IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taahhütnamede yer alan firmaların sektördeki firmaların tamamını kapsadığı yönündeki iddiann maddi gerçeğe aykırı olduğunu, bilirkişinin yeterli araştırma yapmadan böyle bir sonuca ulaşmasının doğru olmadığını, sektörde faaliyet gösteren çok sayıda yabancı firmanın da bulunduğunu, listedeki firmaların ise sadece müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği firmalar olduğunu, listenin oluşturulması sırasında geçmişte mal verilen firmaların da eklenmesinin karşılıklı olarak kabul edildiğini, tarafların özgür irade ile bu protokolü ve taahhüdü imzaladığını, davacının müvekkili şirkette çalışan sıradan bir işçi olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, sözleşme hükümlerinin TBK kapsamında ele alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının 02.07.2009 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığını, davacının şirketin kurucu ortağı olduğunu, 15.06.2015 tarihine kadar şirkette ortaklığı bulunan davacının işçi olarak kabul edilmesinin yerinde olmadığını, davacının bu taahhütnameyi sıradan bir çalışan olarak vermediğini, hisse devir anlaşmasının eki olarak verildiğini, kaldı ki olayda TBK'nın uygulanabileceği kabul edilse dahi TBK m. 445'e göre rekabet yasağı sözleşmelerinin özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağının düzenlendiğini, somut olayda da özel durum ve koşulların gerçekleştiğini, dolayısıyla taahhüt süresinin iki yıla düşürülmesinin kanuna aykırı olduğunu, davalının uzun yıllar sektörde çalışan deyimli iş insanı ve basiretli tacir olduğunu, şirketin işleyişini, sektördeki şirketlerin sayısı ile çalışma alanlarını herkesten iyi bildiğini, davacının taahütnameyi imzalamasından sonra artık bu taahhütnameye uyması gerektiğini, davalının taahhütnamedeki tüm firmaları kontrol ettikten sonra imza attığını, müvekkilinin genellikle İstanbul sınırları içerisinde bulunan firmalarla iş yaptığını, bu nedenle mahkemenin yaptığı yer sınırlamasının rekabet yasağı sözleşmesini bütünüyle geçersiz kıldığını, mahkemece hukuka aykırı olarak yapılan daraltma ile birleşen davalarının reddedildiğini, davacının davasını hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının hiç dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda müvekkili Coster Aerosol şirketinin satışlarının %90'ının mamul satışları başlığı altında valf satışları, likit satışları, aktüatör satışları, kapak satışları, aerosol satışları ve hurda satışlarından oluştuğu belirtilmiş ise de %90'lık kısmın aerosol dolumu, sadece %10 valf satışı olduğunu, bu hususun ticari defterlerinin incelenmesi ile anlaşılabileceğini, bilirkişi raporunda rekabet yasağına aykırılığın neden olduğu zararların hesaplanmadığını, taahhütnamenin ihlali sebebiyle hisse devir bedelinde hangi oranda indirim yapılması gerektiği hususunda bilirkişinin görüşünün alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'in 23.03.2015 tarihli ihbarname ile hissesini şirket ortaklarından ...'e devredeceğini davalı şirkete bildirdiği, şirket ortakları tarafından 15.06.2015 tarihinde bir araya gelerek yapılan protokolde kararlaştırılan diğer hususların yanı sıra davacı ... tarafından diğer ortak ...'e hisse devrinin yapılabilmesi Coster Aerosol Valf A.Ş. tarafından belirlenecek müşterilere yönelik 5 senelik rekabet etmeme taahhüdü verilmesi şartına bağlandığı, davacının davalı şirketlerde 02.07.2009 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, aynı zamanda Coster Aerosol ...A.Ş.'de hizmet akdi ile çalışmakta iken iş sözleşmesine de 27.06.2012 tarihinde son verildiği, devamında davacının davalı şirketlerin yönetiminde görev almadığı, bunun dışında davacının bu tarihten sonra davalı şirketlerde hizmet akdi ile çalıştığına dair bir delil bulunmadığı, davacının yönetim kurulu üyeliği görevinin 02.07.2009 tarihinde sonra ermiş olduğu, anonim şirket yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 369 ncu maddesi hükmünün bu tarihten sonrası için uygulanmasının mümkün olmadığı, bunun dışında davacının iş sözleşmesinin de 27.06.2012 tarihinde sona erdiği, o halde; taraflar arasındaki anılan sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğunun bildirildiği, 6098 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirlenebileceği belirtildikten sonra 27 nci maddede bu serbestinin sınırları gösterilerek kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olacağının düzenlendiği, şirket esas sözleşmesinin 6/II.A maddesinde tüm hisse devirlerinin idare meclisinin onayına tabi olduğu, idare meclisinin esas sözleşmeye uygun olan hisse devirlerini onaylayacağı ve pay defterine kaydedeceğinin düzenlendiği, şirket esas sözleşmesinin incelenmesinde, şirket ortakları ile ilgili gerek ortaklık sıfatının devamı süresinde gerekse ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra şirketle rekabet edemeyeceklerine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, yine şirket esas sözleşmesinde hisse devrinin gerçekleşmesi için rekabet etmemeye yönelik taahhüt verilmesine dair bir hüküm de olmadığı, bunun dışında dava dışı Centragrup Fareva AS şirketinin davacı ... ve diğer ortaklardan şirketin % 70 hissesini satın alırken akdettikleri 08.04.2009 tarihli hisse satın alma sözleşmesinin 9.3 maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü düzenlenmiş ise de bahsi geçen sözleşme maddesinde rekabet yasağının ortakların şirket üzerinde ortak kontrol yetkisine sahip olmaya devam ettiği sürece geçerli olduğunun kararlaştırıldığı, yönetici sıfatı olmayan ve şirkette görev almayan ortaklarla ilgili herhangi bir hükme yer verilmediği, bu durumda davacının şirket hissesinin diğer ortak ...'e devri için şirket esas sözleşmesinde öngörülmeyen sınırlama getirilmeye çalışıldığı, davalının dayandığı 15.06.2015 tarihli protokole göre davacıya rekabet etmeme taahhüdünün doğrudan karşılığını teşkil eden ödeme yapıldığına, davalı şirketlerin veya diğer ortakların rekabet etmeme taahhüdüne karşılık edim yüklendiklerine dair bir iddia bulunmadığı, sektörde faaliyet gösteren firmaların hemen hemen tamamına yakınını kapsayan, herhangi bir bölge sınırlaması bulunmayan 5 yıl süreli tek taraflı verilen rekabet etmeme taahhüdünün rekabet yasağından ziyade davacının ticari faaliyette bulunmaması sonucunu doğuracak nitelikte olduğu, çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olduğu, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü veya tek taraflı taahhütle bu özgürlüğün ihlali anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmadığı gerekçesi ile asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.