V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, ek raporun hiç bir itirazı karşılamadığı gibi, bozma ilamına uygun rapor düzenlenmediğini, bilirkişi heyetinde, Yargıtayın tespitini istediği olay ile zarar arasındaki illiyet bağını kurabilecek uzmanlıkta bir bilirkişi bulunmadığını, hemşire tarafından yapılan ilaç sonrası Dr. ...'in ne kadar süre geçtikten sonra müdahalede bulunduğu, davacının ne kadar süre ile solunumunun durduğuna ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, ilacın serviste mi veya ameliyathanede mi yapıldığı, yapılan yerin olaya erken müdahale yönünden sonucu değiştirip değiştirmeyeceği yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, beynin oksijensiz kalması ile gerçekleşen işitme kaybı arasında illiyet bağı mevcut olduğu belirtildiği halde davalılara kusur ve sorumluluk yöneltilmediğini, davacının ameliyat olmasına gerek olmadığı halde ameliyat edilmek istenilmesi hususunun hiç değerlendirilmediğini, mahallinde keşif yapılması talebinin Mahkemece kabul edilmediğini, davacının olmayan bir kist operasyonu için aydınlatılmış onamı dahi alınmaksızın ameliyata alınması öncesinde davalıların ihmali neticesi boyun zedelenmesi yaşadığını, ölüm tehlikesi geçirdiği, davalılara ait sağlık kurumlarında, tedavi yöntemlerinin davacıya ve yakınlarına anlatılmayarak tedavi edilmeye çalışıldığını belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 386 ncı maddesi.
2. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz, bozma sebebidir. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durum olup, buna usuli müktesep hak" denilmektedir. Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu veyahut uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
3. Değerlendirme
1. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir.
2. Dosya içerisinde yer alan tıbbı belgeler ile tarafların beyanlarından, davalı ... hastanesinde davalı doktor... tarafından davacının hastalığının takip edildiği, 24.11.2006 yılında laporoskopik over kisti ameliyatı ve 06.09.2007 tarihinde yine aynı merkezde Leep ameliyatı geçirdiği, davacının aynı merkezde 3. kez ameliyat edilmek üzere kendisine anestezi ilacı verildiği, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar, delil listesi ve davacının hastalığı ile ilgili baştan beri aynı hekim tarafından takip edildiği dikkate alındığında davacının kendisine yapılacak olan operasyonun gerekli olup olmadığı ve bu konuda kendisinin bilgilendirilmediği itirazlarının reddine karar verilmiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacının mahkemece alınan rapora itirazları üzerine, itirazları karşılar nitelikte, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde bilirkişi heyetinden rapor alındığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalı hastane ve hastanede görevli doktorlara kusur atfedilmediği ve böylece davacının meydana gelen maddi ve manevi zararın davalıların kusuru neticesinde ortaya çıktığını ispatlayamamış olmasına göre de davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.