Yargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2023/532 · K. 2024/92
Ceza Genel Kurulu 2023/532 E. , 2024/92 K. "İçtihat Metni"
D İ R E N M E
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 444-448
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2, 103/3-c, 43/1, 61/7, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 30 yıl hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.10.2021 tarihli ve 432-363 sayılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden resen istinafa tabi hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 15.11.2021 tarih ve 1326-1666 sayı ile; "...Sanık hakkında Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak öz yeğeni olan mağdureye karşı gerçekleştirmiş olduğu hürriyette yoksun kılma eylemi yönünden TCK 43/1 maddesinin uygulanması talep edilmiş ve bu hükümden hareketle arttırım yoluna gidilmiş ise de; söz konusu eylem yönünden ikinci olayın gerçekleştiği ve mağdurenin diğer yakınları ile birlikte uyuduklarını ifade ettiği evin dam bölgesinde mağdurenin ne şekilde hürriyetinden yoksun kılındığı daha doğru bir deyim ile sanığın hangi eylemi ile mağdurenin özgür iradesi ile hareket edebilme iradesini engellediği ve hürriyetinden yoksun kıldığı olgusunun sabit olmadığı dolayısıyla TCK 43/1 maddesi hükmünün uygulanmaksızın ceza verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmiş olması, Hukuka aykırı olmakla birlikte bu hususların davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin CMK’nın 280/1a ve 303/1-h maddeleri uyarınca, düzeltilmesi mümkün olduğundan, Hükmün 2 numaralı bendinin 4 paragrafının tamamen hükümden çıkartılması yerine 'Yasal şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK 43. maddesinin tatbikine kanunen ve takdiren yer olmadığına' ibaresinin eklenmesi," suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. Hükümlerin katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.09.2022 tarih ve 2009-7683 sayı ile; "Mağdurenin aşamalardaki beyanları, tanık anlatımları, olayın intikal şekli ve zamanı, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, suç tarihi olan 2016 yılı Ağustos ayında on yedi yaşı içerisinde bulunan mağdurenin, amcası olan sanıkla değişik tarihlerde cinsel ilişkiye girerken sanığın zor kullandığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sanığın sübuta eren cinsel ilişkiye girme eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 104/2, 43. maddesinde düzenlenen aralarında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması karşısında, anılan karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise 20.12.2022 tarih ve 444-448 sayı ile; "Sanık ... hakkında öz yeğeni olan ve suç tarihinde 15 yaşından büyük olan mağdure ...'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından her iki suç yönünden de hakkında TCK nun 43.maddesinin de uygulanması talebi ile kamu davası açıldığı, olay tarihinden önce mağdur ...'nin ağabeyinin 06.08.2016 tarihinde düğününün olması nedeniyle sanığın da düğün öncesi mağdurun evine geldiği, düğünden 1 hafta kadar önce mağdure ve yakınlarının çeyiz almaya gittikleri, bu evin mağdurenin evine arabayla mağdurenin anlatımına göre 15 dakika mesafede olduğu, gelinin evinden çeyiz alıp döneceklerini, gelinin evine çeyiz almaya geldiklerinde mağdurenin amcası olan sanığın telefonunu çeyizi götürecekleri ağabeyinin evinde unuttuğunu söyleyerek telefonu gidip alalım dediği ancak mağdurun 'zaten çeyizi alıp eve döneceğiz ne gerek var' demesi üzerine sanığın ısrarla telefonu almaya gidelim demesi üzerine sanığın kullandığı araçla söz konusu eve geldikleri, mağdurun içeri girip telefonu aldığı ancak sanığın evin dış kapısını kilitleyerek mağdura zorla ve şiddet kullanarak cinsel ilişkiye girdiği ve mağdurenin beyanına göre kızlığının bozulduğu ve yere kan bulaştığı için anneleri görmesin diye bunu temizlediği, sanığın kendisinin yanından ayrılarak gittiği, mağdurenin evde kaldığı, sanığın evden ayrılmadan önce de mağdurenin, sanığa bu durumu ablasına söyleyeceğini söylemesi üzerine, sanığın kendisine 'baban benim abim oluyor, bana inanırlar, bunu söylersen bende başkasıyla yaptı derim, bana inanırlar' demesi üzerine korktuğu için bu durumu kimseye söyleyemediği; Düğünden iki gün sonra da evlerinin çok kalabalık olması nedeniyle kendisinin de evin damında yattığını, sanığın buraya gelemeyeceğini düşündüğünü çünkü evin damında yatan misafirler ve ablalarının olduğunu, geceleyin evin damına çıktığını, damda yattığı yerin diğerlerine göre daha uzak olduğunu ve arada merdiven boşluğunun bulunduğunu, gece uyuduktan sonra sanığın kendisini dürterek uyandırdığını, mağdurenin 'ne oluyor bağırırım' demesi üzerine sanığın kendisine, 'bağıramazsın, bağırsan bile bak abimler hepsi burada yatıyor, sesini çıkarsan hiçbir şey yapmazlar, direkt seni damdan aşağı atarız' diyerek korkuttuğu ve burada kendisi ile ikinci kez cinsel ilişkiye girdiğini belirttiği, mağdurenin alınan raporunda da kızlık zarının yırtılmış olduğu ve bakire olmadığının tespit edildiği, dinlenen tanık beyanlarından da bu olaydan sonra mağdurenin psikolojisinin bozulduğu, davranışlarının değiştiğinin belirtildiği, savunma tanığı olarak bildirilen mağdurenin diğer amcasının oğlu olan ...'ın ise o gün kendisinin de damda uyuduğunu, saat 23.30 sıralarında ...'nin yatağından kalkıp amcasının yanına gittiğini gördüğünü, yaz ayı olduğu için üzerlerini örtmek için bir çarşafın olduğunu, ...'nin 20-25 dakika boyunca amcası ...'ın yanında kaldığını, daha sonra çıkarak kendi yatağına gittiğini ve bunu gördüğünü, bunun utancı ile bugüne kadar kimseye bir şey söyleyemediğini belirttiği; Mağdur, sanık ve tanık ...'ın doğup büyüdükleri yer, örf ve adet nazara alındığında yine mağdurun diğer amcasının oğlu olan tanık ...'un, yine amcasının kızı olan mağdurenin damda yatmakta olan diğer amcası ...'ın yanına yatarak onunla ilişkiye girdiğini görüp müdahale etmemesinin aslında hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve bu tanığın beyanına itibar edilmediği, Mağdurun mahkememizde ifade verirken mahkememizce yapılan gözleminde 'Mağdurenin yumruğunu sıkarak eli titreyerek zaman zaman göz yaşları masaya damlayarak ifade verdiği gözlendi' mağdurun nasıl bir ruh haliyle samimi ifade verdiğinin tespit edildiği, tüm bu hususlar nazara alındığında sanığa atılı çocuğun nitelikli cinsel istismar suçunu zincirleme olarak gerçekleştirdiği ve yine cebir, tehdit veya hile kullanılarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun da zincirleme olarak gerçekleştiği, iddianamede suç tarihinin zuhulen 28.03.2017- 30.03.2017 olarak belirtildiği, mağdurenin abisinin düğününün 06.08.2016 tarihinde olması nedeniyle suç tarihinin 2016 yılı Ağustos ayının başları olduğunun anlaşıldığı ve sanığa atılı her iki suçun da sabit olduğu," şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek sanığın her iki suçtan mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2023 tarihli ve 15571 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 16.05.2023 tarih ve 2614-3146 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.