Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2023/626 · K. 2024/7913
8. Hukuk Dairesi 2023/626 E. , 2024/7913 K. "İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/72 E., 2022/85 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından hükmün adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine Mahkemece belirtilen eksik harç ve giderlerin bir haftalık kesin süre içinde yatırılmadığı gerekçesiyle 17.10 2022 tarihli ek karar ile başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, verilen ek karar da davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucunda, Alanya ilçesi Karapınar köyü çalışma alanında bulunan 356 ada 2 parsel sayılı 1.108,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle hükmen, 357 ada 5 parsel sayılı 236,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kayalık niteliğiyle hükmen, 354 ada 39 parsel sayılı 461,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğiyle ve askı ilan süresi içerisinde dava açılmaksızın Hazine adına tescil edilmiş, 540 ada 8 parsel sayılı 3.45,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirtilerek tarla niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, Demirtaş Mahallesi 262 ve 263 parseller komisyon kararı sonucunda 1983 yılında dava dışı kişiler adına tescil edildikten sonra bilahare imar nedeniyle çok sayıda parsele ifraz görmüş, ifraz sonucu oluşan 808 ada 1 parsel sayılı 666,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satış ve birleştirme nedeniyle davalı ... adına tescil edilmiştir. Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmış, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 26.02.2015 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 354 ada 39 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, diğer parseller hakkındaki davanın hak düşürücü süresinin geçirilerek açıldığı gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiş; hükmün, davacı ... ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 Tarihli 2016/9536 Esas, 2019/7828 Karar sayılı kararıyla "davacının adli yardım talebi kabul edildikten sonra, davacının yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle dava konusu 808 ada 1, 356 ada 2, 540 ada 8, 357 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına, Davalı Hazinenin, dava konusu 354 ada 39 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yönüyle ise; dava konusu taşınmazın, 2006 tarihinde yapılan tespitte ham toprak niteliği ile tespit gördüğü, taşınmaz başında yapılan keşif sonucunda ziraatçi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, komşu 36 parselin devamı niteliğinde olduğu ve öncesinde sebze tarımı yapıldığı ancak 2-3 yıl öncesinde meyve fidanı dikilmiş olduğu belirtilmiş ise de, taşınmaza ait fotoğraflar ile ziraatçi bilirkişinin bu beyanının uyumlu olmadığı, çekişmeli taşınmazın, batı ve güney sınırını oluşturan ve şahıs adına tespit gören 354 ada 36 parsel ile kuzey ve doğu sınırını oluşturan orman parseli ile arasında bulunduğu, diğer bir anlatımla taşınmazın 354 ada 36 parsel ile orman parseli arasında boşluk olarak kalan kısım olduğu, bu haliyle kadastro tespinin yapıldığı 2006 tarihinden sonra kullanılmaya başlandığının kabulü gerektiği hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile 354 ada 39 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulmasına" karar verilmiş, davacının karar düzeltme talebi aynı Daire tarafından reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; bozma ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı ... tarafından hükmün adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine, Mahkemece belirtilen eksik harç ve giderlerin bir haftalık kesin süre içinde yatırılmasına dair davacıya çıkartılan muhtıranın gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle 17.10 2022 tarihli ek karar ile başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, verilen ek karar da davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ... tarafından Mahkemenin 31.03.2022 tarihli asıl kararına karşı verilen temyiz dilekçesinde hükmün adli yardım talepli olarak verildiği halde, Mahkemece bu talep hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmeksizin harç ve giderlerin tamamlatılmasına dair davacıya çıkartılan muhtıranın yerinde olmadığı, davacının çıkartılan muhtıraya karşı itirazlarını içeren dilekçe sunduğu ve dilekçesinin ekinde başkaca mahkemelerde görülen davaları hakkında da adli yardım talebinin kabulüne dair emsal kararlar eklediği halde Mahkemece yine adli yardım talebi hakkında bir karar verilmeksizin 17.10.2022 tarihli ek karar ile"başvurunun yapılmamış sayılmasına" karar verildiği anlaşılmaktadır Dosya kapsamına göre; Mahkemenin önceki tarihli kararının da davacı ... tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği ve Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarihli 2016/9536 Esas, 2019/7828 Karar sayılı kararında davacının adli yardım talebi kabul edildikten sonra işin esası yönüyle hem davacı ...'nin hem de davalı Hazinenin temyiz itirazlarının incelenerek yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği görülmektedir. Adli yardım talebinin kabul edilmesiyle birlikte ikinci bir karar ile adli yardımın kaldırılmasına karar verilmediği sürece yargılamanın sonuçlanıncaya kadar (hükmün kesinleşmesine kadar) devam edeceğinin 6100 sayılı HMK'nın 335/3. Maddesinde düzenlenmesi karşısında yerinde bulunmayan İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2022 tarihli ek kararının ortadan kaldırılmasına ve esasa ilişkin olarak 31.03.2022 tarihli hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesine karar vermek gerekmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'nin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.