Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2023/2905 · K. 2024/1294
3. Hukuk Dairesi 2023/2905 E. , 2024/1294 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2643 E., 2023/20 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/5 E., 2022/256 K. Taraflar arasındaki muarazanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının eczacı olduğunu, davalı kurum tarafından, bir adet reçetedeki ilaçların, reçetede adı geçen hastaya teslim edilmediği gerekçesiyle davacı hakkında taraflar arasındaki protokolün 5.3.2 maddesi gereğince cezai işlem uygulandığını, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, reçetenin sahte olmadığı gibi, ilaçların da adı geçen hastaya verildiğini bildirerek, davalı kurumun 10.04.2017 tarihli 1998812 sayılı para cezası ve yazılı uyarı işleminin iptali ile sözleşmenin aynı koşullar altında devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2017/238 E., 2018/554 K. sayılı kararıyla; davalı kurumun cezai işleminin dayanağı olmadığı, bu durumun davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 26.12.2019 tarihli ve 2019/389 E., 2019/1036 K. sayılı kararıyla; idari işleme konu olan ve hak sahibi ... adına düzenlenmiş olan reçeteye ilişkin olarak, hak sahibi ...'in SGK müfettişine verdiği beyanı ile Adana Cumhuriyet Başsavcılığındaki soruşturma dosyasında vermiş olduğu beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi için adı geçenin tanık sıfatıyla mahkemeye celbin sağlanarak beyanının alınması gerektiği, ayrıca dosya içerisinde mevcut 25.11.2011 tarihli 18084 protokol nolu reçetenin kendisine gösterilerek arkasındaki ismi altında bulunan imzanın kendisine ait olmadığının sorulması, imzanın tanık tarafından inkar edilmesi halinde tanığın imza incelemesine esas tatbiki imza örneklerinin alınması ve reçete aslınında kurumdan getirtilerek imza incelemesi yapılması, yine reçetede belirtilen ilaçları alıp almadığının açıkça sorulması ve bunun sonucuna göre idare tarafından uygulanan cezai işlemin 2016 yılı protokol hükümlerine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği hususlarına değinilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı kurum tarafından uygulanan dava konusu cezai işlem kararına konu reçetede adı geçen ...'in tanık sıfatıyla alınan beyanında reçete ve ilaçları teslim almadığını beyan ettiği, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda, reçetedeki imzanın ...'e ait olmadığının tespit edildiği, ...'in reçetede yazılı ilaçları almadığı, bu nedenle davalı kurum işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.