V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 04.10.2022 tarihli ve 2022/2827 Esas, 2022/6380 Karar sayılı kararıyla; “... İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli, 2016/19 Esas, 2017/208 Karar sayılı ceza davasında, sanıklar Rüstem Kocaoğlu, Barış Kocaoğlu, İhsan Meral ve ...’in (davalı) resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından yargılandıkları, Mahkemece, suça konu 15.02.2011, 15.11.2011 ve 15.12.2011 vade tarihli üç adet bononun sanık Barış (dava dışı) tarafından, eski eşi olan müşteki Emine Tarakçıoğlu’nun sahibi olduğu Bers...Ltd. Şti.’den (davacı Şirket) haksız kazanç elde etmek amacıyla babası Rüstem adına sahte olarak düzenlendiği, sanık Rüstem’in bu bonoları sahteciliği bilen diğer sanık İhsan’a ciro ettiği, İhsan’ın da bonolara dayanarak borçlular aleyhine icra takibi başlattığı, isnat edilen suçları birlikte işlediklerinin sabit olduğu gerekçesiyle sanıklar Rüstem, Barış ve İhsan’ın mahkumiyetine karar verilmiş, sanık ... hakkında ise, sanığın savunmasının aksine müsnet suçları işlediğine dair veya bu suçlara katıldığına ilişkin şüpheden öte mahkumiyete yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş, karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Ne var ki, hükümlüler Barış ve Rüstem tarafından, yeni maddi olgular ve deliller öne sürülerek anılan ceza mahkemesi kararı bakımından yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunulduğu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 28.01.2022 tarihli, 2017/3268 Esas, 2018/1170 Karar sayılı ek kararı ile Barış’ın isteğinin reddine karar verildiği, Rüstem’in isteği yönünden yapılan inceleme neticesinde ise önceki yargılamada alınan tek rapor olan bilirkişi Suna Yasak’ın raporunda, müşteki şirketin 2013 ve 2014 yıllarına ait defterlerini incelemiş olmasına rağmen sanki tüm yıllara ait defterler incelenmiş gibi dava konusu senetlerin şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı şeklinde yanıltıcı beyanda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun gözetildiği, ancak şirketin 2011 yılı defterleri bulunamadığından diğer delillere göre karar verildiği, bir şirketin senet verip vermediği, borçlu olup olmadığına ilişkin en kuvvetli delilin ticari defterler olabileceği, şirketin dilekçelerinde ticari defterlerden hiç bahsetmediği, şirket defterlerinin akıbetinin ilgili kişilerden sorulması gerektiği, neticede defterler şirkette ise bugüne kadar ortaya çıkarmamasının içindeki kayıtları gizleme amacını göstereceği ve bu durumun sanığın savunmasını güçlendireceği, şirketin kurumlar vergisi beyannamesinde 2011 yılında 414.586,00 TL borç kaydının göründüğü, bu kaydın sanık Rüstem'le ve senetlerle ilgili olabileceği ve belirtilen borcun önceki beyannamelerde gösterilip gösterilmediğinin, ticari defterlerde kayıtlı olup olmadığının ve borç veren ortağın kim olduğunun araştırılması gerektiği, kısaca, müşteki şirket tarafından ticari defterlerinin saklanması, bilirkişinin yetersiz incelemesine rağmen yazılı raporu, vergi beyannamesindeki şirketin ortağına olan senetlerin miktarına yakın borç kaydı, icrada satılan arsanın boşanma protokolünde yer almaması ve satın alan kişinin beraat ederek iyiniyetli 3. kişi oluşu dikkate alındığında, toplanan ve yargılamada ortaya çıkacak yeni delillerin hükmü etkileyebileceği kabul edilerek sanık Rüstem’in yargılamanın yenilenmesi isteğinin kabulüne karar verildiği anlaşılmakla; UYAP ortamında yapılan sorgulamada halen derdest olduğu anlaşılan yargılamanın yenilenmesi davasının sonucunun eldeki davayı etkileyeceği kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 2021/3596 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan yargılamanın yenilenmesi davasının sonucunun beklenmesi ve yeniden bir karar verilmesi için karar bozulmalıdır.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 14.12.2022 tarihli ve 2021/3596 Esas, 2022/4013 Karar sayılı yargılamanın yenilenmesi dosyasında, şirket kayıtlarında dava dışı Rüstem Kocaoğlu’na verilen herhangi bir borç kaydı bulunmadığı, senede dayanan borçların şirket bilançosunda gösterilmesinin zorunlu olduğu, tüm bu durumun sanık Rüstem Kocaoğlu’na verilen senetlerin şirketin devrinden sonra düzenlendiğine kesin kanıt teşkil ettiğinin belirtildiği, bu maddi olgunun mahkeme için bağlayıcı olduğu, dava dışı Barış Kocaoğlu ile davalı ...’in taşınmazların satışından önce tanıştıkları ve taşınmazların ihale ile satıldığı tarihten önce davalı ...'nin, dava dışı Barış'ın kız arkadaşı olduğu, iş görüşmesinin ötesinde İzmir’in tatil beldesi Çeşme'de yazlıkta bulundukları sırada, Barış'ın dava konusu taşınmazların icra yoluyla satılacağını davalıya söylediği, bu konu hakkında aralarında konuşmanın geçtiğinin tanıklarca beyan edildiği, buna göre davalı ...’nin dava konusu taşınmazların satışı konusunda Barış Kocaoğlu aracılığı ile haberdar olduğu, cebri icra satışını ondan öğrendiği ve onun yönlendirmesi ile hareket ettiği, dolayısıyla Barış Kocaoğlu ile muvazaalı/danışıklı hareket ettiği tanık beyanlarından anlaşıldığı, bu durumda davalı ...’in iyiniyetinden söz edilemeyeceğinden yolsuz tescil nedeniyle iyiniyetli üçüncü kişi sıfatıyla ayni hak kazanmasının da mümkün olmadığı, dosya kapsamı itibariyle davalı ile dava dışı Barış'ın iş bu taşınmazların icra yoluyla satın alınmasında birlikte hareket ettikleri, davacı Şirketi zarara soktukları, davalının taşınmazların mülkiyetinin edinilmesinde iyiniyetli olmadığı ve kendi muvazaalı/danışıklı hareketine dayanarak iyiniyetli olduğunu ileri sürmesinin de hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.