II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davaya konu senetlerde biri şirkete, diğeri şahsa ait olmak üzere iki ayrı imza olduğunu, senetlerin müvekkiline bu şekilde verildiğini, davacının bahsettiği iç ilişkilerin müvekkilini ilgilendirmediğini, davacı tarafça icra takibine itiraz edilmediğini, ayrıca dava dışı şirketin dosyadaki satış sözleşmesinde tek imza kullandığının görülmekte olduğunu, bu nedenle senetlerdeki 2 nci imzanın davacıyı bağlayacağını belirterek davanın reddini, davacı aleyhine %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 23.09.2014 tarih, 2014/98 E., ve 2014/548 K. sayılı kararı ile kural olarak, senette keşideci bölümünde şirket temsilcilerinin (aynı kişinin) elinden çıkmış iki imzasının bulunması halinde ve imzalayanın şirket temsilcisi olması durumunda, imzalardan şirket kaşesi üzerine atılanın şirket, açığa atılan diğer imzanın da imza sahibinin şahsı adına atılmış olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, zira, senetteki borçtan sorumlu olmak için keşidecinin tek imzasının yeterli olduğu, şirket kaşesi dışına atılan imzanın aval olarak değerlendirileceği(HGK' nın 05.10.2011 tarih ve 2011/12-480 sayılı kararı), dava konusu bononun ön yüzünde yer alan şirket kaşesinin üzerinde iki imza bulunduğu, bu bakımdan sorumluluğun davadışı şirkete ait olup, ikinci imzanın şirket kaşesi dışında bir yere atılmaması nedeniyle davacının şahsi sorumluluğunun sözkonusu olamayacağı, her ne kadar tahrifat iddiası yönünden İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/266 E. sayılı dosyasında ceza yargılaması devam etmekte ise de, davacının ad ve soyadının sonradan yazılarak senet metninde tahrifat yapıldığı iddiasının yukarıda yapılan açıklamalar karşısında dava sonucuna da tesiri bulunmadığı, davalının senetleri ödememe protestosundan sonra ele geçirmiş olduğu, bu devrin alacağın temliki hükümlerine göre değerlendirilmesi ve ceza dosyasına göre lehtar olan davadışı ... hakkında sahtecilik suçundan dava açılmış olmasına göre, davalının davacıya karşı takibinde haksız olsa da kötü niyetli hareket ettiği ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, İnegöl 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4519 sayılı icra takip dosyasında davacının takip konusu senetlere yönelik toplamda 75.000,00 TL asıl alacak ve bu alacağa bağlı fer'iler yönünden borçlu olmadığının tespitine, takibin davacı yönünden iptaline, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 10.11.2015 tarih, 2015/13156 E. ve 2015/14423 K. sayılı kararıyla dava konusu senet üzerindeki davacının isminin sonradan yazıldığına ilişkin sahtecilik iddiasıyla ceza mahkemesinde dava açıldığı, bu davanın derdest olduğunun anlaşıldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74 üncü maddesi uyarınca ceza mahkemesindeki maddi olguyu tespit eden mahkûmiyet kararı hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğu, mahkemece, ceza mahkemesi sonucunda verilecek kararın kesinleşmesi beklenmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C.Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesini 2022/707 E., 2022/897 K. sayılı dosyasının incelenmesinde; "...her ne kadar sanık hakkında Resmi Belgede Sahtecilik suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından 5271 sayılı CMK'nun 223/2-a maddesi uyarınca BERAATİNE,..." şeklinde karar verildiği, ceza mahkemesi kararlarının, hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen 6098 sayılı Kanunu'nun 74 üncü maddesinde hakimin, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı bulunmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hakimini bağlamadığı düzenlenmesi bulunduğu, bu düzenleme nedeni ile ceza mahkemesinin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığın konusu ile hukuk hakiminin bağlı olacağı, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını tespit eden ceza mahkemesi kararının taraflar yönünden kesin delil niteliğinde olacağı yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararları da gözetilerek eldeki davada senedin geçerli ve sıhhatli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.