Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2023/5735 · K. 2024/7549
Bir pasaj seçin; açılan araçtan not ekleyin veya metni vurgulayın.
11. Hukuk Dairesi 2023/5735 E. , 2024/7549 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/730 Esas, 2023/818Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :... Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2019/793 E., 2020/74 K.
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin 2014/126 E. sayılı dosyasında şirket feshi ile müvekkilinin şirketteki müdürlüğünün ve hisselerinin geçmişe yönelik olarak iptali için dava ikame edildiğini, yapılan yargılama neticesinde 2014/126 E. 2015/379 K. sayılı ilamında davalarının müvekkilinin şirket ortağı ve müdürü olarak atanırken basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, bu açıdan şirket ortaklığının ve müdürlük görevinin geçmişe etkili olarak iptalinin hukuka uygun olmadığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilerek şirketin feshedildiğini, müvekkilinin haklı beyanları dikkate alınmadan, usul ve yasaya aykırı bu karara karşı temyize başvurduklarını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/13981 E., 2017/2153 K. sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verildiğini, buna müteakip karar düzeltme talebinde bulunduklarını, bu taleplerinin de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/3725 E., 2019/3062 K. kararıyla reddedildiğini, müvekkilinin her ne kadar resmiyette davalı şirketin müdürü olarak gözüküyor olsa da şirketin gerçekte fiilen sahibi ve kurucusunun ...olduğunu, aradaki muvazaanın nedeninin ise, müvekkilinin abisinin üniversiteden beri yakın arkadaşı olan ....'nın zor günler geçiriyor olması ve yakın arkadaşı olan müvekkilinin abisinden yardım istemesi ile başlayan muvazaa süreci olduğunu, ....'nın ...'de bulunan ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. (daha sonra isim değişikliği ile ... Özel Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. olan) fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezinin sahibi ve işleteni iken, 2010 yılının Nisan ayında müvekkilin abisini arayarak; şirketin bulunduğu taşınmazın maliki olan M.U ile kiralama sözleşmesi yaptığını, "Cumhuriyet Mah. Dinçel Sok. No:3 ..." adresinde fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi olarak faaliyet göstermeye başladığını, daha sonra taşınmazın sahibine gizli ortaklık teklifinde bulunduğunu, bu kişinin gayrimenkullerini ipotek ettirip bankadan kredi çekmesi neticesinde oğlunun ... şirketinin müdürü tayin ettiğini ve anılan kişinin şirket adına gereksiz çek ve senetler düzenlediğini, kendisini şirketten atıp şirketi ele geçirmek istediklerini ve kliniğin ruhsatını kurtarmak için acil olarak güvenebileceği iki doktora ruhsatı devretmesi gerektiğini söylediğini, yani özel profiz şirketinin kuruluşunun tek gayesinin, ....'ya ait olan özel ... ftr dal merkezi uygunluk belgesi ruhsatının özel profiz şirketine devrini sağlayıp, alacaklılar tarafından yapılacak işlemlerden söz konusu ruhsatı kurtarmak olduğunu, bu nedenle ....'nın müvekkilinin abisine görünürde yeni bir şirket kurmak için yardım talebinde bulunduğunu, müvekkilinin sadece resmiyette hisse sahibi olmuş ise de; şirketi fiilen işleten, personel alımı yapan kasaya dahi bakanın ...olduğunu, ticaret sicil gazetesinde her ne kadar müvekkili ve abisi on yıl için müdür olarak atanmış olsa da, müvekkilin gerçekte şirket müdürü olmadığını, bu yönde rızasının dahi olmadığını, limited şirket müdürlerinin görevleri arasında sayılan hiçbir işlemi gerçekleştirmediğini, ancak mahkemenin bu konuya ilişkin hiçbir tanık dinlemeyip eksik araştırma ve inceleme sonucu müvekkilinin ve üniversitede okuyan genç çocuklarının hayatının alt üst olmasına sebebiyet verecek usul ve yasaya aykırı kararı verdiğini, davalı şirketin alacaklılardan mal kaçırmak gayesiyle muvaazalı olarak kurulduğunu, mahkemece eksik bilirkişi raporu ile karar verildiğini, bilirkişinin şirketler hukuku alanında uzman olmadığı gibi Anadolu Üniversitesinde doktora öğrencisi olduğunu, böylesine spesifik bir konuda akademik uzmanlık gerektircek bir dava konusu olaya bilirkişilik yapmasının hakkaniyete ve hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin tacir değil, diş hekimi olduğunu, mahkeme kararında müvekkilinin tacir olması nedeniyle basiretli olması gerektiğinden bahisle hüküm kurulmuşsa da müvekkilin tacir olmayıp diş hekimi olduğunu ileri sürerek olayın başından beri müvekkilinin davalı şirketi yönetmeye ve tacir olmaya yönelik hiçbir irade göstermemesine rağmen, bu doğrultuda karar verilmiş olmasının ve usulüne uygun bilirkişi raporu düzenlenmemesi açıkça kanuna, usule ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu iddia ederek yargılamanın iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince,davacı vekilinin yargılamanın yenilenmesine ilişkin verilen dava dilekçesinde belirtilen hususların mahkemenin önceki kararında belirtilen ve tartışılan aynı hususlara ilişkin olduğu, yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci maddesinde öngörülen sebeplerden hiçbirine uygun olmadığı, bu kapsamda yargılamanın yenilenmesi koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.06.2015 tarih ve 2014/126 E. 2015/379 K. sayılı kararı ile şirketin feshi ve davacının davalı şirkette bulunan hissedarlık ve müdürlük sıfatının geçmişe etkili olarak hissedar ve müdür olarak iptali istemiyle açılan davada davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davacı yanca temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2017 tarih 2015/13981 E., 2017/2153 K. sayılı kararı ile onandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2019 tarih 2017/3725 E., 2019/3062 K. sayılı kararı ile davacının karar düzeltme isteminin reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, davacı tarafından yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, davacının tacir olmadığının gözetilmediği, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğu ileri sürülerek yargılamanın iadesi talebinde bulunulmuş ise de, davacının yargılanmanın yenilenmesine ilişkin verilen dava dilekçesinde belirttiği hususların İlk Derece Mahkemesinin önceki kararında belirtilen ve tartışılan aynı hususlara ilişkin olduğu gibi, ileri sürülen sebeplerin 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinde düzenlenen sebeplerden de olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370,371 ve 375 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.