İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2023/4437 · K. 2024/7473
- Esas No
- 2023/4437
- Karar No
- 2024/7473
- Karar Tarihi
- 12.12.2024
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2023/4437 E. , 2024/7473 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/29 E., 2023/1957 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/177 E., 2021/243 K.
Taraflar arasında İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tevliyete ehil vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davcı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde; davacı ...'nın İstanbul'da kurulu ... Vakfı'nın tevliyetine ehil vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir
İlk Derece Mahkemesince; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 7/2. maddesi gereği mazbut vakıflara yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek davacı ... ile davacının babası ...'nın dava konusu vakfın evlatları olduğuna dair Yargıtay denetimden geçerek kesinleşen kararlar olduğu, davacının, atasının kurmuş olduğu vakfın idaresinde yer alarak hem vakfedenin mirasına sahip çıkmak hem de vakfın yapmış ve yapacağı hayır işlerinde yer almak istediği, dava konusu Vakıf, vakıf senedinde şart edildiği üzere nesiller boyu erkek evladın en büyük ve en olgun olanı, onlardan sonra kız evladın en büyük ve en olgun olanı tarafından 1954 tarihine kadar mütevelliler tarafından yönetildiği, son mütevelli Hakkı beyin 1954 tarihinde vefatı üzerine Vakıf İdare Meclisinin 16.03.1967 gün ve 90/90 sayılı kararı ile mazbut vakıflar arasına alınmıştır. 1954 ile 1967 tarihleri arasında nasıl yönetildiğinin belli olmadığı, 1954 yılında son mütevelli Hakkı beyin ölümü üzerine yeni mütevellinin neden atanamadığı, oluşan yönetim boşluğunun nedenleri, bilirkişinin incelemesini orjinal senet ve kayıtlar üzerinde yapmaması sebebiyle yaptığı tüm inceleme ve değerlendirmelerin eksik ve hatalı olduğu, ön inceleme duruşmasında bilirkişi incelemesinin Vakıflar Bölge Müdürlüğünde Osmanlıca yazılan orijinal vakıf senedi üzerinde yapılmasına karar verildiği halde, incelemenin dava dosyasına sunulan latince tercüme evraklar üzerinden yapıldığı, 11.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre incelemenin dosya üzerinde yapıldığı, Vakıflar Bölge Müdürlüğünde orjinal vakıf senedi ve belgeler üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı, Mahkeme ara kararına aykırı bir şekilde düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın hatalı ve eksik olduğu, bilirkişi raporlarının taraflı olduğu ileri sürülerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, mazbut vakfa mütevelli atanma kararına esas teşkil etmesi yönü ile vakfın tevliyetine ehil vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 157,75 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.