1.Davalı- davacı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; erkeğin iddialarının doğru olmadığını, eşiyle herhangi bir şekilde sorun ve problemleri olmadığı halde evlendikten sonra eşinin ailesinin evliliğe müdahalesinin olduğu, şiddet eğilimi olduğunu, hakaret ettiğini, tamamen kusurlu kişinin davacı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı- davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; tarafların evlendikten sonra davalının ailesinin en üst katındaki çatı katında yaşamaya başladıklarını, eşinin ailesinin evliliğe müdahale ettiğini, erkeğin gizlice altınları bozdurduğunu belirterek, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince
boşanmalarına karar verilmesini 200.000,00 TL manevî tazminat ve 100.000,00 TL maddî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli, 2019/449 Esas, 2020/664 Karar sayılı kararı ile tarafların evlilik öncesi dönemlerinden itibaren sık sık tartışma ve anlaşmazlıklar yaşadıkları, evlilik esnasında tarafların kadının eve geç saatlerde gelmesi, erkeğin istemediği kişilerle görüşmesi, bir konsere erkeğin rızası olmaksızın gitmesi ve yine kadının Tiktok üzerinden çekerek yayınlamış olduğu video gibi nedenler ile birçok kez tartışmalar yaşandığı, kadının erkeğe yönelik hakaret içerikli ifadelerde bulunduğu, "Eski arkadaşımdan da daha karaktersizsin.", "Evin erkeği de eve ekmek getirmiş.", "Bana bu aracı almak zorundasın, zaten istesen de alamazsın, zaten bu gerizekalılıkla aracı alamazsın ama ben yine de aldıracağım.", "Bırak ya, o erkek mi gerizekalı defolsun, ben hürüm, ben böyleyim.", "Evimizin erkeği gelmiş, vay be sen erkek miydin" şeklinde aşağılayıcı söz ve söylemler sarf ettiği, taraflar arasındaki whatsapp görüşmelerinde de tarafların birbirlerine yönelik son derece saygısız ve evlilik birliğine yakışmayacak şekilde ifadeler sarf ederek iletişim kurduklarının görüldüğü, yine her ne kadar eldeki davanın açılma tarihinden sonra da olsa erkeğin kadına yönelik gerçekleştirdiği basit yaralama eylemi nedeniyle yargılandığı ve adli para cezasına hükmedildiği ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği, evliliğin sona ermesine sebebiyet veren olaylarda taraflar arasındaki whatsapp görüşmeleri de gözetilerek erkeğin de kusuru bulunsa da kadının kusurunun daha ağır olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince
boşanmalarına karar verilmiş, davalı kadın vekili davanın kabulü yönünden istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli kararı ile mahkemece davalı tarafa tanık Deniz'in açık adresinin bildirilmesi için kesin süre verilmesi ve adres bildirildiğinde yeniden talimat yazılması gerektiği, tanığın dinlenmesinden vazgeçilmesine karar verilerek davanın esası ilgili hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu, eksik inceleme ile boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, kadının istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına ve yerel mahkemece davanın yeniden görülerek, belirtilen hususlar araştırılıp değerlendirilmek ve tarafların usuli kazanılmış hakları da gözetilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafa tanık Deniz'in açık adresinin bildirilmesi için kesin süre verildiği ve adres bildirildiğinde yeniden talimat yazılarak davalı tanığının beyanının alınması amacıyla 6100 sayılı Kanun'un 240 ıncı ve 241 inci maddelerindeki düzenlemeler gereğince gerekli tüm işlemler gerçekleştirildiği ancak tanığın beyanının alınması mümkün olmadığından 6100 sayılı Kanun'un 240 ıncı maddesi uyarınca yargılamaya tanığın dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılarak devam edildiği, tarafların evliliklerinden yaklaşık 4-5 ay sonra müşterek yaşama son verdikleri ve ayrı yaşamaya başladıkları, dinlenen tanık beyanlarından tarafların evlilik öncesi dönemlerinden itibaren sık sık tartışma ve anlaşmazlıklar yaşadıkları, evlilik esnasında tarafların kadının eve geç saatlerde gelmesi, erkeğin istemediği kişilerle görüşmesi, bir konsere erkeğin rızası olmaksızın gitmesi ve yine Tiktok üzerinden çekerek yayınlamış olduğu video gibi nedenler ile birçok kez tartışmalar yaşandığı,kadının erkeğe yönelik hakaret içerikli ifadelerde bulunduğu, "Eski arkadaşımdan da daha karaktersizsin.", "Evin erkeği de eve ekmek getirmiş.", "Bana bu aracı almak zorundasın, zaten istesen de alamazsın, zaten bu gerizekalılıkla aracı alamazsın ama ben yine de aldıracağım.", "Bırak ya, o erkek mi gerizekalı defolsun, ben hürüm, ben böyleyim.", "Evimizin erkeği gelmiş, vay be sen erkek miydin" şeklinde aşağılayıcı söz ve söylemler sarf ettiği, taraflar arasındaki whatsapp görüşmelerinde de tarafların birbirlerine yönelik son derece saygısız ve evlilik birliğine yakışmayacak şekilde ifadeler sarf ederek iletişim kurduklarının görüldüğü, yine her ne kadar eldeki davanın açılma tarihinden sonra da olsa erkeğin kadına yönelik gerçekleştirdiği basit yaralama eylemi nedeniyle yargılandığı ve adli para cezasına hükmedildiği ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği, evlilik birliklerinin fiilen sona erdiği, evliliğin sona ermesine sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesi ile; her üç davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına kadının yasal şartları oluşmayan nafaka talebinin reddine, tarafların evlilik birliğinin sona ermesine neden olan olaylarda eşit kusurlu oldukları kanaatine varıldığından tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.