İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2017/443 Esas, 2017/531 Karar sayılı kararıyla; devlet ormanlarında yer ... ağaçlar yönünden muhtesat tespiti ve aidiyetine, kanunen yasaklanan eyleme hukuki geçerlilik kazandırma ve muhdesatlara yasallık sağlayacak şekilde karar verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi ve dahili davalı ... İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine temsilcisi özetle; dava konusu ağaçların TMK’nın 684 ve 718 ... maddeleri uyarınca mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu, davacının dava açmakta hakkı ve hukuki yararı bulunmadığını ileri sürmüştür.
2. Dahili davalı ... İdaresi vekili özetle;
1. Dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına kayıtlı olduğu,
2. Orman arazisinin yasa dışı yollarla işgal edilerek muhdesattan bahsedilmesinin hukuken mümkün olamayacağı gibi yürürlükteki mevzuat hükümleri gereğince orman suçunun işlendiği,
3. 6831 sayılı Orman Kanun'u uyarınca tescilli orman arazisine dikilen meyve ağaçları kamulaştırmaya değil müsadereye konu olup ayrıca cezai yaptırıma tâbi bulunduğu,
4. Hukuken müsadereyle Orman Genel Müdürlüğüne ait olması gereken söz konusu ağaçların davacı adına tespit edilmesinin yasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiği,
5. Muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemeyeceği,
6. Dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatlara hukuki değer verilemeyeceği,
7. Uyuşmazlık konusu ağaçların orman sayılması gerektiği ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kamulaştırma sahasında bulunan muhdesatın tespiti ve tapuya şerh verilmesi isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Bütünleyici parça” kenar başlıklı 684 üncü maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur...”
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Taşınmaz mülkiyetinin içeriği” ve “Kapsam” kenar başlıklı 684 üncü maddesi şöyledir:
“Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki ... ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.”
3. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve ... şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. ... ve ... ağaçları, kendiliğinden yetişebilen ya da ekonomik amaçla yetiştirilen ve kesilip satılabilen ağaçlar olması nedeniyle muhdesat niteliğinde kabul edilmemektedir. Muhdesat şahsi bir hak olup (TMK mad.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun “Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tescili ve zilyedin hakları” başlıklı 19 uncu maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11 ... madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir...”
5. 26.05.2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanun'un 35 ... maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 19 uncu maddesine eklenen ek fıkra hükmüne göre, başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması hâlinde, taşınmazda malik olmayan ancak, üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla tespit davası açma hakkı tanınmış ise de, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamuya ait mera, yaylak, kışlak, genel harman yeri, orman, aktif ... yatağı niteliğindeki taşınmazların ... mülkiyete konu olamayacakları, zilyetlikle edinilemeyecekleri, bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesatlara da hukuki değer verilemeyeceği gözönünde bulundurulmalıdır.
6. Bunun yanında, davacının talebinin bir yandan da mülkiyet hakkının ihlali açısından incelenmesi gerektiğinden (Anayasa Mahkemesinin 29.05.2019 tarihli ve 2016/58283 numaralı ... ... ... başvurusu), davacının, Hazineye ait ve ... mülkiyete konu olamayacak bir taşınmazı kullanması sebebiyle haksız zilyet durumunda olduğu açık olmakla birlikte, mülkiyet hakkı sahibinin davalıyı taşınmazdan tahliyesi yoluna gidip gitmediğinin, ecrimisil bedeli tahsil ettirilip ettirilmediğinin, davacının ağaç dikerek ve yetiştirerek taşınmazı kullanması nedeniyle ağaçların davacı yararına ekonomik bir değerinin bulunduğundan, ağaçlar yönünden davacının Anayasa'nın 35 ... maddesi kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunup bulunmadığı, yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıyıp taşımadığı, müdahalede kamu yararına dayalı bir amaç olup olmadığı hususları yanında davacının mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, bu değerlendirmede ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğunun gözetilmesi, özellikle kamusal makamların tutum ve davranışlarının inceleme konusu yapılması, olayın gelişiminde kamu makamlarının edilgen tutumu sebebiyle bütün zarara ... başına davacının katlanması sonucuna yol açılıp açılmayacağının, şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yükleyip yüklemeyeceğinin, davacının mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken ... dengenin davacı aleyhine bozulup bozulmadığının ve müdahalenin ölçülü olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen Gölbaşı (Adıyaman) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir