IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, müvekkil markalarındaki ayırt edici unsurun "lio" ibaresi olduğunun ve taraf markalarının kapsamlarının aynı bulunduğunun belirtilmesine rağmen taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin düşük olduğu sonucuna ulaşıldığını, bu nedenle raporun kendi içinde çelişkili bulunduğunu, buna rağmen Mahkemece anılan raporun hükme esas alındığını, Mahkeme kararının aksine müvekkiline ait seri markalar ile dava konusu başvurunun, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan birbirine benzediklerini, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda dikkate alınmamışsa da davalının markasının çıkış noktasının İncirliova'daki zeytinyağı ve incir kalitesi olduğu ve marka korumasının yenilenmesinin unutulması savunmasının huzurdaki davada yerinin bulunmadığını, müvekkiline ait markaların, yıllara dayalı tecrübe ve emek ile yüksek kalitede reklam ve tanıtımlar sayesinde tüketiciler nezdinde tanınmış marka haline geldiğini, dolayısıyla davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yararlanacağını, davalı tarafın dava konusu markayı tescil ettirirken kötü niyetli davrandığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceğinin belirtildiği, açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, iltibasın iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleri olduğu, yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru kapsamında 29 uncu sınıftaki "et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsler" mallarının yer aldığı, davacının marka başvurusuna itirazına ve işbu davasına dayanak markalarının ise 29 uncu sınıftaki "yağ" emtiasında tescilli olduğu, Dairemizin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip bulunup bulunmadığı, hammadde-mamul ilişkisinin olup olmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği, buna göre içinde gıda mühendisi de bulunan bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, dava konusu başvuru kapsamında yer alan "Yenilebilir bitkisel yağlar." mallarının, davacının itirazına mesnet markanın kapsamındaki mallarla benzer olup, bunun dışında kalan mallar yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediği, işaretlerin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvurunun yeşil renk ile yazılmış "LİOVA" ibaresi ile yaprak deseni şeklinden oluştuğu, başvuruda yer verilen şekil unsurunun ayırt ediciliğe etkisinin geri planda olup, başvurunun asli unsurunun "LİOVA" ibaresi olduğu, davacının itirazına mesnet markaların asli unsurunun ise "LİO" ibaresi olduğu, zira markalarda farklı olarak yer verilen ibarelerin ayırt ediciliğe katkıları bulunmadığı, buna göre davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "lio" ibaresinin, dava konusu başvurunun da ilk iki hecesini oluşturduğu, "lio" ibaresinin, Türkçe'de bilinen bir anlamının olmadığı ve kapsamındaki mallar yönünden ayırt edici bulunduğu, dava konusu başvurunun da bilinen bir anlamının olmadığı, markaların başlangıç kısımlarındaki aynılığın tüketiciler nezdinde dikkati çekeceği, başvurunun sonuna eklenen "va" ekinin de ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olmadığı gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalarının görsel ve işitsel yönden bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer oldukları, tüketicilerce dava konusu başvurunun, davacı markalarının uzantısı, yeni bir versiyonu, davacı markasının yeni biçimde oluşturulmuş bir serisi olarak algılanma ihtimalinin bulunduğu, bunun da markaların karıştırılmasına yol açacağı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda gerçekleştiği, diğer bir deyişle taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kanaatine varıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E., 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairelerince bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmediği ve ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmediği, her ne kadar davacı tarafça, itirazlarına dayanak markaların tanınmış olduğu ileri sürülmüş ise de dosya kapsamındaki deliller ile davacı markalarının tanınmışlığının ispat edilemediği, yine dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında, başvuru kapsamında yer alan "yenilebilir bitkisel yağlar." malları yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluştuğu, bunlar dışındaki mallar yönünden ise markalar arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığı, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüyle YİDK'in 30.01.2019 tarih, 2019/M-581 sayılı kararının, "yenilebilir bitkisel yağlar" malları yönünden iptaline, dava konusu 2018/08531 sayılı markanın, "yenilebilir bitkisel yağlar" malları yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.