V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yinelemiş, İlk Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, Bölge Adliye Mahkemesince itirazlarının dikkate alınmadığını belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 20 inci maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
2009 yılında yapılan kadastro sonucunda, Karabük ili, Eflani ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 148 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 290,62 m2 yüz ölçümü ve bahçe niteliğiyle senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Şükrü Kandemir adına tespit edildiği, kadastro tutanağının edinme sebebinde, yirmi yılı aşkın süredir Şükrü Kandemir'in zilyetliğinde iken 2008 yılında ölümü ile mirasçılarını bıraktığı, taşınmazın halen mirasçılarından İsmail oğlu Muzaffer Demirel'in tasarrufunda olduğu ancak veraset ilamı sunulmadığından mirasçılarının tam olarak tespit edilemediğinin belirtildiği, kadastro tespitinin itiraza uğramadan 22.12.2009 tarihinde kesinleştiği, tespit maliki Şükrü mirasçılarının taşınmazı 22.08.2019 tarihinde davalı ...'e satış suretiyle temlik ettikleri, 148 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazların sırasıyla 1780,73 m2, 77,60 m2 yüz ölçümleri ve "kargir iki katlı ev, samanlık, ahır ve bahçe", "bahçe" nitelikleri ile senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı adına tespit edilip tespitin itiraza uğramadan 22.12.2009 tarihinde kesinleşmesi ile tescil edildikleri anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurmaya yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki; davacı 148 ada 1 parselin tamamının, 148 ada 2 parselin ise bir kısmının mirasbırakan babası Raşit Kurtçu ve oğlu Hikmet Kurtçu tarafından köy senedi ve trampa sözleşmeleri ile 1992 yılında satın alınıp kendisine verildiğini ileri sürmüş ancak gerek dava dilekçesinde gerekse aşamalardaki beyanında, taşınmazların kendisine ne şekilde geçtiği (bağış, satış vs.) hususunda bir açıklamada bulunmadığı gibi Mahkemece de bu husus davacıdan sorularak açıklığa kavuşturulmamıştır. Öte yandan, davacının dayandığı 07.07.1985, 09.12.1985, 28.02.1992 ve 07.09.1992 tarihli satış senetleri yöntemine uygun şekilde zemine uygulanmamış, komşu taşınmazların tespit tutanakları ve var ise tespite esas kayıtların tüm tedavülleri getirtilmemiş, senetlerde belirtilen sınır yerleri hakkında mahalli bilirkişi ve tanıkların soyut ve yetersiz beyanları ile yetinilmiş, usulünce bir senet uygulaması olmadığı gibi fen bilirkişi raporunda ise uygulamaya yer verilmemiş, mahalli bilirkişi ve tanıkların bir kısmı keşifte dinlenmek yerine duruşmada dinlenilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle davacı taraftan çekişmeli taşınmazın kendisine ne şekilde intikal ettiği sorularak bu husustaki iddiasını kanıtlama imkanı tanınmalı, daha sonra çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin tespit tutanakları ile varsa tespitlerine esas alınan kayıtların tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli, mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve halen hayatta iseler senet tanıkları ile teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında taşınmaz başında ayrı ayrı beyanları alınmak suretiyle davacının dayandığı satış senetlerinin mevki ve hudutları tek tek okunmak suretiyle taşınmazlara uygulanmaya çalışılmalı, ortak sınırlar netleştirilmeli, taşınmazın ne zamandan beri kim tarafından ve ne şekilde zilyet edildiği sorulup saptanmalı, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir, komşu tutanak ve varsa dayanaklarıyla birlikte denetlenebilir şekilde satış senedi uygulamasını gösterir rapor alınmalı; bundan sonra zilyetlikle birleşmeyen satış senedine itibar edilemeyeceği de göz önünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmelidir.