İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2023/5849 · K. 2024/7573
- Esas No
- 2023/5849
- Karar No
- 2024/7573
- Karar Tarihi
- 24.10.2024
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2023/5849 E. , 2024/7573 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1463 Esas, 2023/994 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/162 E., 2021/92 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 2014 88530 numaralı “...” markası ile 2016/85267 numaralı “...” ibaresinin Arapça yazılışından oluşan markanın sahibi olduğunu, bu markanın Irak ve Suriye’de tanınmış marka olduğunu, davalının bu markanın kullanıldığı şampuan ve saç kremi plastik şişelerinin ön ve arka yüzündeki etiketlerde izinsiz olarak markanın Arapça yazılış şekli olan "AL ..." markasını kullandığını, etiketler üzerine ürünlerin ... şirketi tarafından üretilerek pazarlandığının yazılı olduğunu, davalının bu şekilde davacının markasını kullanmak suretiyle şampuan ve saç kremi kutusu etiketlerini taklit ürün satanlara pazarladığını, bu şekilde davacının marka haklarına tecavüz ettiğini belirterek, davacının marka haklarına tecavüz edildiğinin tespitine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca şimdilik 5.000,00 TL tazminat, 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca şimdilik 5.000,00 TL yoksun kalınan kazanç ve 10.000,00 TL manevi zararın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kararın masrafı davalıdan alınmak suretiyle tirajı yüksek, genel yayın yapan günlük bir gazetede özet olarak ilan edilmesine ve ilgililere tebliğine, davacının diğer haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin plastik şişe ve ambalaj üretimi yaptığını, tüm şişelerine kendisine ait "..." markasını bastığını, şişeleri alan müşterilerin kendilerinin istedikleri markaları ve etiketleri yaparak ürünlerini sattıklarını, Irak uyruklu Muhammet isimli müşteri tarafından şişeler beğenilerek, kendisine ait etiketler yapılarak müvekkiline getirildiğini ve numune etiketlerin rafa koyulduğunu, hemen arkasından davacı tarafça müvekkiline ait iş yerinde mahkeme aracılığıyla tespit yapıldığını, müvekkilinin bu şişelerin satışını yapmadığını, numune olarak yapılan bir kaç şişenin müşteriye verilmiş olabileceğini, müvekkilinin kendisi tarafından üretilip müşterilerine verdiği şişelere hangi etiketin yapıştırılacağı veya ürünün koyulacağından sorumlu olmadığını, şişelerin tasarımlarının müvekkiline ait kalıplarla yapıldığını, davacının Arapça marka tescil kaydıyla ilgili Latin alfabesi ile arama yapılamadığını, müvekkilinin kasıtlı bir hareketi bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının üretimini ve satışını yaptığı, davacının markasının tescilli olduğu şampuan ve saç kremi ürünlerinin kutuları ve etiketleri üzerinde davacı adına tescilli 2016/85267 tescil numaralı Arap harfleriyle yazılan "..." markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olan "AL ..." ibaresinin Arap harfleri ile yazılımından oluşan markayı kullandığı, her ne kadar bu şişeleri sipariş üzerine başka bir firma için numune olarak ürettiğini savunmuşsa da, basiretli bir tacir olarak, bu markanın sipariş veren firmaya ait olup olmadığını araştırmak zorunda olduğu, iş yerinde bulunan etiket ve ürün kutularının sayısına göre numune olarak üretildikleri savunmasının kabul edilebilir olmadığı, bu nedenle davalının eyleminin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca tazminat talep etmiş olması nedeniyle davalının bu satışlardan elde ettiği 31.172,77 TL maddi tazminatı davacıya ödemesi gerektiği, ayrıca davalının kusur derecesi, ticari hacmi, davacının markasının bilinirlik derecesi dikkate alındığında 10.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı, her ne kadar davacı 6769 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca itibar tazminatı olarak 5.000,00 TL tazminat talep etmişse de, davalının yalnızca ürün şişesi ve etiketi ürettiği, bu şişe ve etiketle satılan şampuan ve saç kremi ürünlerinin davacının ürünlerinden daha kalitesiz olduklarına, davacının markasının kötü şekilde kullanıldığını ispatlayacak bir delil sunulmadığı, bu nedenle itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinafa konu edilen miktarın 5.000,00 TL olması nedeniyle 29.04.2021 tarihli mahkeme kararı itibar tazminat talebi yönünden kesin nitelikte olduğu, davalı tarafça şampuan ve krem ürün şişe etiketi üzerine davacının tescilli markasının ayniyete yakın benzerini koyması, işareti taşıyan malların teslim edilebileceğinin teklif edilmesi markaya tecavüz oluşturduğundan ilk derece mahkemesince markaya tecavüzün tespiti, meni ve refi talebinin kabulüne karar verilmesi yerinde olduğu, davacı vekilinin dosyaya numune olarak sundukları ürünlerin nereden satın alındığına dair, fiş, fatura ibraz edilmediği, davalı vekilinin tedbir infaz tutanağında tespiti yapılan tek bir ürün ile etiketin ürün numunesi olduğunu ileri sürdüğü, İlk derece mahkemesince alınan tazminata esas ek raporda, yukarıda yer verilen üç fatura dikkate alınarak tazminat hesabı yapıldığı anlaşılıyorsa da; faturalardan davaya konu markaya konu ürünler olduğunun anlaşılamadığı, dosyada davalı tarafça dava dışı Iraklı firma için ürün üretildiği, ürün sayısı ve markanın kullanıldığı süreye ilişkin somut delil bulunmadığı, tacir olan davalı tarafça, dava dışı firma için numune üretilerek, satışının teklif edilmesi markaya tecavüz fiili teşkil ediyorsa da, dava dışı firmaya satışının gerçekleştiğine dair delil sunulmadığı, davacı tarafça davalının elde ettiği gelir seçeneğine göre tazminat talep edildiği anlaşılmakla, dosyadaki delil durumuna göre, ilk derece mahkemesince ispatlanamayan maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı taleplerinin tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin itibar tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, mahkeme kararının kaldırılarak, markaya tecavüzün tespiti, meni ve refi talebinin kabulüne, maddi tazminat, manevi tazminat ve itibar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya ait markaya tecavüz edildiğinin tespiti, önlenmesi ve maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava tasarım hakkına tecavüzün tespiti, meni ve tazminat istemine ilişkidir. Davacı, davalının haksız eylemleri nedeniyle tazminat talebine ilişkin olarak, uğranılan 5.000,00 TL maddi zararın tahsiline karar verilmesini istemiş, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının eyleminin tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği tespit edilmiş ise de, davacının ispatlanamayan maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesine göre sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti, muhtemel tecavüzün önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması yanında tecavüzün kaldırılması ile birlikte maddi ve manevi zararın tazmini isteminde de bulunabilir. Davacı da 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca tazminat talep etmiş ancak zarar tam olarak belirlenememiştir. Zararın belirlenemediği durumda somut olayın özellikleri de nazara alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesi uyarınca olayların akışı ve zarar görenin aldığı önlemler göz önünde tutularak hakkaniyete uygun bir miktar maddi tazminata hükmedilir. Mahkemece, 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi gereğince maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın anılan nedenlerle davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, 24.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.