İçtihatYargıtay7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2023/2634 · K. 2023/4203
- Esas No
- 2023/2634
- Karar No
- 2023/4203
- Karar Tarihi
- 27.09.2023
Karar Metni
7. Hukuk Dairesi 2023/2634 E. , 2023/4203 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/322 E., 2023/62 K.
DAVA TARİHİ : 21.05.2010
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın aidiyetinin tespiti ve cins tashihi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacının tapuda cins değişikliğine ilişkin talebininin 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca yargı yolu caiz olmadığından usulden reddine, 606 ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan davaya konu muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; imar yoluyla oluşan 606 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın kredi borçlusu Abdullah Arıkan'a ait olup, icra satışı neticesinde davacı bankaya geçtiğini, davalının haksız olarak ortaklığın giderilmesi davası açtığını ileri sürerek taşınmazın üzerindeki muhdesatın davacıya aidiyetinin tespitine, taşınmazın cinsinin bahçeli betonarme ev olarak tashihine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılara usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen süresinde cevap dilekçesi sunulmamış, yargılama sırasındaki beyanlarında, davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda: davanın kısmen kabulüne, taşınmaz üzerindeki binanın 1959/2400 payının davacıya ait olduğuna, taşınmaz cinsinin "ev ve arsa" olarak tashihine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; “…banka kredisine esas ekspertiz raporları ile dosya kapsamına göre, taşınmaz üzerindeki muhdesatın öncesinin dava dışı borçlu Abdullah Arıkan'a ait olduğu, kredi borçlarının takibi neticesinde icra yoluyla davacı bankaya satıldığı, davacı aleyhine olacak şekilde eksik pay esas alınarak aidiyet kararı verilmesinin doğru olmadığı, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemeyeceği ancak çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince, muhdesat mülkiyetinin aidiyetine ilişkin tespit isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, muhdesatın aidiyetine karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle hüküm bozulmuş, davalı ... vekilinin karar düzeltme talebi de reddedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine, taşınmazın cinsinin ev ve arsa olarak tashihine karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesince; “…davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, taşınmazlardaki cins değişikliğinin idari bir işlem olduğu, bu nedenle 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b ve 115/2 nci maddeleri uyarınca yargı yolu caiz olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı; karar ve ilam harcına ilişkin yapılan incelemede ise, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın toplam değerinin 164.505,00 TL olduğu, tapu kaydına göre davalıların payının toplam 441/2400 olduğu, davanın konusu, davalıların payına isabet eden muhdesat değeri olduğuna göre, dava sonunda hükmedilecek karar ve ilam harcının ve yargılama giderlerinin de bu değer üzerinden belirlenmesi gerekirken, bina ve arsa değerinin toplamı üzerinden fazla miktarda hükmedilmesinin doğru olmadığı; Yargıtay 8. Hukuk Dairesince muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hüküm bozulduktan sonra, bozmaya uyan Mahkemece muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 24.01.2023 tarihli, 2022/322 Esas ve 2023/62 Karar sayılı kararı ile; “…davanın kısmen kabul-kısmen reddi ile davacının tapuda cins değişikliğine ilişkin talebinin 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b ve 115/2 nci maddeleri uyarınca yargı yolu caiz olmadığından usulden reddine, 606 ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan davaya konu muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine…” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar temyiz dilekçelerinde özetle; dava konusu muhdesatın kredi borçlusuna ait olmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti ve tapuda cins tashihi istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
3. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulmuş olduğuna göre kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalıların yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.