IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında sözleşmenin kurulmuş olduğunu, taraflar arasında yapılan Skype yazışmalarının açıkça ortaya koyduğunu, Mahkeme tarafından taraflar arasında geçen yazışmalar üzerinde eksik inceleme yapılarak hüküm kurulduğunu, müvekkilinin maliki olduğu M/V SERVET ANA isimli gemiye birim ton fiyatı 382 USD olan ve 920 MT IFO 380 CST yakıttan 384.400 USD yakıtın tedariki için müvekkilinin brokeri Levent Shipping ile davacı çalışanı Burcu Melikşah arasında Skype üzerinden yapılan yazışmaların davacı ile müvekkil arasında sözleşmenin kurulduğunu ortaya koyduğunu, Mahkeme tarafından dosyanın tevdi edildiği bilirkişi heyeti tarafından Skype yazışmalarında geçen beyanların hangisinin davacı yetkilisinin "öneri" beyanı, hangisinin müvekkili brokerının "kabul" beyanı mahiyetinde olduğu hususunda yeterli incelemenin yapılmadığını, söz konusu yazışmaların bir kesitine raporda yer verildiğini ve anlaşmanın kurulmadığı kanaatine varıldığının belirtilmesiyle yetinildiğini, davacı yetkilisi tarafından yapılan önerinin müvekkilinin brokerına iletildiğini ve sözleşmenin kurulmasının müvekkilinin brokerının kabul beyanına bağlandığını, müvekkilinin bu öneriyi davacının önerisi ile bağlı olduğu süre içerisinde kabul edip davacı yetkilisine bildirdiğini ve bu kabul ile sözleşmenin kurulduğunu, müvekkili ile davacı arasında yaklaşık on yıldır süre gelen ticari ilişkide, yakıt alım-satımı hususundaki ilişkilerin hep bu şekilde yürütüldüğünü, denizcilik uygulamasında ve ticari hayatın olağan akışında da işlerin bu şekilde yürütüldüğünü, davacının yapmış olduğu önerinin müvekkili tarafından kabul edilmesiyle sözleşmenin kurulduğunu, yapılan kabul beyanına bir de öneride bulunan davacı tarafından onay verilmesi gerektiği kabulünün hukuka ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafından düzenlenen ve yalnızca web sayfasında yayınladığı şart ve koşulların müvekkili ile yapılan sözleşmede atıf yapılmadıkça müvekkilini bağlamayacağını, davacı tarafından web sitesinde yayınlanan ve tek taraflı düzenlenen "Standard Terms And Conditions For The Sale Of" ("Şart ve Koşullar" olarak adlandırılacağını) belgenin dava dosyasına sunulduğunu ve söz konusu Şart ve Koşullar'ın ilgili maddesinin tercümesinin yapıldığını, karara esas alınan bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporda ise tercümesi yapılan ilgili maddeye yer verilerek, "Ayrıca davacının web sayfasında da bulunan ve dosyaya da sunulan standart yakıt şart ve koşullarının ilk sayfasındaki teyit tanımı çerçevesinde (Yakıt Standart Koşullarında, 'Teyit' tanımı: 'Şirketin ikmal ile ilgili yazılı teyidi ile birlikte Anlaşmanın bütünün teşkil eder ve daha önceki tüm sözlü ve yazılı anlaşmaların, beyanların ve/veya taahhütlerin yerine geçer. Şirket tarafından yazılı olarak teyit edilmediği sürece Anlaşma ile ilgili yapılacak hiçbir tadil, ekleme ya da değişiklik geçerli olmayacaktır." şeklinde yapılmıştır) davalı tarafa gönderilen ayrı bir teyit yazısı ile M/V Bakü gemisine yakıt ikmalinin gerçekleştirilmiş olduğu, oysa M/V Servet Ana gemisi ile ilgili böyle bir 'teyit' bulunmadığı da dosya içerisinde sabittir." şeklinde değerlendirilmeler yapıldığını, sözleşme hükümlerinin önceden bir tarafça belirlendiği hallerde bu sözleşme hükümlerinin bağlayıcı olması için yapılan sözleşmede önceden tek taraflı olarak belirlenen sözleşme hükümlerine atıf yapılması gerektiğini, aksi halde söz konusu sözleşme hükümlerinin karşı tarafı bağlamayacağını, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen Şart ve Koşullar'ın hiçbir atıf olmamasına rağmen huzurdaki davaya dayanak olarak gösterilmesinin davacının kötü niyetinin göstergesi olduğunu, müvekkilinin maliki olduğu M/V SERVET ANA isimli geminin acil yakıt ihtiyacı olup olmadığının sözleşmenin kurulmasıyla ilgisinin bulunmadığını, Mahkeme kararında müvekkilinin brokerı ile davacı yetkilisi arasındaki müzakerelerin 9 Temmuz ile 16 Temmuz arasında devam ettiği, müzakereler sırasında sadece Baltık limanının değil başka limanların da yakıt alımı bakımından değerlendirildiği, geminin baş mühendisinin MGO tedariki bakımından geminin tanklarının dolu olduğunu belirttiği ve bu sebeplerle müvekkiline ait M/V SERVET ANA isimli geminin acil yakıt ihtiyacı olmadığının değerlendirildiğini, müvekkilinin acil yakıt ihtiyacının olmaması sebebiyle müvekkili brokerı ile davacı yetkilisi arasında yapılan yazışmaların müzakere aşamasında kaldığı sonucuna varıldığını, müvekkilinin acil yakıt ihtiyacı olup olmadığı hususunun taraflar arasında sözleşmenin kurulup kurulmadığına nasıl bir dayanak teşkil ettiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, müvekkili brokerı ile davacı yetkilisinin Skype yazışmalarının sözleşmenin kurulduğunu gösterdiğini, sözleşmenin kurulup kurulmadığı ile müvekkilin acil yakıt ihtiyacı olup olmadığı arasında hiçbir ilgi olmadığını, müvekkilinin kendisini zarara uğratmayacak ve seferi için en uygun limandan yakıt tedarik edebilmek için tüm limanları değerlendirerek fiyat almasının basiretli bir tacir olmanın gereği olduğunu ve bu sürecin yaklaşık bir hafta sürmesinin hayatın olağan akışına uyduğunu, yalnızca Baltık limanının değil birden fazla limanın yakıt tedariki bakımından değerlendirilmesinin müvekkilinin acil yakıt ihtiyacı olmadığının göstergesi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davanın ikamesinden bu yana belirtildiği üzere yakıt ikmali hususunda mutabakata varıldıktan sonra davacının kendi tedarikçileri ile problem yaşaması sebebiyle müvekkiline tedarik etmeyi kabul ettiği yakıtı teslim etmediğini, müvekkilinin acil yakıt ihtiyacı dolayısıyla 18.07.2018 tarihinde 950 MT IFO 380 yakıtı birim ton fiyatı 382 USD olmak üzere 384.400 USD karşılığında davacıdan tedarik edecekken, bu defa birim ton fiyatı 438 USD olmak üzere 416.100 USD karşılığında yüksek bir fiyatla tedarik etmek zorunda kaldığını, davacının sözleşmeye aykırı davranışları neticesinde müvekkilinin 31.700 USD tutarında müspet zararının ortaya çıktığını, ortaya çıkan bu zarar miktarının davacıya 17.07.2018 tarihinde Üsküdar 9. Noterliği'nin 22772 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini ve zararın tazmininin talep edildiğini, müvekkilinim zararının nakden tanzim edilmemiş olması dolayısıyla davacıdan olan 31.700 USD tutarındaki alacağının takas yoluyla sona erdirildiğini, davacının müvekkilinden hiçbir alacağının kalmadığını, Mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davacının, davalıya ait M/V BAKÜ adlı gemiye yakıt teslim ettiği, karşılığında 19.07.2018 tarihli, S1803903 seri numaralı ve 146.300,58 USD bedelli faturayı düzenlediği, davalı tarafından fatura bedelinin 114.600,58 USD'lik kısmının ödendiği ve davacının kalan kısım miktarında alacağının bulunduğu hususunda bir uyuşmazlık olmadığı, Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu uyarınca da, tarafların karşılıklı kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle 31.700 USD alacaklı olduğu, uyuşmazlığın, taraflar arasında davalıya ait M/V Servet Ana Gemisi'ne yakıt teslim edileceği konusunda bir sözleşme kurulup kurulmadığı, davacının söz konusu sözleşmeye aykırı olarak yakıt teslim etmemesi nedeniyle, davalının başka bir şirketten daha yüksek fiyatla aldığı yakıt kapsamında uğradığını iddia ettiği zararın davacının alacağı ile takas edilip edilemeyeceği hususunda toplandığı, Mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği; taraflar arasında geçen yazışmalarda davacının, davalının alacağı yakıt konusunda çeşitli limanlarda bulunan şirketlerden fiyat aldığı ve davalıya bildirdiği, davacı çalışanın davalı temsilcisinden almak istedikleri yakıt konusunda net bilgi istediği, davalı temsilcisi tarafından verilen bilgi doğrultusunda davacı çalışanının yakıtı ikmal edecek şirketten teyit alamadığı, taraflar arasında süregelen ticari ilişkinin ne şekilde yürüdüğünün her iki tarafın da bilgisi dahilinde olduğu, davalının sözleşmenin kurulması için teyit vermesi gerektiğini bildiği, dolayısı ile taraflar arasında yakıt teslimi konusunda bir sözleşme kurulmadığı ve davacının sözleşmeye aykırı davrandığından bahsedilemeyeceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 139 uncu maddesi uyarınca muaccel bir borcun karşılıklı olarak muaccel bir alacaktan takas edilebileceği, davalının davacıdan muaccel alacağının bulunmadığı, dolayısıyla takas def'ini ileri süremeyeceği, icra takibine itirazının haksız olduğu, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.