IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı her iki taraf vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaldırma kararı usuli olup; gerekçeye ilişkin iken İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararının genişletildiği, esasa girildiği, tahkikata tekrar girişildiği, kararın tam bir gerekçe içermediği, İlk Derece Mahkemesinin re'sen hareket ederek dinlenmeyen tanığın kaldırma kararından sonra dinlenmiş olmasının kabul edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince kendi ilk kararını kendisi kaldırdığı, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı olmadığı, kaldırma kararı olmadan İlk Derece Mahkemesinin yeni delil toplama, tanık dinleme ve sair tahkikat eylemlerine giriştiği, sonrasında da tazminatları yeniden belirlediği, burada açık usule ve yasaya ve içtihatlara aykırı durum olduğu, erkeğin tam kusurlu olduğu, ıslah dilekçesi ile nafaka talebinin aylık 3.000,00 TL’ye çıkarıldığı, bu miktarın dahi ekonomik şartlarda çok çok az olduğu, dava dilekçesinde talep edilen yoksulluk nafakasının ÜFE oranında arttırılmasına yönelik taleplerinin olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince bu husus irdelenmeden karar verildiği belirtilerek; kusur belirlemesi ile lehine hükmedilen tazminatların ve nafaka miktarları ve nafaka yönünden artış oranı talebi hakkında karar verilmemesi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı erkek vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusurunun olmadığı, kadının davasını ispatlayamadığı, aleyhine tazminata, nafakaya hükmedilmesinin doğru olmadığı, kusurlu kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin hatalı olduğu gibi hükmedilen nafakanın yüksek olduğu, kadın adına 2 adet bağımsız konut ve bu konutlardan kira geliri olduğu, erkeğin inşaat mühendisi değil, inşaat teknisyeni olduğu, miktarların fahiş olduğunu belirtilerek; kadının boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmolunan tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen 25.10.2018 tarihli ilk kararda, kusur tespiti yönünden gerekçede çelişki oluşturuldu bu nedenle delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğu, yargılama işlemlerinin eksik bırakıldığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince verilen 25.10.2018 tarihli kararın zorunlu unsurları taşımaması nedeniyle hüküm olarak kabul edilemeyeceği, bunun sonucu olarak da hükmün zorunlu unsularını taşımayan bu karar kapsamında taraflara borç yüklemeyeceği gibi hak da tanınamayacağı anlaşıldığından, bu kararın tamamen kaldırılmasında ve bu kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince tüm yönlerden yeniden hüküm kurulmasında her hangi bir isabetsizlik görülmediği; dava dilekçesinin 15.06.2017 tarihinde bizzat erkek imzasına tebliğ edildiği, ancak tebligat evrakında gerekli şerhlerin bulunmadığı, erkeğin 23.08.2017 tarihinde verdiği dilekçe ile davadan haberdar olduğunun anlaşıldığı, bu dilekçenin cevap dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği, erkeğin 23.08.2017 tarihli dilekçede delil bildirmediği, bu nedenle erkek tanıklarının dinlenilmesi ve bu tanık ifadelerine dayanılarak kadına kusur izafe edilmesinin doğru olmadığı gibi beyanı hükme esas alınan erkek tanık ifadesinde geçen olaylara erkeğin maddî vakıa olarak da dayanmadığı, diğer taraftan erkeğe İlk Derece Mahkemesince yüklenen kusurlu davranışların ise kanıtlandığı, gerçekleşen bu duruma göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda erkeğin tamamen kusurlu olduğu, davacı kadının kusurlu bir davranışının ise ispatlanmadığı, kadının boşanma davasının kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, düzenli ve sürekli bir geliri bulunmayan, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılan ve boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olmayan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda daha ziyade veya eşit kusurlu olmadığı anlaşılan, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen, en azından eşinin maddî desteğini yitiren ve bu olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın yararına maddî ve manevî tazminat takdir edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, paranın alım gücü, günün ekonomik koşulları, kadının zorunlu ihtiyaçları, tarafların yaşları, evliliğin süresi ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakasının çok olduğu, ayrıca nafaka artış oranı hakkında da hüküm kurulmadığı, tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusur dereceleri ile tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, paranın alım gücü, günün ekonomik koşulları, evliliğin süresi, tarafların yaşları, mevcut veya beklenen menfaatlerin kapsamı, manevî tazminata esas olan fiillerin ağırlığı ve hakkaniyet kuralları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle kusur gerekçesinin düzeltilmesine, kadının yoksulluk nafakası talebinin kısmen kabulü ile boşanmanın kesinleştiği tarihten geçerli olmak üzere aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasına, belirlenen nafakaların her yıl Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranında kendiliğinden arttırılmasına, kadın yararına yasal faizi ile birlikte 100.000,00 TL maddî ve 75.000,00 TL manevî tazminata karar verilerek kadın vekilinin, kusur belirlemesi, tazminat miktarları ile nafakaya uygulanmayan artış oranı talebi yönünden istinaf talebinin kabulüne, erkek vekilinin ise yoksulluk nafakasının miktarı yönünden istinaf talebinin kabulü ile taraf vekillerinin diğer istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.