İçtihatYargıtay7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2023/54 · K. 2023/1896
- Esas No
- 2023/54
- Karar No
- 2023/1896
- Karar Tarihi
- 03.04.2023
Karar Metni
7. Hukuk Dairesi 2023/54 E. , 2023/1896 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından talep edilen mirasçılık belgesi verilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili, Ankara ili, Akyurt ilçesi, .... Mahallesi ... (yeni .... ada 70 parsel), 524 (yeni 3320 ada 112 parsel), 420 (yeni 3315 ada 76 parsel) sayılı taşınmazların hissedarlarından ... oğlu ölü ... mirasçılarının tespit edilemediğini belirterek TMK'nın 594 üncü maddesine göre Maliye Hazinesinin mirasçılığına karar verilmesini talep etmiştir.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2016 tarih ve 2015/152 Esas, 2016/117 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine hükmedilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince, "TMK'nın 594 üncü maddesi gereğince yapılan tüm inceleme ve araştırma neticesinde taşınmazın malikinin mirasçısı olduğu, ekilip biçildiğinin tespit edildiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
III. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 11.02.2021 tarih ve 2017/929 Esas, 2021/851 Karar sayılı ilâmında; “...12.04.2013 havale tarihli iki adet ilanın ilan yeri ve zamanı da belirli olacak şekilde dosyaya eklenmelidir. Dava konusu 734, 524, 420 parsel sayılı taşınmazların tedavüllü güncel tapu kaydı, kadastro tutanağı, varsa dayanak tapu ve vergi kayıtları, taşınmaza ait tüm dayanak bilgi ve belgeleri ile birlikte ilgili tapu sicil müdürlüğünden getirtilmelidir. Muris ... oğlu ...’e ait bilgi, belge olabileceğinden 734, 524, 420 parsel sayılı taşınmazların tüm tedavüllü tapu kayıtları ve dayanak belgeleri ilgili tapu müdürlüğünden getirtilerek, murisle ile ilgili araştırma yapılmalıdır.
Murisin adres ve kimlik bilgileri araştırılmalı, nüfus kayıtları Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden sorulmalıdır. Kadastro tespiti esnasında bilirkişi ve muhtar olarak görev yapan kişilerin hayatta olup olmadıkları ilgili kolluk kuvveti aracılığıyla tespit edilmeli, hayatta olduklarının anlaşılması halinde yeniden yapılacak keşifte tanık olarak beyanlarına başvurulmalıdır. Bu kişilerin hayatta olmadıklarının anlaşılması halinde taşınmazın evveliyatını, kullanımını vs. bilen, görgüye ya da duyuma dayalı bilgisine başvurulabilecek köyün yaşlı kişilerinin tespiti sağlanıp keşifte tanık olarak dinlenilmelidir. 09.05.2016 günü keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler de tekrar dinlenilerek, taşınmazı kullanan kişilerin kimliği açık bir şekilde belirlenerek, taşınmaz hissedarı muris ... oğlu ... ile aralarında irs bağının bulunup bulunmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmelidir. ...'' gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararında "yapılan tüm inceleme ve araştırma neticesinde taşınmazın mirasçısı olduğunun tespit edildiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Mahalli bilirkişilerin açık ve net olmayan beyanlarına dayanarak hüküm kurulduğunu,
2. Mahalli bilirkişilerin, tapulamanın da üzerinden uzun yıllar geçmesinin etkisiyle, taşınmazla ilgilenen kişilerin tapulama sırasında ölü olan malikinin mirasçısı mı yoksa zilyedi mi olduklarını birbirine karıştırdıklarını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. Usule ait kazanılmış hak müessesi, usul hukukunun dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) ve mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) “usulî kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
2. “Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukukî alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.
3. Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu ve yahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. Buna aykırı karar verilmesi, usul ve kanuna uygunluktan uzaklaşılması manasına gelir ki, böyle bir netice asla kabul edilemez” (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
3. Değerlendirme
1. Dava konusu taşınmazlardan eski 524 (yeni 3320 ada 112 parsel) sayılı taşınmazın muris ... oğlu ... adına kayıtlı iken, yargılama sırasında yapılan yenilemenin tescili işlemi ile ... adına tecil edildiği anlaşılmaktadır. Eski 524 parsel sayılı taşınmaz ... adına tescil edildiğinden, bu taşınmaz yönünden mahkemece verilen ret kararı doğrudur ancak dava konusu diğer taşınmazlar yönünden bozma gereklerinin yerine getirildiği söylenemez.
2. Yargılama sırasında bozma ilâmında açıklanan hususlara dikkat edilerek 09.05.2016 günü keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler bozma sonrası 01.07.2022 tarihinde yapılan keşifte yeniden dinlenilmiş, "dava konusu eski 420 (yeni 3315 ada 76 parsel) sayılı taşınmazı ... ..., ...ve ... ...'ın 30 sene öncesine kadar kullandığı ve patates ektikleri, şu an boş durmasın diye yan parselde bulunan ...'in taşınmazı ektiği, söğüt ağaçlarını ... ve...'ın diktiği; dava konusu eski 734 (yeni 3322 ada 70 parsel) sayılı taşınmazda muris olarak ... oğlu ...’i tanıdıklarını, taşınmazın ..., ..., .....’e ait olduğunu, taşınmazın ekili olmadığını, yıllar önce Kamil'in yonca biçtiğini, taşınmaza kimseyi yaklaştırmadığını ve ...’in akrabalarından amcası olduğunu, arazi engebeli olduğu için ekilemez durumda olduğunu" beyan etmişlerdir. Mahkemece mahalli bilirkişilerin taşınmazı kullandığı beyan edilenler ile tapu kayıt maliki ... oğlu ölü ... mirasçıları arasındaki irs bağının bulunup bulunmadığı hususundaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmuştur.
3. Taşınmazı fiilen kullandığı beyan edilen dava dışı kişilerle, dava konusu eski .... (yeni .... ada 76 parsel) ile eski .... (yeni 3322 ada 70 parsel) sayılı taşınmaz tapu kayıt maliki arasındaki arasındaki irs ilişkisi kesin delillerle ortaya konulmadığı gibi mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik araştırma ve uyulan bozma ilâmının gereği yerine getirilmeksizin yazılı şekilde davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.