Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2023/406 · K. 2025/80
Hukuk Genel Kurulu 2023/406 E. , 2025/80 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/538 E., 2022/733 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 15.03.2022 tarihli ve 2022/693 Esas, 2022/3654 Karar sayılı BOZMA kararı 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 7. İş Mahkemesince verilen asıl ve birleşen maddi tazminat davalarının kabulüne, birleşen manevi tazminat davasının kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi 4. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı işverenin İran İslam Cumhuriyetinin başkentinde yapmış olduğu toplu konut inşaatında aylık 800 Amerikan Doları ücretle inşaat işçisi olarak çalışmaya başladığını, işyerinde çalışmakta iken İran’da Hicri takvim kullanılması nedeniyle kaza tarihi kesin olmamakla birlikte 10.04.2011 tarihinde düşerek beyin kanaması geçirdiğini ve ağır derecede malûl kalarak bakıma muhtaç hâle geldiğini, kazanın meydana gelmesinde iş güvenliği önlemlerini almayan işverenin kusurlu olduğunu belirterek manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği 10.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 5. Davacı vekili birleşen Ankara 43. İş Mahkemesinin 2018/111 Esas sayılı dava dilekçesinde; davalı işverenin İran’da bulanan şantiyesinde inşaat işçisi olarak çalışmakta iken geçirdiği iş kazası sonucu ağır derecede malûl kalarak bakıma muhtaç hâle geldiğini ileri sürerek 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 6. Davacı vekili birleşen Ankara 10. İş Mahkemesinin 2019/552 Esas sayılı dava dilekçesinde; Ankara 7. İş Mahkemesinin 2015/62 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde alınan hesap raporunda maddi tazminatın o davada talep edilen alacak miktarının üzerinde olduğundan bakiye alacak için bu davayı açtıklarını ileri sürerek 204.423,46 TL maddi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 7. Davalı şirket vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçelerinde; müvekkili şirketin İran’da taraf olduğu herhangi bir sözleşme veya taahhüt işi bulunmadığını, davacının işvereninin ... olduğunu, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi ve işyerinde gerekli önlemlerin alınmadığının ileri sürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, tazminatın yasal koşullarının oluşmadığını belirterek davanın öncelikle husumetten, olmadığı takdirde esastan reddini savunmuştur. Mahkemenin Birinci Kararı 8. Ankara 7. İş Mahkemesinin 25.02.2014 tarihli ve 2011/840 Esas, 2014/125 Karar sayılı kararı ile; 26.11.2013 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında davacının davalı şirket tarafından İran’a gönderildiğini kanıtlayıcı belge mevcut olmadığı, bu nedenle taraflar arasında hizmet akdine dayalı bir bağ bulunmadığı ve davalı şirketin olayda kusurunun olmadığı, beyin kanamasının sabah saatinde işe başlamadan önce davacının yatakhaneden kahvaltı yapmak için yemekhaneye gitmesi sırasında meydana geldiği, görülen iş ile meydana gelen kaza arasında bir bağ olmadığı, olayın iş kazası olduğu yönünde yapılmış bir tespit de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı 9. Ankara 7. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 10. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 09.09.2014 tarihli ve 2014/7751 Esas, 2014/16738 Karar sayılı kararı ile; “…Davacının çalışmak üzere götürüldüğü İran’da kaza geçirerek yaralandığı, İran’da ki çalışmanın anılan ülke yasalarına göre kurulduğu anlaşılan dava dışı ... ve ... şirketine ait işyerinde geçtiği ve bu şirketin Türkiye’den eleman ihtiyacını karşılamak için, davalı şirketin internet adresi ile telefon numaralarını irtibat adresi olarak kullandığı, İran’da kurulu bulunan şirketin temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkan ve üyesinin aynı zamanda davalı şirkette de yönetim kurulu üyesi oldukları, bu ikisinden birinin imzası ve onayı olmaksızın şirketin sorumluluğunu gerektiren bir işlemin yapılmasının söz konusu bulunmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık öncelikle davacının yurt dışına çalışmak üzere davalı şirket tarafından götürülüp götürülmediği giderek davacı ile davalı arasında hizmet ilişkisinin bulunup bulunmadığına ilişkindir. Mahkemece hizmet ilişkisinin bulunmadığı kabul edilmiş ise de varılan bu sonuç hatalı olmuştur. Davalı şirketin İran’da yapılmakta olan inşaat ihalelerine katılabilmek ve anılan ülkede iş yapabilmek için bu ülke yasalarına uygun olarak kurulduğu anlaşılan ... ve ... şirketi ile organik bağ içerisinde bulunduğu, yurt dışında çalışacak işçilerin davalı şirket tarafından toplanarak götürüldüğü, davacı ile davalı arasında hizmet akdinin varlığının kabulünün gerektiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle tanık anlatımlarından açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca hizmet ilişkisinin varlığının kabul edilerek, deliller toplanarak oluşacak sonuca göre tazminat istemi hakkında bir karar verilmek gerekirken hizmet akdinin bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Kaldı ki davacı ile davalı arasında hizmet akdi söz konusu değilse iş mahkemesinin dava konusu uyuşmazlığın çözümünde görevli olmadığı da ortadadır. Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan ve özellikle davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin İkinci Kararı 11. Ankara 7. İş Mahkemesinin 27.12.2019 tarihli ve 2015/62 Esas, 2019/594 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda hükme esas alınan 25.04.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davalı işverenin %60 oranında kusurlu olduğu, davacının kusurunun olmadığı, %40 oranında kaçınılmazlık faktörünün etkili olduğu yönünde tespit yapıldığı, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 14.01.2019 tarihli raporuna göre ise davacının %71 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, hüküm vermeye elverişli 24.09.2019 tarihli hesap ek raporunun ikinci bendi gereği davalının sorumlu olduğu maddi tazminat miktarının 205.423,46 TL olduğu, ayrıca 30.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle maddi tazminata ilişkin asıl ve birleşen davaların kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı 12. Ankara 7. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 13. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 15.03.2022 tarihli ve 2022/693 Esas, 2022/3654 Karar sayılı kararı ile; “..Somut olayda, Yargıtay(kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 09/09/2014 tarih ve 2014/7751 Esas, 2014/16738 Karar sayılı bozma ilamında davacının davalı şirket tarafından İran ülkesine gönderildiği ve davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin hizmet akdi olduğu belirtilmiş ise de bu kabul uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin olarak malüllük-yaşlılık-ölüm sigortalarına yönelik bulunup, iş kazasının varlığı ya da yokluğuna yönelik bir irdeleme içermemektedir, hal böyle olunca ve eldeki davaya konu maddi/manevi tazminat taleplerinin de iş kazasına dayalı olarak talep edilmesi karşısında davacıya yurt dışında gerçekleşen olayın iş kazası olduğunun tespiti ve giderek iş kazası tarihinin ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti ve iş kazası sürekli iş göremezlik geliri bağlanmasının sağlanmasına yönelik olarak davalı şirket ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı tespit davası açmak üzere süre verilmesi ve söz konusu davanın bekletici mesele sayılarak sonucuna göre de Kardiyoloji ve nöroloji alanında uzman tıp doktorlarının da yer aldığı iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetten bilirkişi kusur raporu almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. Direnme Kararı 14. Ankara 7. İş Mahkemesinin 20.12.2022 tarihli ve 2022/538 Esas, 2022/733 Karar sayılı kararı ile; ilk bozma kararında davacı ile davalı arasında hizmet akdinin varlığının kabulü gerektiği açıkça belirtilmiş olup anılan bu bozma ilâmından sonra konularında uzman üç ayrı bilirkişi heyetinden alınan raporlar sonrası olayın iş kazası olduğu kanaatine varıldığı, asıl davanın 19.08.2011 tarihinde açıldığı ve uzun süren bir yargılama süreci geçirdiği, bu aşamadan sonra hâlâ olayın iş kazası olduğunun ve tarihinin tespiti ile sürekli iş göremezlik oranının tespitine yönelik olarak davacıyı tespit davası açmaya zorlamanın Anayasaya aykırı olduğu, ayrıca hekim ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetlerden bilirkişi raporu da alındığı, olayın iş kazası olduğunun ve davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının Adli Tıp raporu ile de sabit olduğu gerekçesi ile önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 15. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.