İçtihatYargıtay10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2023/3942 · K. 2023/4031
- Esas No
- 2023/3942
- Karar No
- 2023/4031
- Karar Tarihi
- 11.04.2023
Karar Metni
10. Hukuk Dairesi 2023/3942 E. , 2023/4031 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/174 E., 2022/307 K.
KARAR : Ret
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece verilen direnme kararının Hukuk Genel Kurulu Kararı ile bozulması üzerine Mahkemesince verilen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin, ... Urla adresinde bulunan davalıya ait çiftlikte 1995 yılından itibaren çalışmakta olduğunu, davalı ...’un babası aracılığı ile işe girdiğini, çiftlikte bulunan hayvanların bakımı, bekçilik ve diğer işleri yapmak üzere işe alındığını, çalışmalarına ait bildirimlerinin yapılmadığını belirterek müvekkilinin davalıya ait işyerinde 1995 yılından itibaren dava tarihi itibariyle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, davacının işçi olmayıp, müvekkiline ait arazide ve içindeki evde 15 seneye yakın süredir kiracı olan ...’un karısı olduğunu, müvekkilinin babası ve abisi tarafından bu yerin davacının ailesine kiraya verildiğini, davacı ve ailesinin evde oturup, arazide yetiştirdikleri sebzeleri toptan veya perakende satış suretiyle kazanç elde ettiklerini; kira ilişkisinin yazılı kira sözleşmeleri ile sabit olduğunu; 01.01.2001 tarihli ... ile imzalanan ve 05.12.2005 ile 25.10.2006 tarihli ... ile ... arasında imzalanan kira sözleşmelerinin mevcut olduğu, kira bedelinin bir kısmının elden, bir kısmının da bankaya yatırıldığını, kira bedellerini ödemeyen kiracı ... hakkında Urla İcra Müdürlüğü'nün 2011/929 E. sayılı dosyası ile 2013/218 E. haciz ve tahliye talepli icra takibine, ...’un kötü niyetle imza inkarı ve tahrifat iddiasında bulunduğunu; Urla Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/943 E. sayılı dosyasında açılan itirazın iptali ve tahliye davasının derdest olduğunu, kira sözleşmesindeki imzanın ...’a ait olduğunun bilirkişi incelemesi ile sabit olduğunu, taraflar arasında kira ilişkisi olup, işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur.
Dahili davalı ... vekili, husumet ve zaman aşımı itirazlarında bulunmuş, davanın reddini talep etmiştir.
Kurum vekili, Kurum kayıtlarının tetkikinde, davacı adına yapılmış çalışma bildirimi ve sigortalılık kaydına rastlanmadığını, davalı ... adına işyeri kaydı bulunmadığını, hizmetin tespitine ilişkin davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini, Kurum bu tür davalara yasal taraf olarak katıldığından dava masraflarından sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemesince 09.07.2014 tarih, 2013/327 E. 2014/543 K. sayılı kararı ile "...taraflarca bildirilen tanık anlatımları; kira sözleşmeleri; kira kapsamındaki ödeme kayıtları; taraflar arasında içeriği hakkında bilgilerin yargılama ve kanıtlar kısmında irdelendiği hukuki uyuşmazlıklara ilişkin dava kapsamları; vergi Dairesi; Belediye ve Tapu idaresi kayıtları ile tüm dosya içeriğindeki kanıtların birlikte değerlendirilmesinden; özellikle, 2006 yılı ve öncesinde davacının eşi ... tarafından kira ilişkisi kapsamında yapılmış ödemelere ilişkin kayıtlar ve Urla Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen davada ...’un kira ilişkisi konusundaki iddiasından vazgeçtiğine ilişkin beyanı ve taşınmazın 14/08/2008 tarihinde ... adına tescil edildiği dikkate alınmak ve bu tarih başlangıç olarak belirlenip; taşınmazın tahliyesi konusundaki icra takip tarihi ise çalışmanın bitimi olarak esas alınmak suretiyle; 14.08.2008 – 27.09.2011 tarihleri arası dönemle sınırlı olacak biçimde davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur." gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait çiftlik işyerinde 14.08.2008 – 27.09.2011 tarihleri arasında asgari ücretle ve sürekli olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine,
Dairemiz 22.12.2014 tarih 2014/22961 Esas 27652 Karar sayılı ilamı ile, "...Eldeki dosyada, dava konusu hizmetin ifa edildiği belirtilen taşınmazın itilaf konusu dönemi kapsar şekilde ilk önce işveren olarak gösterilen davalı ...'a 4.5.1994 tarihinde satım ile intikal ettiği, daha sonra davalıdan satım yoluyla 7.8.1997 tarihinde ...'ta intikal ettiği, en son satım ile 28.4.2008 tarihinde davalı işveren olarak gösterilen ...'ta intikal ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece; talep edilen çalışma dönemindeki tapu kaydında malik görünen gerçek işverenler belirlenmeli, işverenlerin sorumluluğu ve süresi ayrıştırılmalı, HMK. 124. maddesi dikkate alınmak suretiyle davacıya, tapuda malik görünen kişilere karşı husumet yöneltmesi için mehil verilmeli, husumet yöneltildiğinde, gösterecekleri bütün deliller toplandıktan sonra, yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmelidir..." gereğine işaret edilerek bozulduğu,
Mahkemenin 19.03.2015 tarih 2015/55 E. 2015/158 K. sayılı kararı ile önceki kararda direnilmesine dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2019 tarih 2015/10-2855 Esas 2019/221 Karar sayılı ilamı ile, "...Yukarıdaki açıklamaların ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince; davacı vekili, müvekkilinin 1995 yılından itibaren davalı ...’a ait çiftlikte işçi olarak çalıştığını ancak bu çalışmasının Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek, 1995 yılından beri sigortasız çalıştırıldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece taşınmazın davalı ... adına tescil edildiği 14.08.2008 tarihi başlangıç olarak belirlenip, taşınmazın tahliyesi konusundaki icra takip tarihi de çalışmanın bitimi olarak esas alınmak suretiyle davacının çalışmasının 14.08.2008-27.09.2011 tarihleri arası dönemle sınırlı olacak şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece yukarıda belirtilen bozma kararı ile, talep edilen çalışma dönemindeki tapu kaydında malik görünen gerçek işverenler belirlenmeli, işverenlerin sorumluluğu ve süresi ayrıştırılmalı, HMK’nın 124 üncü maddesi dikkate alınmak suretiyle davacıya, tapuda malik görünen kişilere karşı taraf sıfatının yöneltilmesi için mehil verilmeli, taraf sıfatı yöneltildiğinde gösterecekleri bütün deliller toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Sosyal güvenlik hakkının anayasa ile güvence altına alınan temel bir insan hakkı olması yanında sigortalı olma hak ve yükümünden kaçınılamayacağına ve vazgeçilemeyeceğine ilişkin Kanun hükümleri karşısında, üstelik Mahkemenin bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olmasından ötürü resen araştırma ve delil toplama yükümlülüğü altında olduğu dikkate alındığında, gerçek işveren ya da işverenlerin tespit edilmesi gerekmektedir.
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, işverenlik sıfatının kazanılmasında mutlaka iş yerinin maliki olmak gerekmez. İş yeri kiralanmak ya da başkaca hukuki işlem ile işveren tarafından işçi istihdam edilmek suretiyle kullanılabilir. Somut olayda iş yeri bir çiftlik olup, taşınmazın tapu kayıtlarına göre 04.05.1994 tarihinde davalı ...’a satış ile intikal ettiği, 07.08.1997 tarihinde davalıdan satış yoluyla dava dışı ...’a intikal ettiği, en son yine satış sureti ile 28.04.2008 tarihinde davalı ... adına tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacı ise 1995 yılından beri iş yerinde sigortasız çalıştırıldığını iddia etmektedir. İş yerinin niteliği dikkate alındığında salt tapuda malik gözükmek işverenlik sıfatının kazanılması için yeterli olmayacağından Özel Daire bozma kararında “tapu kaydında malik görünen” ibarelerinin gerçek işverenin tespiti olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece yapılması gereken davacının 1995 yılından itibaren sigortasız çalıştırıldığını iddia ettiği somut olayda, gerçek işveren ya da işverenlerin tespiti ile bu işverenlerin sorumluluğu ve süresini ayrıştırmak olmalıdır.
Ayrıca kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında, hâkimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Bu bağlamda mahkemece gerçek işveren ya da işverenlerin tespiti hâlinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 124 üncü maddesi uyarınca davacıya gerçek işveren ya da işverenlere karşı taraf sıfatını yöneltmesi için süre verilmeli, taraf sıfatı yöneltildiğinde gösterecekleri bütün deliller toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme ile sonuca gidilmesi gerekmektedir..." gereğini işaret edilerek bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Sigortalılığın oluşması yönünden ilk koşul, taraflar arasında hizmet akdinin varlığına ilişkindir. Hizmet akdi Borçlar Kanunu'nun 313 üncü maddesinde belirlendiği üzere iş sahibi ile işçi arasında yapılan belli veya belli olmayan bir süre için görülen iş karşılığı ücret ödenmesini gerektiren bir sözleşmedir. Bu sözleşmede ana unsur iş ve ücrettir. 506 sayılı Kanun açısından hizmet akdini sadece bu unsurlara bağlı olarak kabul etmek mümkün değildir. Zaman ve bağımlılık unsurları hizmet akdinin ana koşulları olmak üzere 506 sayılı Kanun'un öngördüğü hizmet sözleşmesi "bir veya birden fazla işveren ile çalıştırılan arasında oluşturulan, süreli veya süresiz belli bir zaman dilimi içersinde, işveren emir ve gözetimi altında, iş görmeyi hüküm altına alan hukuksal ilişkidir. Sigortalılığın oluşumu yönünden ilk unsur iş görecek kişinin belli bir zaman dilimi içerisinde, hizmetini işverenin emrine hasretmesidir. Bu zaman dilimi günün tüm süresini kapsayabileceği gibi, günün veya haftanın belli saatlerine de hasredilebilir. Haftanın veya ayın belli gün ve saatlerinde dahi çalışma söz konusu olabilir. Önemli olan düzenli bir çalışma ilişkisinin varlığıdır. Düzenli çalışma ilişkisinin varlığı iş akdinin zaman unsurunu ortaya koyar. Çalışanın, hizmetini belli zaman dilimi içerisinde, işveren emrinde ve onun vereceği direktif doğrultusunda gerçekleştirilmesi, hizmet akdinin ikinci unsuru olan bağımlılık unsurunu oluşturur. Hizmetin fiilen verilmesi her durumda, zorunlu değildir. İşverenin emir ve gözetim altında hazır beklemek durumunda dahi bağımlılık unsuru gerçekleşmiş sayılır. Öte yandan, işverence gösterilen işlerin, çalışan tarafından, işveren emir ve direktiflerine uygun olarak görülmesi gerekir. Belirtilen bu iki ana unsurun birlikte gerçekleşmesi durumunda 506 sayılı Kanun açısından hizmet akdinin dolayısıyla sigortalılığın ilk koşulunun oluştuğu sonucuna varılır. ikinci koşulu, 506 sayılı Kanun'un ve 8 inci maddelerinde öngörülen işin görüldüğü bir işyerinin bulunmasıdır. Bir işyerinin varlığının saptanamaması durumunda sigortalılığın gerçekleştiğinden söz edilemez. Üçüncü koşul, eylemli çalışmanın varlığıdır. Yasal sigortalılıktan söz edebilmek için sigortalının işveren emir ve direktifleri altında, bir fiil, gösterilen işi yapması zorunludur. Çalışmanın, kimi durumlarda, görülen işin, nitelik ve kapsamına göre devamlı sürmesi mümkün olmayabilir. Sigortalının, işveren emir ve nezareti altında verilecek işi yapmaya hazır bir şekilde beklemesi dahi bu koşulun gerçekleşmesi için yeterlidir. Davacı ...'un, 31.05.2022 tarihli duruşma esnasında alınan beyanında ''Ben 1995 yılından itibaren 18 yıl boyunca ...'un yanında çalıştım. Beni işe ... aldı. Bana çiftlikte ekin, biçin, kazandığınızı kendiniz yiyin, karşılığında da çiftliğe bakın dedi. ...'tan ben hiç maaş almadım. Eşimin hasta olması sebebiyle çiftlikte ekim işlerini ben yaptım. Çiftlikte ektiklerimi Urla Pazarında kendim sattım. Oradan kazandığım parayla geçindim. Çocuklarım ve eşimle beraber çiftlikte kalıyordum. Çiftlikte kalmam karşılığında ...'a kira ödemiyordum. Çiftlikte ekip biçtiğim ürünleri düzenli olarak ... Bey'e vermezdim zaten azıcık bir ürün alırdım, bize ancak yeterdi. Çiftlikte ekip biçtiğim ürünlerin gübresini, ilacını kendi cebimden karşılardım. ... bu yönde yardımcı olmazdı. ...'un yanında çalıştığım dönemde aynı zamanda yeşil kartlı olmam sebebiyle hastanede tedavi olabiliyordum. Yeşil kartı Urla Kaymakamlığına başvurarak çıkartmıştım. Benim patronum hep ...'tu, hiç değişmedi. ... Bey bize emir vermezdi. Ne ekip biçeceğime karışmazdı..." beyanları, Urla Vergi Dairesi Müdürlüğünün 20.02.2014 tarihli yazısı ekinde gönderilen belgeler ile Urla Belediye Başkanlığı'nın 17.02.2014 tarihli yazısında, avacı ...’un ve eşi ...’un İskele Semt Pazarında 1999 yılından beri üzerine kayıtlı 38-39 no’lu Pazar tezgahları olduğuna dair cevabi yazı dikkate alındığında davacı ile davalı arasında bağımlılık ve ücret unsuru gerçekleşmediğinden hizmet akdinin kurulmamış olduğu, dolayısı ile davacı ve davalı ... arasında işçi işveren ilişkisinin mevcut olmadığı kanaatine ulaşılarak davanın reddine karar verilmiş, dahili davalı ... yönünden ise; davacının 31.05.2022 tarihli beyanında "çiftlik işleri ile ... ile hiç konuşmadığını" dile getirmesi, dahili davalı tarafından dinletilen tanıkların beyanı dikkate alında ... yönünden husumet nedeni ile davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait çiftlikte 1995 yılından beri çalıştığını, davasını ispatladığını, Mahkemenin gerekirse yeniden kamu tanığı dinleyerek kamu düzenini ilgilendiren bu davada re'sen araştırma yapması gerektiğini, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini, müvekkili Kurumun dava tarihi itibariyle hizmet tespiti davasında feri müdahil davalı sıfatının bulunduğunu, lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi.
2- 5510 sayılı Kanun'un 3/11 inci bendi, "Hizmet akdi: 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununda tanımlanan hizmet akdini ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesini veya hizmet akdini,"
5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı çalışan olduğunu,
4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denildiğini,
8. Maddesi ise, İş sözleşmesinin bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmeyi, iş sözleşmesinin, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi olmadığı düzenlemelerini içerir.
3. Değerlendirme
İnceleme konusu davada, davacı vekili müvekkilinin 1995 yılından itibaren davalı ...’a ait çiftlikte işçi olarak çalıştığını ancak bu çalışmasının Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek, 1995 yılından beri sigortasız çalıştırıldığının tespitine karar verilmesini talep etmiş Mahkemece yapılan yargılama aşamasında da dinlenen kamu tanıkları ve dosya içine alınan bilgi ve belgelere göre davacının çiftlikte çiftlik sahibinin emir ve talimatı ile yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında iş sözleşmesi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırıldığı, davaya konu çalışmada hizmet akdi unsurlarının bulunduğu anlaşılmakla Mahkemece esasa girilerek davacının hizmet sürelerinin belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece verilen kararın BOZULMASINA,Harcın istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,11.04.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.