İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2023/3605 · K. 2024/6432
- Esas No
- 2023/3605
- Karar No
- 2024/6432
- Karar Tarihi
- 16.09.2024
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2023/3605 E. , 2024/6432 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/398 Esas, 2023/418 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/383 E., 2020/327 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme Değerledirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “ARZUM” markasıyla, yiyecek hazırlama, pişirme ve kızartma, içecek hazırlama, temizlik, kişisel bakım, ütü, bebek ürünleri ve aksesuarları olmak üzere 8 ürün kategorisinde, 250 çeşit ürün ile pazarda yer aldığını, davalı şahsın 29. ve 35. sınıflara giren emtialarda “ARZUM Şarküteri Gurme” ibaresini tescil ettirmek üzere 16.04.2018 tarihli ve 2018/38109 sayılı başvurusunun bulunduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin bir, beş ve dokuzuncu fıkralarına dayanarak yaptıkları itirazın, davalı TÜRKPATENT tarafından birinci fıkra hükmü bakımından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından 35. sınıf kapsamındaki emtiaların çıkarıldığını, müvekkilinin diğer itiraz gerekçelerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin “ARZUM” ibareli markasının davalı kurum nezdinde T/01592 no ile “tanınmış marka” olarak tescilli olduğunu, davalının marka başvurusunun sadece 35. sınıf açısından değil, 29. sınıf açısından da reddinin gerektiğini, müvekkilinin tescilli markalarının 29. sınıf kapsamındaki emtiaların satışı hizmetini de kapsadığını, davalı şahsın marka başvurusunda yer alan “gurme” ve “şarküteri” ibarelerinin ilgili sektörlerde herkes tarafından kullanılan genel/jenerik/tanımlayıcı ibareler olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde bu markanın müvekkilinin markasından haksız bir yarar sağlayacağını, müvekkiline ait markaların ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ve markanın itibarının zarar göreceğini, başvurunun kötü niyetle yapıldığını, ileri sürerek YİDK’in 2019-M-7894 sayılı kararının iptaline, tescili halinde 2018/38019 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının “ARZUM” ibareli markasının tanınmış marka olmasının, içinde bu ibarenin geçtiği başka bir markanın tesciline engel olamayacağını, müvekkilinin 1995 yılından beri Kadıköy Balık Pazarı içerisindeki işletmesinde “Arzum Şarküteri Gurme” markasını kullandığını, bilinen ve tanınan bir işletme olduğunu, davacının tanınmış markasının ününden faydalanmasının söz konusu olmadığını, davacının tanınmış markasının “küçük ev ve el aletleri”nde kullanıldığını, davacının 29. sınıfa giren gıda maddelerinde tanınmış bir ürününün bulunmadığını, ortalama tüketici nezdinde davacının markasının “elektrikli ev aletleri”ni çağrıştırdığını, gıda maddelerini çağrıştırmadığını, davalının kötü niyetli olduğuna dair iddianın ispat olunamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı başvurusundan davaya konu edilen emtia ile davacının kararda sayılı markaları kapsamındaki mal ve hizmetler arasında aynı/aynı tür/benzerliklerin olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldığında; davacıya ait 2014/04192, 2014/40050, 2014/40183, 2017/109047 ve 2011/107953 sayılı markalar ile başvuru arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, taraf markalarının bütünsel anlamda birbirleri ile güçlü bir benzerlik taşıdığını, davacı markaları ile bir şekilde karşılaşmış, markayı duymuş, görmüş, tecrübe etmiş ortalama tüketicinin, sonraki tarihli dava konusu markayla, benzerliği tespit olunan mal ya da hizmetlerde karşı karşıya kaldığında, işaretler arasındaki bu yüksek düzeyli benzerlik nedeniyle bir ilişki kuracağı ve markaları aynı iktisadi kaynağın yarattığı yeni bir marka olarak algılayacağı, zira işaretler arasında gerek kavramsal gerek işitsel açıdan potansiyel müşterinin bakış açısından benzerlik bulunduğu, bu nedenle 6 ncı maddenin birinci fıkra koşullarının ikisinin de somut olayda oluştuğu, başvuru ile itiraza mesnet 2011/107953, 2008/55260, 2017/48713, 2017/109047, 2014/40183 ve 2014/40050 sayılı markalar ile dava aşamasında mesnet gösterilen ve hükümsüzlük talebi yönünden dikkate alınacak olan 2011/53340 sayılı markalar kapsamında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, davalının 2008/55260, 2011/53340, 2018/58784, 2017/77721, 2017/109047 ve yine T/01592 sayılı tanınmış marka bakımından kullanmama def’i savunmasını ileri sürdüğü, davacının 2011/53340 sayılı markaya karşı ileri sürülen kullanmama def'ine karşı dosyaya sunduğu delillerin markanın 29. sınıfta kullanımını ispatlayamadığı, davacının “arzum” markasının TÜRKPATENT sicil kayıtlarında T/01592 sayısı ile özel korunan markalarda kayıtlı olduğu, ayrıca yine davacının dosyaya sunduğu bilgi ve delilere göre “arzum” markasının “elektronik ev aletleri” alanında tanınmış bir marka olduğu, salt tanınmış bir markayı oluşturan işaretin, farklı bir mal veya hizmet grubunda tercih edilmesinin her hal ve koşulda tanınmış markanın ayırt edici karakterine zarar vermeyeceği, tanınmış markayı sulandırmayacağı, dolayısıyla tanınmış markaya geniş bir koruma sağlamayacağı, taraf markalarındaki ortak unsur olan “arzum” ibaresinin Türkçe, yaratılmamış ve özgünlüğü bulunmayan bir kelime olup farklı mal ve hizmet sektörlerinde, farklı hak sahiplerince bu ibarenin ticari bir mal veya hizmet için ayırt edici işaret olarak kullanılmasının mümkün olduğu, somut olayda dava konusu marka kapsamında yer alan ve dava konusu olan 29. sınıftaki gıda emtiaları ile davacı markalarının tanınmışlığının bulunduğu elektronik ev aletleri arasında ticari açıdan bağlantısal hiçbir ilişki olmadığı, tanınmışlığın 29. sınıf emtialara sirayet etmeyeceği, markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında iltibas tehlikesi bulunduğu tespit edildiğinden, tanınmışlık iddiasından kaynaklı istemlerin yerinde bulunmamasının, yargılamanın sonucuna etkisinin bulunmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı taleplerin yerinde olmadığı, markalar arasında birinci fıkra bağlamında iltibas tehlikesi bulunduğu tespit edildiğinden, kötü niyet iddiasından kaynaklı istemlerin yerinde bulunmamasının yargılamanın sonucuna etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının itirazlarının reddi bakımından 2019-M-7894 sayılı YİDK karanının iptaline, dava konusu 2018/38019 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının markasının elektrikli ev aletleri bakımından tanınmış olduğunu, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki şartların oluşacağına dair yeterli delil bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Diğer davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki şartların oluştuğuna dair delil sunmadığını, tüketicilerin markaları karıştırmayacağını, bilirkişi raporuna göre de markalar arasındaki görsel benzerlik düzeyinin düşük olduğunu, davacının müvekkili ile aynı alanda faaliyet göstermediğini, müvekkilinin "Arzum Şarküteri" ibaresini 1995 yılından beri kullandığını, davacının tanınmış olduğu mal hizmetlerle 29. sınıfın ilgili olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davalının kullanım ispatı talebinde bulunmadığı 2011/107953 sayılı itiraza mesnet markanın kapsamında 29. sınıf malların satışı hizmetlerinin bulunduğu, emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, davacının markalarının esas unsuru olan "ARZUM" ibaresinin davaya konu markanın da esas unsurunu oluşturduğu, başvuruda yer alan diğer ibareler tali nitelikte olup, başvuruyu itiraza mesnet markalardan yeterince farklılaştırmadığı, bu hale göre taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tanınmışlık ve kötü niyete dayalı iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı TÜRKPATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki şartların gerçekleşmediğini, "Arzum" ibareli markanın 'Küçük ev ve el aletleri' üzerinde tanınmış olmasının, itiraz konusu 29 sınıfa dahil mallar için tanınmış olduğu yönünde sonuç doğurmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Diğer davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafça 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasının uygulanabilmesi için gerekli somut delil veya bu yönde muhtemel bir delil sunulmadığını, davacıya ait markaların fiilen faaliyet göstermediği sınıfları kapsamasının haksız olduğunu, 29 sınıf gıda ürünleri ile davacı markaları kapsamındaki mal ve hizmetler arasında bağlantı bulunduğu kabulünün hatalı olduğunu, ortalama bir tüketicinin elektrikli küçük ev aleti alanında tanınmış davacı markasını müvekkiline ait işletme ile karşılaştırmasının söz konusu olmadığını, ortalama tüketicinin, 25 yıldır aynı yerde bulunan bir şarküteriyi, bu alanda tanınırlığı olmayan ve faaliyet göstermeyen davacıya ait marka ile karıştırmayacağını, dava konusu marka ile davacı markaları arasında görsel benzerlik düzeyinin düşük olduğunun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, emsal kararlara göre de tanınmışlığın farklı sınıflarda marka tesciline engel olabilmesi için haksız yarar sağlanması, marka itibarına zarar verilmesi, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının her bir somut uyuşmazlık bakımından ayrı ayrı incelenip değerlendirilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şahıs marka başvurusuna davacı şirket tarafından yapılan itirazın kısmen reddine dair YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin bir, beş ve dokuzuncu fıkraları
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.