III. GEREKÇE
1. Sanık ve maktulün altı yıldır evli olduğu ve müşterek iki çocuklarının bulunduğu, görgü tanıklarının ifadesine göre sanık ve maktul arasında maktulün internet üzerinden başka erkeklerle görüşmesi dışında bilinen bir sorunlarının olmadığı, olay tarihinden üç yıl önce maktulün yine internet üzerinden bu şekildeki görüşmeleri dolayısıyla sanık ve maktulün kavga ettiği ancak sonrasında sanığın bu durumu affettiği, olay tarihinden önce bir gece vakti uyandığında maktulün telefonla mesajlaştığını görmesi üzerine sanığın telefonu almasıyla içindeki mesajlarda ... isimli bir kullanıcının "cuma günü gelecektin ne oldu, hani seni pompalıyacaktım, niye sözünü tutmadın, penisimin resmini göndereyim mi sana, sen özlemişsindir" şeklinde mesajın olduğunu gördüğü, ilerleyen günlerden birinde ... isimli bir kişinin "naber balıkım, yayını yenilet", ... isimli kişinin "seni seviyorum aşkım, sevgilim" mesajlarının bulunduğu ve maktulün ... isimli kişiye " ben de seni seviyorum" yazdığı ve devamında görüntülü görüşme başlatıldığına dair bildirim bulunduğu, başka bir yazışmada ise "kamyonu yükledim ve geleceğim" şeklinde mesajlar olduğu, yine Dijital Materyal İnceleme Raporu başlıklı 16.12.2022 tarihli bilirkişi raporundan tespit edildiği üzere; dizüstü bilgisayar içeriğinde İhnet, İhnet2, İhnet3, İhnet5 başlıklarıyla oluşturulan klasörlerde, asmin\_kaya95 isimli sosyal medya kullanıcısının ... ..., ... ..., ... ..., ... isimli sosyal medya kullanıcıları ile hem görüntülü hem de sesli konuşmalarının olduğu, maktulün kendisini karşıdaki erkeklere bekar olarak tanıttığı, tarafların birbirine kalpli veya öpücük işaretli emojiler gönderdikleri, yine asmin\_kaya95 isimli sosyal medya kullanıcısının bu şahıslarla yaptığı görüşmelerde, tarafların birbirine "seni seviyorum", "aşkım", "bitanem" şeklinde hitap ettikleri, yine sanığın kolluğa teslim edilmek üzere abisine verdiği flash bellek içerisinde de aynı görüntü ve yazışmaların olduğunun tespit edildiği, ancak maktulün cinsel ilişki boyutuna varan bir arkadaşlığının bulunmadığı olay günü de sabah saatlerinde sanık ile maktul arasında bu nedenlerle tartışma yaşandığı, tartışma neticesinde sanığın maktulü eliyle boğmak suretiyle öldürdüğü anlaşılmıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın savunma hakkına riayet edilerek adil bir biçimde yargılandığının anlaşıldığı, eylemin sanık tarafından kasten gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfı ile bozma nedeni dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sanığın öldürme kararını ne zaman aldığının ve belli bir hazırlıkla eylemlerini gerçekleştirdiğinin kesin olarak saptanamadığı, oluşan şüpheli durumun sanık aleyhine yorumlanamayacağı, bu itibarla tasarlamanın koşullarının bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Tüm dosya içeriğine göre, altı yıllık evli ve müşterek iki çocukları bulunan sanık ve maktulün arasında maktulün internet üzerinden başka erkeklerle görüşmesi nedeniyle husumet bulunduğu, maktulün sanığa karşı sadakat yükümlülüğü bulunmasına karşın, birden fazla farklı erkekle kendisini bekar olarak tanıtarak, sanığın bilgisi dışında ve rızası hilafına internet üzerinden, bilirkişi raporlarına da yansıdığı şekilde cinsellik içeren yazışmalar ve görüntülü görüşmeler yaptığı ve bu durumun tevali eden bir boyutta olduğu anlaşılmakla maktulden sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan tüm bu eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesine göre yapılacak uygulama sırasında asgari indirim düzeyi olan 24 yıl ile makul indirim düzeyi kabul edilen 21 yıl arasında bir cezaya hükmedilmesi gerekirken cezanın asgari indirim düzeyinden tayin edilmesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.