Yargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2023/493 · K. 2025/356
Hukuk Genel Kurulu 2023/493 E. , 2025/356 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/251 E., 2022/308 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.05.2022 tarihli ve 2022/3146 Esas, 2022/4303 Karar sayılı BOZMA kararı 1. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Gebze 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda düzeltilerek onanmış, davalı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babaları olan mirasbırakan ...’dan kalan 5 parsel sayılı taşınmazın intikal işlemleri için dava dışı dayılarına vekâlet verdiklerini, ancak vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını ve kardeşleri olan davalı ...’ın taşınmazın tamamını adına tescil ettirdiğini, ayrıca aynı taşınmazda anneleri ...’ya ait payın da davalı tarafından muvazaalı olarak devraldığını, kök muris baba ...’nin 1997 anne ...’nın ise 2011 yılında öldüğünü, müvekkillerinin durumu annenin ölümünden çok sonra öğrendiklerini ve davalıdan haklarını talep ettiklerini ancak davalının hakkın teslimi yerine taşınmazı satmaya çalıştığını duyduklarını ileri sürerek, babalarından intikal eden paylar ile anneleri ...’dan intikal etmesi gereken paylar yönünden tapu kaydının iptali ile müvekkillerinin miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların dava konusu taşınmazın satışı için dayıları olan dava dışı ...'ı vekil tayin ettiklerini, anılan vekâletname uyarınca ...’un davacılardan ... ve ...’in miras paylarını müvekkiline, diğer davacı ...’in payını da anneleri ...'ya satış suretiyle temlik ettiğini, daha sonra ...’nın payını yine satış yoluyla müvekkiline devrettiğini, satış bedelinin davacılara ödendiğini, devir tarihinden itibaren taşınmazın müvekkilinin kullanımında olduğunu, davacıların on altı yıl sonra kötüniyetli olarak dava açtıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı 6. Gebze 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.03.2016 tarihli ve 2013/581 Esas, 2016/42 Karar sayılı kararı ile; davacıların vekâlet verdikleri dayıları ...'ın sağlığında ...'a da yöneltilmek suretiyle bir dava açmadıkları, asıl muhatapları olması gereken ve hesap vermek zorunda olan vekil ...'a karşı vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan haklarını ileri sürmedikleri, aksine devir tarihi olan 1997 yılından 2013 yılına kadar yaklaşık on altı yıl gibi bir süre bekledikleri, davacılarca vekâlet görevini kötüye kullanması için bir neden ileri sürülüp ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.09.2019 tarihli ve 2016/12451 Esas, 2019/4874 Karar sayılı kararı ile; "... taraflarca bildirilen delillerin eksiksiz toplanması ile vekalet görevinin kötüye kullanılması hususunda; taşınmaz başında keşif yapılarak temlik tarihindeki rayiç bedelin tespit edilmesi, davalı savunması ile davalı tanıkları beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve yukarıdaki ilkeler birlikte değerlendirilerek vekilin iradesinin saptanması, muris muvazaası hususunda ise mirasbırakan ...’nın gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığının tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı 9. Gebze 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli ve 2019/532 Esas, 2021/38 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası yönünden davalının satış bedelini ödendiğini ispatlayamadığı, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı, muris muvazaası iddiası yönünden ise temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı 10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 11. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.12.2021 tarihli ve 2021/6970 Esas, 2021/7965 Karar sayılı kararı ile; “...Hemen belirtilmelidir ki; hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. ..Somut olayda, Mahkemece davanın kabulü ile “davalı adına” olan tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken, “davacı adına kayıtlı” tapu kaydının iptaline şeklinde infazda tereddüt yaratacak biçimde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Ne var ki, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 1. bendinde yer alan “...Davacı adına kayıtlı...” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine; “...Davalı adına kayıtlı...” ibaresinin yazılmasına, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA...” oy çokluğuyla karar verilmiştir. 12. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 13. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.05.2022 tarihli ve 2022/3146 Esas, 2022/4303 Karar sayılı kararıyla; “...Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 190/1. maddesi uyarınca; ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan, 4721 sayılı TMK’nin 6. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, davacılar babaları ...’dan kalıp vekil aracılığıyla davalıya devredilen payları yönünden vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, mirasbırakan anneleri ... tarafından davalıya devredilen pay yönünden ise işlemin muvazaalı olduğu iddialarını öne sürerek tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tescilini, olmadığı takdirde bedelin tahsilini talep etmişlerdir. Dosya kapsamından; davaya konu taşınmazda davalı ...’un oturduğu, mirasbırakan ... adına kayıtlı taşınmazın 20/10/1997 tarihinde vekil ..., davalı ... ve mirasbırakan ... huzurunda tüm mirasçılara intikal ettiği ve aynı işlemle davacı ... ve ... ile dava dışı ... paylarının vekil aracılığıyla davalıya devredildiği, davacı ... payının ise mirasbırakan ...’ya devredildiği, ...’nın ise aynı tarihte bir sonraki işlemle maliki bulunduğu payı davalıya devrettiği, davalının taşınmazda murisin ölümünden sonra da oturmaya devam ettiği, davanın 17/09/2013 tarihinde açıldığı, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar yaklaşık 16 yıl boyunca davacılar tarafından herhangi bir hak talebinde bulunulmadığı, bu nedenle davacıların da bu durumu bildiklerinin anlaşıldığı, aksi yöndeki kabulün hayatın olağan akışına uygun düşmediği, tüm dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde vekaletlerin davacılar tarafından taşınmazı kullanan kardeşleri olan davalıya devir amacıyla verildiği kanaatinin oluştuğu, böyle olmasa dahi en azından aradan geçen zaman nedeniyle vekilin işlemine onay verildiğinin kabulünün gerektiği, bu nedenle vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı davanın haklı olmadığı anlaşılmaktadır. Davacıların muris muvazaasına dayalı iddialarına gelince, davacı ...’in payını diğer davacılarla aynı tarihte kardeşine değil annesine temlik ettiği, annenin payı ile birlikte bu hissenin de ardışık işlemle yine aynı tarihte davalıya intikal ettiği, bütün işlemlerin aynı anda ve aynı amaçla yapıldığı göz önüne alındığında murisin diğer mirasçılardan mal kaçırdığından bahsetmek de mümkün olmayacaktır. Zira diğer mirasçıların da amacı davalıya oturduğu taşınmazdaki paylarını rızalarıyla temlik etmektir. Rızaya dayalı temliklerden 16 yıl sonra dava açılmasını engelleyen yasal bir düzenleme yoksa da Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince herkes haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Açıklanan bu nedenlerle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönündeki kararın isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Kabule göre de, davaya konu taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden davacıların miras payına isabet eden miktar belirlenerek bu değer üzerinden karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken usul ve yasaya uymaksızın daha düşük karar ve ilam harcına hükmedilmiş olması hatalıdır...” gerekçesiyle karar düzeltme isteminin kabulü ile düzelterek onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir. Direnme Kararı 14. Gebze 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli ve 2022/251 Esas, 2022/308 Karar sayılı kararıyla; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 15. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.