IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Malın teslim şeklinin kararlaştırıldığı metnin satış sözleşmesi olup taşıma sözleşmesinde bu teslim şeklinin dışına çıkılmasının hukuka aykırı olduğunu, gerekçelerinin ise Ex-Works teslim esaslı satış sözleşmesinde taşıyıcının alıcının ifa yardımcısı sıfatına sahip olması olduğunu, asli edimin ifasının Ex-Works olarak kararlaştırılmışken, ifa yardımcısının (taşıyıcının) teslim şeklini FOB olarak değiştirmesinin hukuken mümkün olmadığını, ilk defa bilirkişi raporunda yapılan ve ilk derece mahkemesi kararı ile tekrar edilen hatanın, taşıyıcının önce bağımsız mı yoksa bir ifa yardımcısı olarak mı hareket ettiğinin belirlenmemesi ile meselenin çözüme bu noktadan başlanmaması olduğunu, taşıma hukukunun ihtilafının ancak taşıyıcının doğru konumlandırılması halinde doğru çözülebileceğini, bu durumda gerekçeli karardan farklı olarak ortada bağımsız olan tek bir sözleşme bulunmakta olup bu ilişkide satıcının Siemens Ltd. Hindistan, alıcının Metro Elektrik Mühendislik Ltd. olduğunu, satış sözleşmesinde teslim şeklinin EXW olarak kararlaştırıldığı için alıcının eşyayı fabrikadan teslim alma edimini taşıyıcı KN İbrakom Loj. Ltd. aracılığıyla ifa ettiği ve artık KN İbrakom'un da alıcının ifa yardımcısı sıfatını taşıdığını, ortada bağımsız olan tek bir sözleşme bulunduğundan satış sözleşmesinde teslim şekli EXW olarak kararlaştırıldığından, alıcı Metro'nun eşyayı fabrikadan teslim alma edimini taşıyıcı KN İbrakom Loj. Ltd. aracılığıyla ifa ettiğinden ve artık davalı taşıyıcının da alıcının ifa yardımcısı sıfatını haiz olarak asıl sözleşmeden kararlaştırılan teslim şeklini değiştiremeyeceğinden ilk derece mahkemesi kararının ortadan aldırılması gerektiğini, Metro Elektrik Ltd.'nin Hindistan'da fabrikada hazır halde bekleyen yüksek gerilim devre kesici emtiasını KN İbrakom Loj. Ltd. ile taşıttığını, davalı taşıyıcıyı ifa yardımcısı olarak yayin ettiğini, bu nedenle %70 olacak şekilde istif kusurunun alıcı/sigorta ettiren Metro'ya yüklenmesinin hatalı olduğunu, somut olayda dosyaya sunulan ekspertiz raporunda; 105.000,00 euro eşya zararının, 4.552,87 euro Hindistan-Atamurat navlun bedeli, 13.656,61 euro Hindistan Farab navlun bedeli olmak üzere toplam zararın 123.211,48 Euro olarak belirlendiğini, 7.000,00 euro muafiyet düşülünce 116.211,00 euro gerçek zararı gösterdiğini, ödeme tarihinde euro kuru 2,58 TL olduğundan, ilk derece mahkemesi tarafından %70'e %30 kusur oranına göre yapılan hesabın hatalı olduğunu, hatanın ilk derece mahkemesinin Hindistan-Atamurat navlununu hükme esas almamasından kaynaklandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
2.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin hatalı bilirkişi raporunu gerekçeye kopyaladığını, tarafların Türkiye'de yerleşik olduğunu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince uygulanacak konvansiyon bulunmadığı gerekçeleri ile somut olayda 6102 sayılı Kanunun karma taşımalara ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğine hükmedildiğini, hükmün öncelikle bu yönden hatalı olduğunu, FBL konşimentosu üzerindeki "All Mentioned Containers Shippers Load, Count And Seal” kaydının dikkate alınmamasının da bozma nedeni olduğunu, dosyada mübrez ekspertiz raporlarında da konteyner içerisindeki malzemenin bir kısmının birbirinin üzerine düşmesi, üstteki yüklerin devrilmesi, bir kısmının konteynerlerin sert şekilde elleçlenmesi, yere sert şekilde bırakılması nedeniyle hasara uğramış olabileceği, ancak konteynerlerde herhangi bir hasar bulunmadığı tespitinin yapıldığını, ekspertiz raporundaki bu bulguların hasarın nedeninin nakliye hatası değil, istifleme hatası olduğunu ortaya koyduğunu, bu iki husus birlikte değerlendirildiğinde hasarın taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı, istifleme hatası nedeniyle hasar oluştuğu, bundan da taşıyıcının sorumlu olmadığı sonucuna varılması gerekirken mahkemenin tamamen dayanaksız gerekçelerle kusur oranını paylaştıran hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda taşıyıcının %30 kusurlu olduğu sonucuna vardığını, kararın bu yönüyle de yasaya, yerleşik Yargıtay kararlarına ve en önemlisi dosya kapsamına açıkça aykırı olduğunu, gerekçeli kararda konşimento üzerindeki said to contain kaydı dikkate alınmadığı için taşıyıcının içerik taahhüdünde bulunduğunu, içerik taahhüdünde bulunduğuna göre de yükleme ve istiflemeye nezaret ettiği, bu nedenle yükleme ve istif hatasından ileri gelen hasardan sorumlu olduğu şeklinde son derece hatalı, dosya kapsamına açıkça aykırı bir sonuca varıldığını, kapalı ve mühürlü olarak kendisine teslim edilen konteyner içeriğini taşıyıcının bilmesinin mümkün olmadığı için içerik taahhüdünde bulunmasının fiilen de imkansız olduğunu, gerekçeli kararda bu konudaki itirazlarının ve beyanlarının hiç tartışılmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, gerekçeli kararda, taşıyıcının yükü Ex Works olarak teslim almış ise meydana gelen tüm zarardan, FOB olarak teslim almış ise zararın %30’undan sorumlu olacağı şeklinde buna ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuatta asla yeri olmayan bir gerekçe ile 88.847,95 TL'nin müvekkili taşıyıcıdan tahsiline karar verdiğini, gerekçeli karardaki bu teslim şekillerine ilişkin açıklamalar ve dolayısıyla varılan sonucun hatalı olduğunu ve bozulması gerektiğini, çünkü EXW- Ex Works teslim şeklinde satıcının, alıcı ile mutabık kaldıkları miktardaki malı daha önce anlaşılmış teslim tarihinde işyerinin önünde hazır etmesi gerektiğini, bu andan itibaren elleçleme de dahil olmak üzere tüm operasyon ve yükümlülüğün alıcıya ait olduğunu, yani satıcı tarafından hazır edilecek ara nakliye veya nakliye aracına malı yükleme sorumluluğu da alıcının yükümlülüğünde olduğunu, bu davada gerekçeli kararın esasen bilirkişi raporunun aynısı olduğunu, dayanak bilirkişi raporunun fahiş hatalar içerdiği halde mahkeme bilirkişi raporuna ve bilirkişi kurulu üyelerinin uzmanlığına yönelik itirazlarını hiç dikkate almadan, dava konusu hasardan dolayı hiç bir sorumluluğu olmayan taşıyıcının %30 kusurlu olduğuna hükmettiğini, düzenlenen raporlardan dava konusu uluslararası taşıma ve uluslararası teslim şekilleri konusunda yeterli uzmanlığı sahip olmadığı izlenimi uyandıran bilirkişi kurulunun görüşünün esas alınmasının, bilirkişi kurulunun oluşumuna yönelik haklı itirazlarını dikkate alınmaması sebebiyle de kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meydana gelen hasardan davalı taşıyan sorumlu olmadığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, taşıyana kusur izafe edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.