IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya arasında yer alan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, davacının zilyetliğinin ekonomik amaca uygun olmadığı, taşınmazın sınırında bulunan derenin etkisi altında olduğu hususları göz önüne alındığında çekişmeli taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, bilirkişi raporlarına ekli görüntüler incelendiğinde dava konusu taşınmazın imar-ihyası tamamlanarak tarım arazisi halini almadığını, davacının taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığını, taşınmaz üzerine alabalık tesisi inşa etmenin ekonomik amaca uygun tarımsal zilyetlik sayılamayacağını, ayrıca taşınmazın dere yatağı vasfında olduğundan zilyetlikle mülk edinilemeyecek nitelikte olduğunu belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
2. Değerlendirme
Mersin ili, ... ilçesi, .... Mahallesinde 1968 yılında yapılan kadastro çalışmalarında çekişmeli taşınmaz bölümü, Dragon çay yatağında kalması nedeniyle 766 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit harici bırakılmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.
Bozma ilamında, mahalli bilirkişi beyanlarında taşınmazın dışarıdan toprak getirilmek suretiyle doldurulduğu, öncesinde bataklık niteliğinde olduğunun belirtilmesi nedeniyle bu hususun araştırılması, gerekirse taşınmazda araştırma kuyuları açılmak suretiyle alınacak karot numunelerinin laboratuvar ortamında incelenip toprağın yan kesit dökümü yapılarak taşınmazın toprak yapısının duraksamasız biçimde belirlenmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece bu yönde yeterli araştırma yapılmamıştır. Bozma kararından sonra jeoloji bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda arazinin iş makinesi ile düzeltilmiş olduğu ve tarıma elverişli hale getirildiği, bataklık toprağı özelliği göstermediği, Dragon Çayı'nın taşkın sahası dışında kaldığı, davaya konu arazide aktif dere yatağı olabileceğine ilişkin bir bulguya rastlanılmadığı, dava konusu taşınmazın içerisinden akan kaynağın akış yönlerinin kenarlarında nem oranı yüksek lokal hidromofik topraklara rastlandığı belirtilmiş ancak araştırma kuyuları açılmamış, toprak getirtilip getirtilmediği, davacının malik olduğu sınırdaki taşınmaz da incelenerek bu taşınmazdaki toprağın taşınıp taşınmadığı hususları değerlendirilmemiştir.Dragon Çayı'nın ne zaman ıslah edilmeye başlandığı, ıslah çalışmalarının ne zaman tamamlandığı hususları açıkça belirtilmemiş, sedde yapılıp yapılmadığı, Dragon Çayı'nın yatak değiştirip değiştirmediği netlik kazanmamıştır.
Davacı taraf dava dilekçesinde, çekişmeli bölümü, sınırda bulunan taşınmazı satın aldığı tarih olan 14.11.1989 tarihinde bu taşınmaz ile birlikte kullanmaya başladığını ileri sürerek dava açmış ve mahalli bilirkişiler de davacı tarafın sınırda bulunan taşınmazından toprak getirerek çekişmeli taşınmaza döktükten sonra dava konusu yeri 1990 yılında kullanmaya başladığı belirtilmiş ise de dosyaya gelen tapu kaydından davacın malik olduğu çekişmeli taşınmaz bölümünün sınırında bulunan 141 ada 3 parsel sayılı taşınmazı 29.09.2011 tarihinde satın aldığı anlaşılmış olmasına rağmen bu husus davacı tarafa açıklattırılmadığı gibi mahalli bilirkişilere de sorulmamış aradaki çelişki giderilmemiştir.
Temyize konu çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 1977 ve 1986 yıllarında sınırlarının belirli olmadığı, taşınmaz üzerinde herhangi bir toprağın işlenmesi, sürülmesi, teraslanması gibi faaliyetin olmadığı, ağaçlık-çalılık görünümünde olduğu, 1986 yılında krokide (B) ve (C) harfleri ile gösterilen taşınmazların bir kısmının yolda kaldığı, (A) harfi ile gösterilen kısmın 1990 yılı hava fotoğrafında imar-ihya çalışmalarının büyük oranda tamamlandığı ve halen devam ettiği, (A) ve (C) harfi ile gösterilen kısımlar üzerinde muhtelif ağaçların ve çalılıkların göründüğü, sınırlarının belirli olmadığı belirtildiği halde Mahkemece hangi gerekçe ile (A) ve (C) harfi ile gösterilen kısmın imar-ihyasının 1990 yılında tamamlandığı kabul edildrek bu bölümler yönümden zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek davacı adına tescil kararı verildiği anlaşılamamış olduğundan yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere, bataklık ve sazlıklar birçok canlı türünün yaşamını sürdürdüğü alanlar olup istikrar kazanmış ve devamlılık gösteren Yargıtay uygulamalarına göre doğal dengenin bozulmaması bakımından bataklık ve sazlıkların imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılmalarına olanak yoktur. Ayrıca Yargıtay’ın kararlılık kazanmış içtihatlarına göre tarıma uygun olmayacak yapıdaki bir arazinin dışarıdan toprak getirtilip doldurulması sureti ile yapılan işlemin imar-ihya sayılamayacağı hususlarının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafa çelişkiyi gidermek için dava konusu taşınmaz bölümlerini ne zaman ve hangi sebeple kullanmaya başladığı hususu açıklattırılmalı, dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan topografik haritalar ile taşınmazın doğusunda yer alan çayın hangi tarihte ıslah edildiğini belirleyecek şekilde ıslah projesi getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, 3 kişilik jeolog bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Taşınmazın başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın doğusunda yer alan çay ıslah edilmeden önce ne durumda bulunduğu, davacının dışarıdan toprak getirmek suretiyle taşınmazın yapısında esaslı değişiklikte bulunup-bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde aykırılık giderilmeye çalışılmalı; 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı ve niteliğini, davacının malik olduğu 141 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte kullanılıp kullanılmadığı, dışarıdan malzeme getirmek suretiyle toprak üst tabakasının doldurulup doldurulmadığını, taşınmaz bölümlerinin öncesinde bataklık olup olmadığını; jeolog bilirkişi kurulundan ise taşınmaz bölümleri üzerinde açılacak araştırma kuyularından alınacak numunelerin laboratuvar ortamında incelenmesi sonucunda taşınmazın önceki ve hali hazırdaki niteliğinin ne olduğu, dere yatağı yahut bataklık niteliğinde olup olmadığı ya da dereden kazanılıp kazanılmadığını, derenin etki alanında kalıp kalmadığını, taşınmazın doğusunda yer alan çaya ait ıslah çalışmaları yapılmadan önceki niteliği ile dava tarihindeki niteliğini belirten ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; raporun ekinde topografik haritalardan istifade edilmesi suretiyle yapılan tespitlerin denetimi sağlanmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden stereoskopik hava fotoğrafının incelenmesi neticesinde taşınmaz bölümlerinin sınırlarını ve niteliğini, dere yatağı olarak gözüküp gözükmediğini, komşusu durumunda bulunan taşınmaz ile bütünlük arz edip etmediğini, taşınmaz bölümlerindeki zilyetliğinin süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; taşınmaz bölümlerinin tüm yönlerinden gösterir fotoğrafları çektirilmeli; fen bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.