İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2023/2613 · K. 2024/7350
- Esas No
- 2023/2613
- Karar No
- 2024/7350
- Karar Tarihi
- 10.12.2024
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2023/2613 E. , 2024/7350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/13 E., 2022/39 K.
HÜKÜM : Davanın kısmen kabul kısmen reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davanın kabulüne dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Nevşehir ili Ürgüp ilçesi Taşkınpaşa köyü çalışma alanında bulunan 113 ada 38 parsel sayılı 640.908,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ambar vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Nevşehir ili Ürgüp ilçesi Taşkınpaşa köyü 113 ada 38 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne ilişkin kadastro tespitin iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Davacının iddiası, yapılan keşif, mahalli bilirkişisi, tutanak bilirkişisi, tanık beyanları, bilirkişi raporları, kadastro tutanağı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın yasal ilan içerisinde açılan kadastro tespite itiraz davası olduğu, görevsizlik kararı veren mahkemece yapılan keşif, bilirkişi raporları, dinlenen tüm kişilerin beyanları birlikte değerlendirildiğinde 19.10.2013 tarihli fen bilirkişisinin raporunda dava konusu yerin 1801,10 m2 olduğu, bu yerin sınırlarının belli olduğu, üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi ve bilirkişi beyanları kapsamında taşınmazın tespit tarihinden geriye doğru en az davacı tarafından malik sıfatı ile 20 yıldan fazla süredir kullanıldığı, taşınmazın davacının babasından intikal ettiği, davacının babası vefat ettikten sonra mirasçıları arasında yapılan taksim sonucunda dava konusu yerin davacıya düştüğü, davacı tarafından da eklemeli olarak en az 20 yıldan fazla süredir davasız, aralıksız, malik sıfatı ile zilyet olduğu ve 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesindeki edinme miktarını geçmediği ve bu kapsamda davacının lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesindeki zilyetlik ile mülk edinme şartlarının ayrı ayrı gerçekleştiği ..." gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.801,10 metrekare yüzölçümündeki bağ vasfında olan kısmının davacı ... adına tesciline, diğer kısmın tespit gibi tesciline ilişkin ilk karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 20.04.2015 tarihli ve 2014/14046 Esas, 2015/4282 Karar sayılı ilamıyla ".. yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar için yeterli bulunmadığı, mahkemece, çekişmeli taşınmazın niteliği ile ilgili yöntemine uygun şekilde araştırma yapılmadığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçiminin ve süresinin yeterince araştırılmadığı, ayrıca taşınmazın niteliği ve zilyetlik hususlarında yapılan araştırmada hava fotoğraflarından da yararlanılmadığı, diğer taraftan, alınan zirai bilirkişi raporunda, taşınmazın toprak yapısı ve niteliği ile ilgili ayrıntılı değerlendirmede bulunulmadığı ve raporda taşınmazın ne kadar süredir ve ne suretle kullanıldığı hususlarına değinilmemiş olduğu, eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilemeyeceği açıklanarak, sağlıklı sonuca varılabilmesi için, davaya konu taşınmazın tespit tarihi olan 2008 yılından 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılması, taşınmazın başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olup olmadığı hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi, alınacak beyanlara göre tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde, tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılması, 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazın sınırlarının ve niteliğinin belirli olup olmadığı, taşınmaz üzerinde imar - ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığı hususlarında rapor düzenlemesinin istenilmesi, taşınmazı tüm yönlerinden gösterir fotoğraflarının çektirilmesi, fen bilirkişiden keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor alınması bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde; "... davacının iddiası, yapılan keşif, mahalli bilirkişiler, tutanak(tespit) bilirkişileri, tanık ve taraf beyanları, bilirkişi raporları, kadastro tutanağı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın yasal ilan içerisinde açılan kadastro tespite itiraz davası olduğu, mahkememizce yapılan keşif, bilirkişi raporları, dinlenen tüm kişilerin beyanları birlikte değerlendirildiğinde 31.01.2017 tarihli fen bilirkişisinin ek raporunda dava konusu olduğu bildirilen "A" harfi ile gösterilen 629,03 m2'lik ve "B" harfi ile gösterilen 818,95 m2'lik yerin sınırlarının belli olduğu, üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi ve bilirkişi raaporları kapsamında taşınmazın tespit tarihinden geriye doğru en az davacı tarafından malik sıfatı ile 20 yıldan fazla süredir kullanıldığı, taşınmazın davacının babasından intikal ettiği, davacının babası vefat ettikten sonra mirasçıları arasında yapılan taksim sonucunda dava konusu yerin davacıya düştüğü, davacı tarafından da eklemeli olarak en az 20 yıldan fazla süredir davasız, aralıksız, malik sıfatı ile zilyet olduğu ve 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesindeki edinme miktarını geçmediği ve bu kapsamda davacının lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesindeki zilyetlik ile mülk edinme şartlarının ayrı ayrı gerçekleştiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 113 ada 38 ve 217 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin iptali ile dava konusu olan ve fen bilirkişisinin 31.01.2017 tarihli ek raporunda (A) harfi ile gösterilen 629,03 metrekarelik ve (B) harfi ile gösterilen 818,95 metrekarelik kısmın aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan kısma ilişkin bir dava bulunmadığından kalan kısımların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 22.01.2021 tarihli ve 2018/127 Esas, 2021/239 Karar sayılı ilamıyla; "... mahkemece hükme esas alınan 31.01.2017 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 113 ada 217 parsel içerisinde bulunan taşınmaz bölümü hakkındaki hükme yönelik davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, davalı Hazine, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün içerisinde bulunduğu 113 ada 217 parsel sayılı taşınmazın tespit ya da kayıt maliki olmadığı gibi, bu parsel hakkında açılmış bir davasının ya da açılan davaya katılımının da bulunmadığı anlaşıldığından, hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan davalı Hazine’nin temyiz inceleme isteminin reddine karar verildikten sonra, hükme esas alınan 31.01.2017 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 113 ada 38 parsel sayılı taşınmaz içinde bulunan temyize konu taşınmaz bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde, davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, varılan sonucun usul ve yasaya uygun bulunmadığı, Yargıtay bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine oluşan usuli müktesep hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, mahkemece, bozma ilamından önce, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.801,10 metrekare bölüm yönünden hüküm kurulduğu halde, bozma ilamından sonra, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 818,95 metrekarelik bölüm yönünden hüküm kurulmuş olup, sözkonusu fen bilirkişi raporlarında taralı olarak gösterilen alanların farklı yerler olduğu ve bu haliyle raporlar birbiriyle uyumlu olmadığı gibi, dava konusu edilen taşınmaz bölümü içerisinde bulunan kayalıkların davaya dahil olup olmadığı, hükme esas alınan bölüm içerisinde kalıp kalmadığı, kalıyorsa ne olarak kullanıldığı anlaşılamamasına rağmen, bu husus açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesi cihetine gidildiği, bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olmadığı ..." gerekçesiyle, 113 ada 38 parsel sayılı taşınmaz yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "... davacının iddiası, yapılan keşif, mahalli bilirkişi beyanları, bilirkişi raporları, kadastro tutanakları ve tüm dosya bir bütün halinde değerlendirildiğinde, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin 03.11.2022 tarihli ek raporunda dava konusu olduğu belirtilen 113 ada 38 nolu parselde "B" harfi ile gösterilen 842,63 m2'lik kısmın ve 113 ada 217 nolu parselde "A" harfi ile gösterilen 629,03 m2'lik kısmın sınırlarının belli olduğu, üzerindeki üzüm,çeviz ve kayısı ağaçlarının yaşı, 1976 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında da bu ağaçların görünmesi, mahalli bilirkişi beyanları sonucu taşınmazın tespit tarihinden geriye doğru en az davacı tarafından malik sıfıtı ile yirmi yıldan fazla süredir kullanıldığı, taşınmazın davacıya babasından intikal ettiği, davacının babası vefat ettikten sonra da mirasçılar arasında miras taksim sözleşmesi yapıldığı, taksim konusu dava konusu taşınmazların davacıya bırakıldığı, davacının da eklemeli olarak en az yirmi yıldan fazla süredir davasız, aralıksız malik sıfatı ile zilyet olduğu ve 3402 sayılı Kanun'un14. Maddesindeki edinme miktarını geçmediği ve bu kapsamda davacının lehine 3402 sayılı Kanun'un14. Maddesindeki zilyetlik ile mülk edinme şartlarının ayrı ayrı gerçekleştiği ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve Nevşehir ili Ürgüp İlçesi Taşkınpaşa köyünde bulunan 113 ada 38 ve 113 ada 217 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin iptali ile harita mühendisi bilirkişinin 07.04.2022 tarihli kök ve 03.11.2022 tarihli ek raporunda 113 ada 38 nolu parselde "B" harfi ile gösterilen 842,63 m2'lik kısmın ve harita mühendisi bilirkişinin 07.04.2022 tarihli kök ve 03.11.2022 tarihli ek raporunda 113 ada 217 nolu parselde "A" harfi ile gösterilen 629,03 m2'lik kısmın aynı ada son parsel numarası verilmek üzere davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan kısmın ise tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davacı vekilinin tüm ve davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Ancak; kadastro hakimi, dava konusu taşınmaz hakkında sicil oluşturacak infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm kurmak zorundadır.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda K1 ve K2 harfleriyle ile gösterilen kayalar hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 16/C bendi uyarınca tescil harici bırakılmalarına dair karar verilmesi gerekirken, bu kayaların tescile tabi olmadıkları gözetilmeksizin, yazılı şekilde tescillerine karar verilmiş olması isabetsiz ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm ve davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının birinci bendinde geçen "... ... adına tapuya kayıt ve tesciline," ibaresinden sonra ve " geriye kalan kısmın ise TESPİT GİBİ TESCİLİNE" ibaresinden önce gelmek üzere "113 ada 38 parselde 07.04.2022 tarihli kök ve 03.11.2022 tarihli ek raporunda K1 ve K2 harfleriyle gösterilen kayaların 3402 sayılı Kanun' un 16/C bendi uyarınca tescil harici bırakılmasına" ibaresinin eklenmesine ve hükmün, 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 438/7 inci fıkrası gereğince bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.