V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının internet sitesindeki yazıdan sonra müvekkilinin sattığı malların sahteliğine dair bir algı oluşup satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, müvekkilinin haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın tam olarak belirlenmesi, eğer bu hususun belirlenmesi mümkün değilse dosyanın yeniden bilirkişi incelemesine gönderilerek maddi zararın hükme elverişli olarak net bir biçimde tespiti gerektiğini, tazminat miktarının yetersiz incelemeyle eksik ve hatalı belirlendiğini, Mahkemece mevcut ve gelecekteki zarar ayrımı yapılmadan sadece takdir yetkisinin kullanılmasıyla tazminat belirlenemeyeceğini, Mahkemenin tazminatı hangi nedene dayalı olarak belirlediğine ilişkin herhangi bir gerekçe göstermediğini, somut olayda maddi zararın ancak bilirkişi marifetiyle belirlenebileceğini, bilirkişi raporunu Mahkeme yeterli gördüğünden değer arttırımın bilirkişi raporunda belirlenen değere göre yapıldığını, Mahkemenin kendi kanaatine göre herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın maddi tazminat belirleyemeyeceğini, müvekkilinin zararının bilirkişi raporunda belirlenenden çok daha fazla olduğunu, başka bir sebeple zarar ettiğine dair verinin bulunmadığını, bu sebeple tazminattan indirim yapılamayacağını, dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında müvekkilinin yıllara göre satışlarının incelenerek uğradığı maddi zararların tazminini talep ettiklerinin anlaşıldığını, bu sebeple sadece 2016-2017 yılları arasında oluşan zararın hesaplanmasının müvekkilinin zararlarını kapsamadığını, haksız rekabet teşkil eden eylemin dava tarihinden sonra dahi devam etmesi sebebiyle hakkaniyet gereği tüm zararların tespit edilerek tazmini gerektiğini, haksız rekabet davalarında gerçekleşmiş zararlar ile yoksun kalınan kâr, yani gelecekteki zararın da talep edilebileceğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin gerekçeli kararında yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretin hatalı hesaplandığını, faiz miktarı, faiz başlangıç tarihi ve faizin karar tarihine kadar işletilmesi hususunun da usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, faizin haksız fiilden başlatılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sadece “Balbudak” markası olduğu halde bu ibareyi küçük, “Anzer” ibaresini büyük yazmak suretiyle marka hakkını kötüye kullandığını, anzer balının satış yetkisinin kooperatife ait olduğunu, anzer balının floraya uygunluğunun Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü tarafından tahlil edildiğini, davacının sattığı ürünlerin anzer balı florasına uygunluğunu ispatlayamadığını, buna ilişkin tahlil sunmadığını, piyasa fiyatı üzerinden fiyatlandırma ile haksız kazanç sağladığını, asıl haksız rekabetin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, davacının üreticiden satın alımına ilişkin müstahsil makbuzu sunması gerektiğini, müvekkilinin internet sitesinde kamu adına uyarı görevi yaptığını, balların sahteliğine dair bir söylemde bulunmadığını, haksız eylem gerçekleştirmediğini, müvekkilinin 2009 yılında coğrafi işaret için başvurduğunu, internet sitesindeki yazının sadece 15 gün kaldığını, iki yıllık zarar hesabının hukuka aykırılık taşıdığını, fahiş miktarda tazminat verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, davacı bir zarara uğramışsa miktarın ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49, 50 ve 57 nci maddeleri.
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54, 55 ve 56 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
Her ne kadar davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki Mahkemenin kabulü yerinde ise de davacı vekili dava dilekçesinde davalının internet sitesindeki yazının yayınlanmasının ardından toplumda müvekkilinin sattığı balın sahte olduğu yönünde bir algı oluştuğunu, satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, yıllara göre artan satış grafiği varken asılsız uyarı yazısının yayınlanması akabinde satışlarda düşme meydana geldiğini ileri sürerek müvekkilinin yıllara göre satışları incelenip davalının haksız eylemi nedeniyle uğranılan maddi zararın tam olarak tespit edildiği anda artırılmak üzere şimdilik 5.000,00 TL belirsiz maddi tazminatın tahsilini talep etmiş, değer artırım dilekçesi ile de talebini bilirkişi raporunda tespit edilen 59.935,37 TL'ye yükseltmiştir.
Her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanacağı, davacının ancak dava açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş alacağının hüküm altına alınmasını isteyebileceği de nazara alındığında davacı, dava tarihindeki alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyebileceğinden davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı yoktur. Bu durumda dava değerinin dava dilekçesinde gösterilen miktar olduğu gözetilmeden bedel artırım dilekçesine göre değerlendirme yapılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.