V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava ilk açıldığı zaman, davada Hazine ve ... köyü taraf iken, Muğla'nın Büyükşehir olması ile birlikte ... köyünün Ortaca Belediye Başkanlığına bağlı mahalle haline dönüşmesine müteakip ve bu konuda önceki karar sadece bu nedenle Yargıtay tarafından bozulduğu için her iki Belediyenin Mahkeme kararı ile dosyaya taraf olarak eklendiğini, dolayısıyla bu taraflar yönünden pasif husumet yokluğunun kabulü mümkün olmadığı gibi, bu hukuki nedene dayalı olarak müvekkillerine yargılama gideri ve vekalet ücreti yüklenmesinin usule ve kanunlara aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin kaldırılarak, kararın bu haliyle düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dava konusu taşınmazın 122 ada 125 parsel olarak Hazine adına tescil edildiğini, hak düşürücü süre itirazları bulunduğunu,
b. Bozma ilamına uygun bir araştırma yapılmadığını, keşifte jeodezi ve fotogrametri alanında uzman harita mühendisi ve 3 yüksek orman mühendisi bulunmadığını, fen bilirkişi raporunda eksik inceleme yapıldığını, dava konusu taşınmazların memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde detaylı inceleme yapılmadığını, ziraat bilirkişi raporunda ise, taşınmaz için imar ve ihya konusunda hava fotoğraflarına bakarak bir değerlendirilme yapılmadığını, ekonomik amaca yönelik tarımsal faaliyetinin bulunup bulunmadığının da bilirkişilerce incelenemediğini,
c. Kabul anlamına gelmemekle birlikte, mahkeme aksi kanaatte ise, işbu davalarda Hazine aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, işbu davanın tescil talebi esasına dayanmakta, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılmakta olup, ispat külfetinin davacıda olduğunu, davanın kabulü halinde aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tescil davasından dönüşen kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, davalı Hazine vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Dava konusu taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verilmesi hatalıdır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2009 tarih ve 2003/289 Esas 2009/116 Karar sayılı kararında ve devamında Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamı sonrasında verilen, İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2013 tarih ve 2013/68 Esas, 2013/204 Karar sayılı kararında, bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 12342,27 metrekarelik kısım yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup, davacının bu kararı temyiz etmemesi nedeniyle, (A) harfi ile gösterilen 12342,27 metrekarelik bölüm dışında kalan kısım yönünden davalı Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Bu itibarla; 21.06.2008 tarihli keşifte hazır bulunan fen bilirkişileri ... ve ... ... ...'nun 07.07.2008 tarihli raporunda dava konusu edilen yerin 13557,79 metrekare olarak ölçüldüğü, rapora ekli krokide (B) harfi ile ölçülen 1215,52 metrekarelik kısmın kayalık, bu miktarın hesaplanan toplam miktardan düşüldüğünde (A) harfi ile gösterilen kısmın 12342,27 metrekare olarak hesaplandığı belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2009 tarih ve 2003/289 Esas 2009/116 Karar sayılı kararında bu rapor esas alınarak hüküm kurulmuş, yine 21.04.2012 tarihli keşifte hazır bulunan orman ve fen bilirkişilerinin 24.05.2012 tarihli raporunda dava konusu edilen yerin 13557,79 metrekare olarak ölçüldüğü, rapora ekli krokide (B) harfi ile ölçülen 1215,52 metrekarelik kısmın kayalık, bu miktarın hesaplanan toplam miktardan düşüldüğünde (A) harfi ile gösterilen kısmın 12342,27 metrekare olarak hesaplandığı belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2013 tarih ve 2013/68 Esas, 2013/204 Karar sayılı kararında bu rapor esas alınarak hüküm kurulmuş olup, 07.07.2008 tarihli ve 24.05.2012 tarihli raporlara ekli krokilerde (B) harfi ile kayalık olarak gösterilen bölüm yönünden davacı taraf lehine tescil koşulları oluşmadığından bu kısma ilişkin talebin reddine karar verilerek, 07.07.2008 tarihli ve 24.05.2012 tarihli raporlara ekli krokilerde belirlenen toplam taşınmaz miktarından (B) harfi ile gösterilen kısmın taşınmazın yüz ölçümünden düşülmek suretiyle (A) harfi ile gösterilen kısım içinde kalan taşınmaz bölümleri tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenip, 122 ada 125 parsele uygulanması, (A) harfi ile belirlenerek 122 ada 125 parsele uygulanan kısım yönünden usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davacılar adına tesciline dair hüküm kurulması gerekirken, davalı Hazine lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınmadan, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.