Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2023/3116 · K. 2024/1030
3. Hukuk Dairesi 2023/3116 E. , 2024/1030 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2436 E., 2023/167 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/423 E., 2020/480 K. Taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile medula sisteminin açılarak sözleşme ilişkisinin kurulması, maddi manevi tazminat ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Eczacı olan müvekkili ile yapılan sözleşmenin, davalı Kurum tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden 08.01.2017 tarihinde feshedildiğini, protokol hükümlerine göre sözleşme yapmak için bir çok kez davalı Kuruma başvurmasına karşılık davalı Kurumun hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı eylemi sonucu sözleşme yapılmadığını belirterek, sözleşme ilişkisinin kurulmasına, sözleşmenin hukuka aykırı bir şekilde feshedildiğinin tespitine, geç ödeme nedeniyle meydana gelen faiziyle birlikte sözleşmenin ayakta olduğu dönem olan 19.10.2016-12.01.2017 tarihleri arasında oluşan maddi, manevi zarar ve mahrum kalman kar için şimdilik belirsiz alacak olarak 10.000 TL nin 19.10.2016 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK kapsamında, kuruma gelen istihbari bilgiler uyarınca 01.12.2016 tarihli yazı ile sözleşmenin 08.01.2017 tarihinde feshedildiğini, davalı kurumun Borçlar Hukuku'na hakim olan sözleşme serbestisi çerçevesinde kiminle sözleşme yapıp yapmayacağını belirlemekte özgür olmakla birlikte, davacının aynı uyuşmazlığa dair Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davada verilecek kararda nitelik itibariyle aynı sonucu doğuracağından asıl dava sonuçlanmadan huzurdaki davada esastan karar verilmesinin de isabetsiz olacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.