IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili; Mahkemece kişinin kendi muvazaasına dayanamayacağı hususunun yanlış değerlendirildiğini, muvazaa iddiasına dayanarak hak talep edenin davalı taraf olduğunu, davalının satış bedeli ile kredi bedelinin ödendiği yönündeki beyanının doğru olmadığını, kredi ödemelerinin de müvekkili tarafından yapıldığını, davanın kısmen kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın gerekçesinin yeterli olmadığını, hangi hususların incelenip incelenmediği ve hangi gerekçeyle taleplerinin uygun bulunmadığının anlaşılamadığını, ıslah nedeniyle reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; kısmi dava açıldığını, ıslah ile talep edilen miktarın zamanaşımına uğradığını, ıslah tarihinden itibaren faizin başlatılması gerektiğini, taşınmazın alıcısı ... ile yapılan anlaşma doğrultusunda devir bedelinin bir kısmının davacıya ait bankaya yatırıldığını geri kalanı ile Ümraniye 1. İcra Müdürlüğünün 2009/952 E. nolu icra takibi borcunu, dosyada biriken faiz tutarını, karşı vekalet ücreti ve tahsil harç kalemlerini kapattığını, 19.03.2009 tarihinde devir işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkil tarafından davacının hesabına yatırılan 30.000,00 TL ve 8.500,00 TL tutarlı 2007 tarihli dekontlar ile 13.02.2009 tarihli müvekkil tarafından yatırılan 50.000,00 TL tutarındaki müvekkilin imzasını taşıyan dekontu ve taşınmazın sonraki maliki ... vekili Abdulkerim Abik tarafından davacının hesabına yatırılan 13.03.2009 tarihli şahsa ait imzalı 64.744,00 TL tutarındaki dekontun dosya içerisinde bulunduğunu, devir bedelinin iddia edildiği gibi 25.000,00 TL olmadığını, bedelin 50.000,00 TL+ 64.744,00 TL + İcra Müdürlüğüne yatırılan tutarın eklenmesiyle ortaya çıkacağını buna rağmen Mahkemece devir bedelinin davacıya ödendiğinin ispat edilemediği gerekçesinin hatalı olduğunu, Türkiye Ekonomi Bankası (TEB) tarafından sunulan 29.05.2019 tarihli müzekkere cevabında yatırılan bütün paraların bankanın “Bakırköy Meydan” şubesinden yatırıldığı, internet bankacılığının kullanılmadığı, dosyaya celp edilen hesap dökümündeki işlemlerin açıklama kısmının sonunda da “…şubeden.” ibaresi bulunduğu bu hususun açıklığa kavuşması için belirtilen bütün işlemlere ilişkin dekontların celp edilmesi gerektiğini, belirtilen tarihlerde davacının yurt dışında olduğunu, davacının TEB hesabına yatırılan bütün tutarların müvekkil tarafından yatırıldığını, müvekkilin evin satışında para almadığını, davacının isteği ile tapuda düşük harç ödemek için dairenin değerinin düşük gösterildiği, devir bedelinin bu değerin çok üzerinde olduğunu, dava konusu taşınmazın 13.06.2007 tarihinde tapuda devir bedeli 22.000,00 TL gösterilerek devralındığını, 12.03.2009 tarihinde ise 25.000,00 TL gösterilerek devredildiğini, tapuda düşük harç ödenmesi ile muvazaadan söz edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilin davacının haklarını gözeterek hareket ettiğini, yapılan işleri davacının bilgisi ve iradesi dahilinde gerçekleştirdiğini, icra takip dosyası incelenmeden eksik ve hatalı karar verildiğini, devir tarihinde davacının Fortis Bankası'na 100.000,00 TL'den fazla kredi borcu bulunduğunu, devir yapıldıktan sonra davacı, bankaya ya da müvekkile kredi borcunun ödenmesi için herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı ile eşinin (müvekkilin kızkardeşi) boşanma noktasına geldiğinden, devir tarihinden 8 yıldan uzun süre geçtikten sonra davayı açtığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yanlış değerlendirme yapıldığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, devir tarihinde taşınmazın üzerinde banka lehine ipotek ve icra takibinin bulunduğu, taşınmazın bakımsız olduğu bu nedenle değerinin belirlenenden daha düşük olduğunu, taşınmazın sonraki malikleri tarafından daireye kapsamlı bir tadilat yapıldığından dairenin değerinin arttığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının davasını ispatlayamadığını, tanıklarının dinlenmediğini, Mahkemece deliller toplanmadan karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığını, hatalı ve eksik inceleme sonucu karar verildiğini savunarak, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında vekalet ilişkisinin kurulduğu, davalının vekaleten taşınmazı sattığı, vekalet akdinin azil ya da başka bir şekilde sona erdirilmediği, vekalet akdi devam ettiği sürece vekilin hesap verme borcunun devam ettiği, zamanaşımı süresinin dolmadığı, taşınmazın tapudaki satış değeri 25.000,00 TL ise de, vekaleten işlem yapan davalının satış bedelinin tapuda yazılı miktar olmadığı yönündeki beyanı nazara alındığında, Mahkemece satış tarihi itibariyle taşınmazın değerinin belirlenerek buna hükmedilmesinde bir usulsüzlük görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapıldığı, kamu düzenine aykırılığın da bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.