IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık ve ortak karar verememe sorunu olduğunu, fikir ve menfaat birliği oluşturulamadığını, dosya içerisinde yer alan mesajlaşma örneklerinden görüleceği üzere müvekkilinin davalı şirket yetkilisi ... ve diğer ortak ile kavga boyutuna gelecek tartışmalara girdiğini, küfür, hareket, tehdit içeren mesajlar yollandığını, aynı zamanda şirket mail adresinin şifresinin değiştirilerek şirket hakkında bilgi alma hakkının engellendiğini, ayrıca İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/259 E. sayılı dosyasında şirketin ortakları ..., ... ... hakkında sahte özel belgeyi düzenlemek ve bilerek kullanmak suçundan şikayette bulunulduğunu, sebebinin davalı şirketin 29.01.2018 ve 28.03.2018 tarihli genel kurul toplantılarında müvekkili adına imza atılmak suretiyle yönetim kurulu defterine ve sicil gazetesine gerçeğe ve hukuka aykırı beyanlarda bulunulduğunu, toplantıda hazır bulunmayan müvekkilinin yazmanlık görevine seçildiğini, böylece genel kurul toplantısında alınan kararda hukuka uygun hale getirilmeye çalışıldığını, ticaret hayatında ortaklar arasında güven ilişkisinin çok önemli olduğunu, ancak davalı şirket ortaklarının müvekkiline karşı haksız ve gayri ahlaki tutumu ve müvekkili adına sahte belge düzenlemelerinin güven ilişkisini zedelediğini, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığında şirketin feshine karar verilmesinin istenebileceğini, kararlaştırılan ödemenin yapılmamasının nedeninin şirket ortakları arasındaki ihtilaf olduğunu, mahkeme kararı olmadan ihtilafın çözülemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından 18.02.2021 tarihli dilekçeye ekli olarak dosyaya istinaf dilekçesinde belirtilen İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/259 Esas, 2020/634 Karar ve 10.12.2020 tarihli kesinleşmiş karar örneğinin ibraz edildiği, söz konusu dosyada davacının katılan, sanıkların ise ..., ... ..., suçun özel belgede sahtecilik, suç tarihinin 05.08.2018 olduğu, mahkeme gerekçesinde sanıkların ve müştekinin ortağı olduğu şirket adına noterde onaylatılan genel kurul toplantı tutanağındaki müşteki adına atılması gereken imzaların bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere sanıklar tarafından atıldığı, belgenin imzalanması sırasında müştekinin orada olmadığı ve imza atmadığını bildikleri olay tarihinde sanıkların anonim şirket yetkili temsilcileri oldukları dönemde suça konu sahte belge üzerine müştekinin yerine imza atmak veya attırmak suretiyle atılı suçu işledikleri gerekçesi ile cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 06.01.2021 tarihinde kesinleşmiş olduğu, suç tarihinin işbu dava tarihinden sonraki tarih olduğu, davacı ve davalı şirket arasında düzenlenen şirketin hissesinin devri ve borç bedelinin tahsili içeriğini kapsayan taahhütnamenin 6102 sayılı Kanun'un 379 uncu maddesindeki şartlar yerine getirilmeden düzenlenmiş olduğu, emredici hükümlere uyulmaksızın düzenlenen taahhütnamenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesi gereği hükümsüz olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde anonim şirketin haklı sebeplerle feshinin düzenlendiği, haklı nedenlerin nelerden ibaret olduğunun açıklanmadığı, ancak öğretide, ortağın kanuna aykırı şekilde bir çok kez toplantıya çağrılmamış olması, azınlık ve bireysel haklarının sürekli şekilde ihlali, bilgi edinme ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr paylarının düzenli şekilde azalması gibi sebeplerin haklı sebepler olarak kabul edildiği, haklı nedenlerin varlığı halinde mahkemece şirketin feshine karar verilebileceği gibi, fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerin ödenip, davacı pay sahiplerinin şirketten çıkmalarına veya duruma uygun düşen veya kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verilebileceği, ancak, pay değerinin ödenmesi ve diğer alternatif çözümlerin uygulanabilmesi için öncelikle fesih için haklı nedenlerin varlığının kanıtlanmış olması gerektiği, davacının, dava dilekçesinde şirket ortaklarının taahhütnamede belirtmiş oldukları edimi yerine getirmediklerini, şirket ortaklarıyla tartışmaların yaşandığı, ortakların kendisine küfür, hakaret, tehdit içeren mesajlar yolladığını, bilgi alma hakkının engellendiğini ileri sürdüğü, delil olarak taraflar arasında yapılan taahhütname örneğini, elektronik posta yazışmalarını, Whatsapp yazışmalarını, noter beyannamelerini gösterdiği, söz konusu delillerin şirketin haklı nedenle feshi için yeterli görülmediği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, anonim şirketlerde doğrudan ortaklıktan çıkma şeklinde bir yöntem bulunmadığı, ancak şirketin feshinin haklı görülmesi halinde mahkemece çıkma konusunun değerlendirebileceği, somut olayda fesih şartlarının oluşmadığı, varsayımlar ve olumsuz beklentilerin haklı sebep olarak kabul edilmediği, taahhütname başlıklı anlaşmanın geçersizliği dikkate alındığında davalı şirketin fesih şartlarının oluştuğunun kabulü mümkün olmadığından davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.