IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İnş. ... Ürünleri Turizm San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 22.10.2019 tarihli ve 2016/14897 E., 2019/10301 K. sayılı ilamıyla, temyiz eden davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verildikten sonra "1-Davalının, mahkemece gizli ayıp olarak nitelendirilen ayıplarla ilgili temyiz itirazı yönünden; dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı TKHK.’nun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 198 inci maddesi (6098 Sayılı TBK.’nun 223 üncü maddesi) uygulanacaktır. Anılan maddeye göre, alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal (uygun süre içinde) ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 198 inci maddesinde (6098 sayılı TBK.’nun 223 üncü maddesi) öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacılardan ...'ın 27.10.2010 tarihinde, diğer davacı ...'nun 01.02.2011 tarihinde tapudan satın aldığı bağımsız bölümlerin davacılara 21.12.2010 tarihinde teslim edildiği ve davacıların da 26.09.2011 tarihinde noterden gönderdikleri ihtarname ile davalılara ihbarda bulundukları dosya kapsamı ile sabittir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 198 inci maddesi (6098 sayılı TBK.’nun 223 üncü maddesi) hükmü ile gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “derhal ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğini ispat yükü davacıdadır. Hal böyle olunca, mahkemece, bilirkişi heyetinden, “gizli ayıp” olarak nitelendirilen imalatlar yönünden ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları (mevsimlerdeki yağmur, kar, güneş ve ısı durumları dikkate alınarak bu ayıpların ne zaman oluştuğu yada oluşacağı ve bunu normal vasıflardaki bir tüketicinin ne zaman farkedebileceği, teslim ve ihbar tarihleri de gözönünde bulundurularak) zaman dilimi de dikkate alınarak taraf ve yargı denetimine esas olacak şekilde ek rapor tanzimi sağlanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Davalının, mahkemece eksik ifa olarak nitelendirilen bağımsız bölümün katalogda ve tasdikli projede belirtilen net alandan daha az alana sahip olması ile ilgili temyiz itirazı yönünden; Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda bağımsız bölümlerdeki m2 eksikliği eksik ifa olarak nitelendirilmiş ve buna göre davacıların talebi kabul edilmiş ise de; bu hususun davacıların satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren açık ayıp niteliğinde olduğu, davalıların bu ayıbı gizlemek için de herhangi bir hileye başvurmadığı, davacıların bu ayıplardan bağımsız bölümü teslim aldığı tarihte kolayca bilgi sahibi olabileceği kuşkusuzdur. Davacıların teslim aldığı bağımsız bölüm nedeniyle, 4077 sayılı Kanun’un 4.maddesi gereğince malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde davalıya ayıp ihbarında bulunmadığı açık olup, bu kalem yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Davalının, mahkemece binanın iskansız olması dolayısıyla hükmedilen tazminata ilişkin temyizi yönünden; Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu binanın iskan ruhsatı bulunmaması nedeni ile de tazminata hükmedilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/15-653 esas-1999/965 karar sayılı kararında belirtildiği gibi 3194 Sayılı İmar Kanununa göre bütün yapılar için ... ruhsatı alınması zorunludur. Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşa edilen yapılarda, ruhsata aykırılık giderilemiyorsa inşaat derhal durdurulur, sonuçta da bina belediye encümeni ya da il idare kurulu kararı ile yıkım masrafı ... sahibinden alınmak üzer yıktırılır. İmar Kanununun emredici hükümlerine aykırı olarak inşa edilmiş ruhsatsız kaçak bina veya ruhsatına aykırı bölüm ile ilgili, yasaya aykırılık giderilmeden mahkemelerden kal dışında eksik işler bedeli, tescil ya da hukuki yarar söz konusu olsa bile mülkiyet tespiti istenemez. Yasaları uygulanmakla görevli olan mahkemeler de, imar suçu işleyen yükleniciler ile onların bu eylemlerinden yararlanmaya kalkışan arsa sahiplerinin, bu tür talepleri doğrultusunda karar veremezler. Somut olayda, binanın ruhsat ve eklerine tasdikli projesine aykırı olarak yapılması nedeniyle, henüz iskan ruhsatı alınamadığına göre, mahkemece yapılacak ..., konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, projeye aykırı bölümler ile ilgili olarak yasaya aykırılığın giderilip giderilemeyeceği araştırılmalı, eğer giderilemeyeceği sonucuna ulaşılırsa, davacıların ancak sözleşmeyi feshederek dairenin rayiç bedelini isteyebileceğinin kabulü ile işbu davadaki talepleri de dikkate alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. “ gerekçesiyle bozulmuştur.