IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 10.12.2019 tarih ve 2016/25927 E.- 2019/12340 K. sayılı ilamıyla; “1-Dava, alacak istemine ilişkindir. Somut olay irdelendiğinde; davacı, davalının kendisine emanet ettiği paranın iddia ettiği kadar olmadığını, ancak aralarındaki tartışmanın büyümemesi için uyuşmazlık çıkan miktarı, kuyumcu dükkanında bulunan kamera görüntülerini incelediğinde kendisine geri vermesi şartıyla davalıya verdiğini iddia etmiş, paranın miktarı ile ilgili CD kayıtlarının incelenmesini istemiş ve aralarındaki uyuşmazlığa konu 6 bin dolar karşılığı Türk Lirasının davalıdan tahsilini mahkemeden talep etmiştir. Bununla birlikte davalı, uyuşmazlığa konu edilen paranın, kendisinin davacıya emaneten verdiği miktar kadar olduğunu ve bunun davacı tarafından iade edildiğini savunarak cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmıştır. Yargılama sırasında davalı tarafın yemin teklifi üzerine davacı, yemini eda etmiş ve mahkemece de, davacının ‘’..6.000 dolar karşılığı olan 11.982,00 TL davalının kendisine borcu olduğunu, bunun tarafına ödenmesini talep ettiği...’’ şeklindeki yeminine dayanılarak, davacının iddiasının aksine davalı tarafından başkaca bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyize konu uyuşmazlıkta; ispat yükünün davanın hangi tarafında olduğu noktasında toplanmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK m.190). Söz konusu uyuşmazlıkta da iddia ettiği olgu sonucunda lehine hak elde etmek isteyen tarafın davacı olduğu ortadadır ve iddiasını ispat amacıyla CD kayıtlarına dayanmış, mahkemeden, içeriği hakkında inceleme yapılmasını da talep etmiştir. Davacının dayandığı CD kayıtının, iddiasını ispatlayan delil olduğunun kabulü ile bu yönde inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek ve ispat külfetinin ters çevrilmesi suretiyle davacının yemini yaptırılarak karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece, söz konusu CD kayıtlarının montaj olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumundan inceleme yapılması istenilmiş ve sonucunda da, görüntülerde montaj olmadığına dair rapor verilmiş ise de, dosya kapsamında içeriği hakkında bir incelemeye rastlanılmamıştır. Hal böyle olunca, ispat yükü üzerinde olan davacının delillerinin esas anlamda toplanılmadığı anlaşıldığından, öncelikle delillerin toplanılmasının sağlanılması ve bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2. Kabule göre de; davalı, davacıya yemin teklifinde bulunmuş, davacı ise 28.01.2016 tarihli celsede yemini eda etmiştir.
6100 sayılı HMK'nın yeminin şeklini düzenleyen 233 üncü maddesinin ilk dört fıkrasında "Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur.
Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker.
Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir.
Sonra "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. O kimse de "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." demekle yemin eda edilmiş sayılır." hükmüne; yine aynı Yasa'nın yemin tutanağının düzenlenmesine ilişkin 238 inci maddesinde "Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder." hükmüne yer verilmiştir.
Mahkemece, 28.01.2016 tarihli oturumda yemin eda etmeyi kabul eden davacı asile ne, HMK'nın 233 üncü maddesi doğrultusunda hangi konuda yemin edeceği açıklanmış ne de diğer devamı düzenlemelerdeki usul kuralları yerine getirilmiştir. Yine usule uygun olmayan yemin tutanağında da davacının ıslak imzası da bulunmamaktadır. Anılan hükümlere uygun olarak yemin merasimi tamamlanmadan bu yeminin hükme dayanak yapılması doğru görülmemiş ise de bozma içeriği itibariyle, eleştiri yapılmakla yetinilmiştir.” şeklinde bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, “bilirkişi raporunda taraflar arasında bir para alışverişinin mevcut olduğunun sabit olduğu kimin kime para tesliminin ne amaçla yaptığını CD görüntülerinden net bir şekilde anlaşılamamıştır. Davacı tarafça belirtilen senedin her ne kadar Asliye Ceza Dosyası içeresinde yargıtaya gönderildiği belirtilmiş ise de Yargıtay 4. Ceza Dairesine bu hususun sorulması üzerine gelen yazı cevabında böyle bir senedin dosya kapsamında bulunmadığı dosya içerisine herhangi bir senet alımına ilişkin tutanak tutulmamış olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davacının davalıya para verdiğini dosya kapsamında net bir şekilde ispat edememiş olduğu, verdiği paranın meblağını da tam olarak ispat edememiş olduğu hem CD görüntülerinden hem de Yargıtay da bulunan Ceza dosyasında senet bulunmaması nedeniyle davacının davalıdan alacağı olduğu hususu ispat edilememiştir. Davalı tarafın yemin deliline dayanmış olduğu dosya kapsamında davalı tarafça ibraz edilen cevap dilekçesinden anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacı tarafça iddia ispat edilemeyince davalının cevap dilekçesinde yemin beyanına dayanmış olduğu dikkate alınarak, davalının yemin teklifi gereğince davacı asile tebligat çıkartılmış olup davacı asil duruşmada hazır olduğunda yemin eda edecek iken davalı tarafça 18.01.2023 tarihli duruşmada davalının yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiği ve bu delilden feragat ettiğini belirtmesi üzerine mahkememizce HMK'nın 227/2 nci maddesi gereğince davacı yemini edaya hazır olduğunda davacı asile yemin ettirilmek suretiyle dava konusu alacak hakkında sorular sorulmuş olup beyanı alınarak zapta geçirilmiştir. Davacı asil yemin ettikten sonra 6.000,00 doların o gün ki karşılığı olan 11.982,00 TL parayı davalıya verdiğini, davalının parayı kendisine geri vermediğini beyan ettiği dosya kapsamında alınan beyanlarından anlaşılmıştır.
Mahkememizce yemin delili talebine binaen davacı asilin tebligat çıkartılması ve davacı asilin duruşmada hazır olması durumunda mahkememizce HMK'nın 227 nci maddesi dikkate alınarak yemin hususunda usuli işlemler yapılmıştır. Mahkememizce davacı her ne kadar delilleriyle iddiasını ispat edemesede yemin delili sonrasında yemin etmiş olması nedeniyle ve yeminden sonra verdiği beyanlarıyla davasını ispat etmiş olduğunu kabulü gerekmiştir. Bu nedenle mahkememizce davacının davalıdan 6.000,00 ABD doları alacağı bulunduğunun anlaşıldığı” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.