Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · E. 2023/3316 · K. 2024/5114
6. Hukuk Dairesi 2023/3316 E. , 2024/5114 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.) SAYISI : 2022/395 E., 2023/64 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul-Kısmen Ret Davacı taşeron vekili dava dilekçesinde özetle, ihalesi davalı tarafından alınan karayolu genişletme işinde, müvekkilinin 26.07.2011 ile 03.11.2011 tarihleri arasında, ... Köyü - Ceyhan arası 4400 m²’lik yol bölümü ile... Köyü - Yumurtalık arası 800 m²’lik yol bölümünde, karayollarına ait taş ocaklarından alınan malzemenin yolun yapıldığı yere taşıma işi ile taşınan bu malzemenin boşaltma ve istifleme işini yaptığını, ancak taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, bu iş karşılığında davalının 70.000,00 TL ödeme ile 150.000,00 TL’lik akaryakıt yardımı yaptığını, ancak bakiye iş bedelini ödenmediğini, yapılan işin bedelinin tespiti hususunda gerçekleştirdikleri delil tespiti sonucunda toplam 1.348.406,00 TL’lik iş yapıldığının anlaşılmış olduğunu, bu bedelden hak edişlerinden kesilecek 150.000,00 TL’lik akaryakıt ile nakit olarak ödenen 70.000,00 TL’nin mahsubu ile 1.128.406,00 TL alacaklı durumda olduklarını belirterek şimdilik 9.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; deneme amaçlı olarak 2011 yılı Ağustos sonu ve Eylül başı tarihleri arasında davacıya nakliye işi yaptırıldığını, ancak davacının şantiyeye getirmiş olduğu kamyonların kendisine ait olmadığı ve çalışan kamyoncuların ücretlerini ödemediğinin anlaşılması üzerine davacının 05.10.2011 tarih ve 70.157,78 TL bedelli fatura karşılığı olarak nakliye ücreti ödendiğini, taraflar arasında başkaca alacak borç ilişkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/3596 Esas, 2015/4535 Karar ve 17.09.2015 günlü kararı ile, taraflar arasında akdî ilişki kurulduğuna göre davacının işi yarım bırakıp terk ettiğini, davalının kanıtlaması gerektiği, oysa sözlü anlaşmanın fesihle sona erdiği davalı tarafından usulen kanıtlanmış olmadığından ve taraflar arasında işin miktarı ve bedeli konusunda anlaşmazlık bulunduğundan, davacının yaptığı işin miktarını, davalının da ödemelerini kanıtlamak zorunda olduğu, bu nedenle mahallinde uzman bilirkişi ile keşif yapılarak, kanıtlanan imalât miktarının anlaşma tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga BK'nın 366. maddesi hükmünce, yapıldığı tarihteki piyasa rayiçlerine göre bedeli hesaplanarak ve saptanan davacının toplam hakedişinden, davalının kanıtlayabildiği ödeme tutarı mahsup edilerek varsa kalan miktar üzerinden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmıştır. Bozma ilamına uyulduktan sonra mahkemece yapılan yargılama sonunda, ıslah da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı tarafından temyiz edilmesi sonucunda Dairemizin 2021/5555 Esas, 2022/5231 Karar ve 08.11.2022 günlü ilamı hükmün gerekçe kısmında, ıslah ile artırılan bedel yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilmesine rağmen hüküm fıkrasında ıslah ile artırılan miktar da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilerek gerekçeli karar ile hüküm fıkrasında çelişki yaratıldığı, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın sadece bu nedenle bozulması gerektiği gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmıştır. Bozma ilamına uyan mahkemece yapılan yargılama sonunda; bilirkişi heyetince sözleşmeye konu inşaat sahasının taş ocağına mesafesinin hesaplandığı, yapılan işin metrekare cinsinden yüz ölçümünün tespit edildiği, dolgu alanının dolgu derinliği ve dolgu yoğunluğunun hesap edildiği, dosya arasına sunulan akaryakıt fişleri uyarınca piyasa rayiçleri gözetilerek davacı tarafça yapılan sefer sayısının hesaplandığı, 220.000,00 TL ödeme miktarı mahsup edildiğinde davacının KDV hariç 60.673,18 TL; KDV dahil 71.594,35 TL alacağının olduğunun tespit edildiği, davacı taşeronun 04.05.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 9.000,00 TL olan dava değerini 71.594,35 TL'ye yükselttiği, davalının ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defi ileri sürdüğünü, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu ve zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, eldeki davanın kısmi dava şeklinde ikame edildiği gözetildiğinde ıslaha konu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 9.000,00 TL alacağın temerrüt tarihi olan 16.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Söz konusu karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve bozma ilamına göre araştırma ve inceleme yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacı taşeron vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymuş olması halinde bu uyma kararı ile bağlı olup, usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapması zorunludur. Yargıtay’ın ve Dairemizin istikrarlı uygulamaları da bu yöndedir. Ancak usuli kazanılmış hak ilkesinin de istisnaları bulunmaktadır. Geriye etkili kanun değişikliği, görev kuralına aykırılık, sonradan ortaya çıkan içtihadı birleştirme kararı, hak düşürücü süre, kamu düzeni gibi hususlar kazanılmış hak kuralının istisnalarındandır. Diğer bir istisna da açık maddi hataya düşülmesi halinde de usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Söz konusu açıklamayı somut uyuşmazlık bakımından değerlendirdiğimizde, mahkemece 14.02.2014 tarihli duruşmada davacı asilden iddia ettiği sözleşmeye konu yaptığı işin ayrıntısı sorulmuş, davacı asil duruşmadaki beyanında, dolgu malzemesini taş ocağından alarak kiralamış olduğu kamyonlarla yolun yapıldığı yere götürdüğünü, boşalttığını, düzlemesini davalı tarafın kepçesinin yaptığını, kendisinin sadece yola döşenecek malzemenin stabilize ocağından alınarak yolun yapıldığı yere götürüp boşatma işi yaptığını, malzemenin düzlemesi işini davalının yaptığını, üç ayın üzerinde malzemeyi yolun yapıldığı kısımlara götürerek döktüğünü belirtmiştir. Davacı taşeron, kamyonlarla taşıma işi yaptığını kendi beyanıyla kabul etmiştir. Bu kabule göre önceki bozma ilamlarında taraflar arasındaki ilişki her ne kadar eser sözleşmesi olarak nitelendirilmiş ise de, bu nitelendirme dosya içeriği ile örtüşmeyip maddi hata kabul edilmesi gerektiğinden davalı yararına usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Taraflar arasındaki ilişki taşıma sözleşmesi olduğundan uygulanması gereken zamanaşımı süresi 10 yıldır. 04.05.2021 ıslah tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, ıslahla artırılan kısım bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, kararın tebliğinden 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.12.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. (Muhalif) (Muhalif)