IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın aksine ...'in sermaye artırımından doğan sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini, müdürlüğün taleplerini reddederken atıf yaptığı mali müşavir raporunun sermaye artırımının yapılabilmesi için kanun gereğince alınmış rapor olduğunu, o raporda sermayenin ödenmiş olduğunun görünmesi gerektiğini, şirket ortaklarından ...’in yetkisi olmadığı halde 2012 yılında şirket adına bir daire satın alması ve 2015 yılında 875.000,00 USD’ye sattığı daire ile ilgili olarak Amerika Merkez Bankasından şirket adına gönderilen 88.000,00 USD çek ile Akbank’ta bulunan hesabından şirket hesabına aktarılan 700.000,00 USD’nin toplamı olan 2.384.033,23 TL'nin kendisine ait olduğunu beyan etmesi üzerine ortaklara borçlar hesabına alacak kaydedildiğini, daha sonra bu tutarların ...’in sermaye artış borcuna mahsup edildiğini, ancak Amerika’da görülen davada mahkemeye sunduğu savunma dilekçesinde söz konusu paraların şirkete ait olduğunu belirtmesi üzerine yönetim kurulunun aldığı karar ile 2.384.033,28 TL'nin şirketin gelir hesaplarına aktarılmasına, ...’in cari hesabındaki bakiye alacağının silinmesine, sermaye hesabına aktarılan tutardan 702.110,63 TL'nin çıkartılmasına karar verildiğini, şirket hesaplarında düzeltme yapıldığını, yönetim kurulu kararının bir örneğinin ...’e gönderildiğini, söz konusu borcun sermaye artış kararı uyarınca sermayenin ödenmesi gereken, 31.12.2018 tarihinde ödenmemiş olması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 482 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince temerrüt faizi ile birlikte 10 gün içinde banka hesaplarına yatırılması, ödenmediği takdirde ödenmeyen miktarın sermaye payından düşülerek ticaret sicilinde tescil ve ilan ettirileceğinin bildirildiğini, verilen 10 günlük süre içinde bu konuda herhangi bir ödemede bulunmaması üzerine ... için ıskat prosedürünün uygulanmasına karar verildiğini, temerrüde konu olan tutar için 1 ay süre verilerek ödemesi gerektiği aksi halde ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı ve söz konusu sözleşme cezasının uygulanacağının bildirildiğini, ...'in bu süre içerisinde de herhangi bir ödeme yapmadığından genel kurul toplantısında oy adedinin düşürüldüğünü, yönetim kurulunun sermaye borcunu yerine getirmeyen ya da eksik ödemede bulunan ortağın yerine başkasını almaya, kendisine verilmiş pay senetlerini iptal etmeye, iştirak haklarından yoksun bırakmaya yetkili olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 483 üncü maddesi uyarınca ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun kaldığını, bunların başında da oy hakkı olduğunu, pay sahipliği haklarının sermaye taahhüdünün ifası ile doğduğunu, ...'in sermaye koyma borcunu ödemediğinden oy hakkının da 702.110,63 TL tutarındaki bedeli ödenmemiş olan paylar için doğmadığını, oy hakkının ancak kanunen ve esas sözleşmede belirlenmiş bulunan sermaye borcunun en az miktarının ödenmesiyle doğacağını, sermaye borcu bulunan ortağın oy kullanma hakkının da olmayacağını, sermaye artırımında ...'in 2.000.000,00 TL ödeme borcuna girdiğini, bu tutarın var olduğu düşünülen şirketteki alacaklarından karşılandığını, ancak bizzat kendi beyanlarıyla şirketten alacaklı olmadığının anlaşıldığını, sermaye artırımında artırılan tutara ilişkin borcun 1/4'ünün tescilden önce ödenmiş olması gerektiğini, ...'in bu tutarı süresinde ödemediğini, 702.110,63 TL için oy kullanabilmesinin mümkün olmadığını, hazirun cetvelinde belirlenen oy adedinin gerçek durumu yansıttığını, mali müşavir raporuna dayanılarak hata yapıldığını, bu raporun 10.05.2017 tarihli artımın yapılabilmesi için gerekli rapor olup, ...'in ödemediği sermaye koyma borcunun 10.05.2017 tarihli artırım sonucu artan sermaye olduğunu, genel kurul toplantısının Ticaret Bakanlığı temsilcisi gözetiminde yapıldığını, Bakanlık temsilcisinin de hukuka uygunluğu onayladığını, bakanlık temsilcisinin onayladığı bir konuda sicilin tescili reddetmesinin doğru olmadığını, sicil müdürlüğü’nün sermaye koyma borcunun yerine getirilip getirilmediğini, bununla birlikte ıskat prosedürü ve oy haklarını ortadan kaldıran işlemleri ve bunların yerindeliğini inceleme yetkisi bulunmadığını, ...'in pay sahibi olarak 6102 sayılı Kanun hükümlerine göre hukuka aykırı alınmış bir karar var ise iptal davası açabileceğini, hukuka aykırılığın mahkeme tarafından incelenebileceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin ilan edilen 10.05.2017 tarihli sermaye artırım kararında, şirketin 640.000 payının %50'sine isabet eden 320.000 adedinin ...'e ait olduğu, önceki 12.000.000,00 TL sermayenin tamamının ödendiği, artırılan 4.000.000,00 TL'nin 2.000.000,00 TL'sinin ...'in şirketten olan alacaklarından karşılandığı belirtilmiştir. Anılan karara dayanak mali müşavir raporunda da ortakların şirkete nakit ödedikleri ve alacaklı oldukları bu tutarların ... yönünden 2.000.000,00 TL'sinin sermaye artırımı için kullanılacağının tespit edildiği, 10.05.2017 tarihli sermaye artırım kararından sonra, davacı şirketin sermaye yapısında değişiklik bulunduğuna ilişkin tescil ve ilan edilen bir karar bulunmadığı gibi, bu yönde verilen herhangi bir mahkeme kararı da bulunmadığını, mahkemece davacı şirketin 24.08.2021 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetvelinde ...'in payının düşük gösterildiği ve bu şekilde toplantıda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen karar nisabına uygun olarak alınmadığı, davalının tescil talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.