IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.04.2013 tarihli ve 2013/5191 E., 2013/5550 K. sayılı ilamıyla; davalı tarafın tüm, davacı tarafın ise sair temyiz itirazları reddedildikten sonra; "(...)Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; yangının, davalı şirkete ait olup, enerji nakil hattındaki tellerin sarkması ve rüzgarın etkisiyle ark oluşturması neticesinde meydana geldiği; dolayısıyla davalı şirketin faaliyeti ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, davalı şirketin zarardan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki, zararın kapsamını tayinde davacı idarenin kusurunun olup olmadığının da araştırılıp, tartışılması gerekmektedir.
(...)O halde, Mahkemece; davacı Kurumun yukarıda açıklanmaya çalışılan görev ve sorumlulukları dikkate alınarak, somut olayda, müterafik kusuru olduğu gözetilip; adalet ve hakkaniyet ilkelerine göre, bilirkişilerce hesaplanan zarar miktarından uygun bir miktar indirilerek, tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Yanılgılı değerlendirme sonucu, davalı şirketin; olayda kusursuz sorumluluğu bulunduğu gözetilmeden, yangının her iki tarafın müşterek kusurlu davranışından çıktığı da belirtilmiş olmasına rağmen; hakkaniyet ve adalet duygusuyla bağdaşmayacak oranda zararın takdiren %2'si kadar sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 05.11.2013 tarihli ve 2013/375 E., 2013/691 K. sayılı kararla; davacı tarafın meydana gelen zararda %45 oranında müterafik kusurunun bulunduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 99.447.854,03TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 17.06.2014 tarihli ve 2014/4403 E., 2014/9751 K. sayılı ilamıyla; "(...) Uyuşmazlık ise çıkan yangının küçük - orta- büyük yangın olup olmadığı ve buna göre alınacak tedbirlerin zamanında, yerinde ve hızında alınıp alınmadığı denetlenmeli, davacı idarenin yangına müdahalesinde kullanacağı helikopterlerin yakıtının bulunmaması veya hemen bitmesi ve yangına geç müdahale edilmesi yönünde yaptığı savunma irdelenmeli ve kusur etkisi tartışılmalıdır.
Yukarıda bilgiler ışığında somut olayımızda müterafik kusur hesaplanırken, davaya konu yangının hangi ölçekte bir yangın olduğu (küçük, orta, büyük) büyüyen orman yangınlarında belirleyici birincil etmenin rüzgar hızı ve yönü sonra nisbi nem ve yüksek sıcaklık olduğu bilimsel çalışmalarda belirtildiğine göre, olay günü rüzgarın hızı, bağıl nem oranı, davacı idarenin yangına müdahalesindeki etkin gücü gibi faktörler dikkate alınarak inceleme yapılmaması eksik delil toplama ve HMK'nın 31 inci maddesi gereğince davayı aydınlatma görevini yapmadan karar verildiği anlaşılmaktadır.
(...) İlk bozmada tarafların müşterek kusurlarının varlığından söz edilmesi, kusur oranının tayini için etken unsurlar değerlendirilerek hakkaniyet ölçüsünde bir inceleme yapılmasının istenilmesi, eşit kusur ifadesi kullanılmadığı açıktır.
Belirtilen eksiklikler giderilmeden oluş ve kabule göre değerlendirme ve bilirkişi incelemesi yapılmadan kusurun oranının %55 davalı ve %45 davacı olarak belirlemek suretiyle tayin olunan tazminatın belirlenmesi uygun düşmemekle ilk kararda belirtilen oranın düşüklüğü, ikinci kararda ise belirtilen oranın çok yüksek olması karşısında tazminatın hakkaniyet ölçülerine göre adil ve kalıcı şekilde tayini ile önce bulunacak kusur sonra ayrıca hakkaniyet indirimi de yapılmakla makul bir tazminatın tayini gerektiğinden hüküm belirtilen eksiklikler sebebiyle bozulmalıdır." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
C. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen 16.12.2015 tarihli ve 2015/95 E., 2015/679 K. sayılı kararla; bozma ilamının belirtilen hususlarda düzenlenen bilirkişi raporunda yangının büyük yangınlardan olup, arazinin dağlık ve engebeli olduğu arazi koşullarının yangının büyümesi için elverişli olduğu yine meteorolijik verilerin de (sıcaklık, nem ve rüzgar) yangının büyümesi için uygun şartlarda olduğu, belirtildikten sonra davacı orman idaresinin kısaca iki ayrı kusurunun tespit edildiği, buna göre birinci mütefarik kusurun yangının ilerleme yönünde orman yolu ve yangın emniyet yolunun bulunmaması, ikinci önemli kusurun ise yangına yeterli ve zamanında müdahelenin bulunmayışı (tek helikopterle müdahale edilmesi ve helikopterin yakıtının yetersiz olması) şeklinde kusurlarının bulunduğu tespit edilmiş olup, bu tespitlere itibar edilerek davacı tarafın mütefarik kusurlu olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi heyeti raporunda rapor içeriği ve bozma ilamı ile bağdaşmayacak şekilde davacı ve davalı tarafın %50'şer oranında kusur verilmiş ise de, bilirkişi raporundaki kusur oranları ile doğru bağlı olmadığından, davacı tarafın yeterli emniyet yolları açmaması hususunda %12 oranında mütefarik kusurlu olduğu, yine yangına yeterli ve zamanında havadan müdahale yapılmaması sebebiyle %10 oranında mütefarik kusurlu olduğu kanaatine varılarak uyuşmazlık konusu olmayan toplam tazminat tutarından %22 oranında mütefarik kusur indirimi yapıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 141.035.138,45 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
2. Dairemizin 20.06.2017 tarihli ve 2016/6104 E., 2017/10488 K. sayılı ilamıyla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedildikten sonra; "(...) Dairemizin 02.04.2013 tarihli ve 2013/5190 E., 2013/5549 K. sayılı ilk bozma ilamında, davalı tarafın zararın %2'sinden sorumlu tutulması uygun görülmemiş, %2 oranın düşük olduğu belirtilmiş, 17.06.2014 tarihli ve 2014/4430 E., 2014/9752 K. sayılı ikinci ilamda ise davalı tarafa yüklenen %55 kusur oranı yüksek görülmesine karşın temyize konu iş bu kararda davalı tarafın kusur oranı %78 olarak belirlenmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yasal düzenlemeler ışığında düzenlenen heyet raporu ve dosyadaki mevcut tutanaklar incelendiğinde davacının yangının başlamasından itibaren 10-12 dakika içerisinde müdahalede bulunduğu ve yangının kısa süre içerisinde kontrol altına aldığı, kullanılan ekipman ve diğer hususlar da nazara alındığında davacı Kurumun üzerine düşen görevi tam olarak yerine getirmediği ve bu sebeple sorumluluğunun söz konusu olduğu, davalı şirketin heyet raporundaki tespit ve değerlendirmeler kapsamında hem görevini hassasiyetle yerine getirmemesi hem de yaptığı işin tehlike sorumluluğu kapsamında olması dolayısıyla meydana gelen yangında kusursuz sorumluluğu da söz konusu olup, 13.10.2020 tarihli heyet raporunda belirtildiği üzere yangındaki rüzgarın rolünün %55 olduğu, bozma ilamında da belirtildiği üzere rüzgarın etkisi nedeniyle tarafların sorumluluğuna gidilemeyeceği, kalan %45'lik kusur dağılımının ise yine aynı rapordaki tespitler doğrultusunda %40'lık kısmının davalı şirketin, %60'lık kısmının ise davacı Kurumun sorumluluğunda olduğunun kabul edildiği, bu durumda Karabük ve Serik yangınları dolayısıyla toplam zarar bedelinin 11 ayrı kalemde 99.871.002,02 TL olduğu, ayrıca yangında kullanılan uçaklar dolayısıyla 102.209,80 TL zararın olduğu, belirtilen oranlara göre hesaplanması sonucu davalının Karabük yangını dolayısıyla 17.976.780,363 TL, Serik yangını dolayısıyla ve ağaçların hayatiyetini kaybetmiş olmaları nedeniyle 13.964.796,361 TL zararının söz konusu olduğu, yine uçaklar nedeniyle ise kusuruna tekabül eden zarar miktarının 18.397,76 TL olduğu, toplam 31.959.974,34 tazminattan sorumlu olduğu, her ne kadar helikopter ve uçakların uçuşu nedeniyle de zarara uğranıldığı ileri sürülmüş ise de uçaklara yönelik itirazın son ek rapordaki verilere istinaden kabul edildiği, helikopterler yönünden ise uçuşların garanti uçuş süresini aşmadığı anlaşılmakla bu yöndeki itiraza itibar edilmediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 31.959.974,34 TL tazminatın yangın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı kuruma verilmesine karar verilmiştir.