Yargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2023/4077 · K. 2024/12738
2. Ceza Dairesi 2023/4077 E. , 2024/12738 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre sanığın temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2021 tarihli ve 2019/351 Esas, 2021/752 Karar sayılı ilâmında; sanık ve inceleme dışı sanık hakkında yaşı ileride olan mağdur ...’i bankamatikten para çektikten sonra takip ederek çeşitli yalanlar söyleyerek kandırıp mağdurun sanıkları hırsızlık yapmadığına ikna etmek üzere cebindeki parayı sayabilmek için parktaki oturma bankına bıraktığı sırada hızlıca alıp kaçmak suretiyle hırsızlık suçunu işledikleri gerekçesiyle suç vasfının basit nitelikte hırsızlık olduğunu değerlendirerek, TCK’nın 141/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar vermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının da onama talep ettiği bu kararla ilgili olarak dairemiz üyelerinin çoğunluğu da eylemin basit nitelikte hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul ederek ilk derece mahkemesi ilâmının onanmasına karar vermiştir. Çoğunluğun suç vasfına yönelik bu kabûlüne tarafımızca katılınmamıştır. Şöyle ki; Mağdur bankamatikten çektiği parayı ceketinin iç cebine koyarak muhafaza altına almıştır. Gerek mağdurun anlatımı, gerekse mahkemenin ve dairemizin olayla ilgili kabûlü aynı şekildedir; sanık ve inceleme dışı sanık, mağdurun üzerinde muhafaza ettiği parasını, diğer birçok mağdura uyguladıkları benzer bir yöntemle, bir mizansenle, yalan ve hilelerle kandırarak mağdurun parasını korumak için sakladığı iç cebinden çıkararak açık alan olan bankın üzerine saymak üzere bırakmasını sağlamışlar ve buradan alarak kaçıp gitmişlerdir. Sanık ve inceleme dışı sanık baştan itibaren mağdurun üzerinde taşıdığı bu parayı kolay şekilde hırsızlamak amacıyla hareket etmişlerdir. Hukuk mağdurun iradesini yanıltan yalanı, hileyi, mizanseni ve benzeri davranışları korumamalıdır. Sanık ve inceleme dışı sanık söyledikleri yalanlarla mağdurun üzerinde saklı bulunan parayı korunaksız alana çıkararak almak suretiyle birçok problemden kendilerini kurtarmışlardır; mağdurun vücûdundan alırken direnmesi hâlinde gasp olasılığını, mağdurun fark etmesi hâlinde kovalayıp yakalaması ya da polise haber vermesi ihtimallerini bu hileleriyle ortadan kaldırmışlardır. Ceza Genel Kurulunun 2012/13-194 Esas, 2012/243 Karar sayılı ilâmında da ortaya konulduğu üzere sanığın baştan itibaren hırsızlık kastı ile hareket ettiği, denemek amacıyla müştekinin satışa çıkardığı aracının anahtarını alıp bir daha geri getirmediği olayda, mağdurun rızasıyla anahtarını teslim etmesi eylemini TCK’nın 141/1. maddesi kapsamında kaldığını kabul etmemiş, bilakis eylemin mağdurun anahtarını “özgür iradesiyle teslim etmemiş olması nedeniyle” haksız anahtar elde etmek suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğunu dolayısıyla TCK’nın 142/2-d maddesinden cezalandırılması gerektiğine karar vermiştir. Olayımızda da sanık ve inceleme dışı sanık eylemlerini benzer şekilde, mağdurun üzerinde muhafaza ettiği, saklı hâldeki parasını hileli vasıtalarla parktaki bankın üzerine bırakmasını sağlamak suretiyle gerçekleştirdikleri sabittir ve bu eylemi mağduru uzun süre takip ederek üzerinde para olduğunu bilerek gerçekleştirmişlerdir. Dolayısıyla sanık ve inceleme dışı sanık baştan itibaren muhafazalı alandan açık alana çıkararak mağdurdan daha kolay şekilde parasını hırsızlamak amacıyla hareket ettikleri olayda hukukun sanık ve inceleme dışı sanık kötü niyet taşıyan bu amacına hizmet etmemesi gerekir. Mağdurun hileli söz ve eylemlerle fesada uğrayan iradesinden önceki malını koruma şekline göre bu ve buna benzer diğer tüm eylemlerde sanık ve inceleme dışı sanık durumlarının değerlendirilmesi gerekir. Olayımızda da mağdur iradesi yanıltılmadan önce eşyasını üzerinde koruma altına almıştır. Bu nedenle eylem TCK’nın 142/2-b maddesine uygun suçu oluşturduğu düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.