktadır. Zira sanık dosya muhteviyatından da anlaşılacağı üzere aralarında eskiye dayalı husumet ve dava bulunan katılanı, sırf huzur ve sükun bozma saikiyle ısrarlı bir şekilde yargılamaya konu mesajları atmış, katılan sanık ile konuşmama iradesini ortaya koymasına rağmen söz konusu mesajları atmak suretiyle üzerine atılı suçu işlemiştir. Her ne kadar sanık ... hakkında katılan ... 'a attığı mesajlar nedeni ile cinsel taciz suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; sanığın atmış olduğu mesajların incelenmesinde sanığın cinsel saikle hareket etmediği, cinsel saikle hareket ettiğine dair başka bir delil bulunmadığı, söz konusu mesajda yazılanların suçun oluşması için yeterli olmadığı, sanığın eyleminin bir bütün halinde kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu netice itibari ile yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanamamış olması nedeni ile sanığın cinsel taciz suçundan beraatine karar verilmiştir." şeklindeki gerekçeye dayalı olarak bir bütün halinde kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu kapsamında değerlendirilmesine rağmen hukuki anlamda tek olan aynı eylem vasıf yönünden bölünerek, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan mahkûmiyet ve cinsel taciz suçundan beraat kararı verildiği ve her ne kadar katılan vekili sadece beraat hükmünü istinaf ettiklerini ifade etmiş ise de sanığın eyleminde cinsel taciz suçunun unsurlarının oluştuğunu belirtmesi nedeniyle aynı eylemle ilgili suç vasfına yönelen istinaf isteminden dolayı her iki hükmü aleyhe istinaf ettiği, bu nedenle kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan kurulan hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2024 tarihinde karar verildi.