V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerekirken rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının bakiye ömrünün kaza tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiğini, davacının aktif dönem süresinin kaza tarihi itibariyle 37,38 yıl olarak dikkate alınması gerekirken 0,01 yıl fazla hesaplama yapıldığını, tazminat hesabına esas kazancın brüt alınan ücretin brüt asgari ücrete göre oranlaması yapılarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, bu oranlamada net asgari ücretin dikkate alınması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile % 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan davacının koruyucu tertibat takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına,tazminat hesabının Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması suretiyle yapılmasına, hesap olunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirecek bir durumun somut olayda bulunmamasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan davacı tarafça dosyaya sunulan İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 30.05.2022 tarihli raporda, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin sağ patella fraktürüne bağlı sağ diz eklem hareket kısıtlılığına bağlı %5 oranında olduğu kabul edilmiştir.
Söz konusu maluliyet raporunu düzenleyen kurul içerisinde ortopedi uzmanının olmadığı görülmüş olup bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için davacının tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek ve davacının da muayene edilmesi suretiyle davacının yerleşim yerine veya tedavi gördüğü yere en yakın Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde ortopedi uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.
3- Kaza günü kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalanan aracın sola dönerken ön kısmı ile, davacının sevk ve idaresinde bulunan motosikletin sol yan kısımlarına çarpması suretiyle gerçekleşen kazada sigortalı aracın sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 53/2-c maddesinde düzenlenen "sola dönüşlerde sağdan ve karşıdan gelen trafiğe ilk geçiş hakkını vermek" kuralını ihlal ettiği, davacının ise kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı tespiti yapılmıştır.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, çift taraflı işbu kazaya ilişkin olarak kusur raporu alınmadan davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 266 ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir.
Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti için kusur tespitinde uzman bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp, buna uygun şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Sürekli iş göremezlik tazminatı, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre, hak sahibinin olay tarihindeki muhtemel bakiye ömür süresi belirlenmek suretiyle (işleyecek aktif ve pasif dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihleri de açık şekilde belirtilecek şekilde) aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.
Hakem heyetince hükme esas alınan hesap raporunda muhtemel bakiye ömür süresinin rapor tarihine göre belirlendiği anlaşılmakla; davacı için, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve olay tarihine göre muhtemel bakiye ömür belirlenmek üzere yeniden bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir.
5-Çalışma gücünün kısmen kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı
tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir.
Hesaplama yapılırken, davacının kaza tarihinden hesap tarihine kadarki gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması hususlarına dikkat edilmelidir.
Hükme esas alınan 20.05.2021 tarihli hesap bilirkişi raporunda, davacının bilinmeyen dönem için talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanmasında bilinen son gelirinin dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.
İtiraz Hakem Heyetince; hesap tarihinden sonraki dönem olan bilinmeyen dönem için hesap tarihindeki bilinen en son gelirinin denetime elverişli şekilde tespiti ile tespit edilen bu gelirin uygulandığı şekilde (davalı yönünden usuli kazanılmış haklar gözetilerek) rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı hesap içeren bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.