IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde 1965 yılından gelen inşaat müsaadesine ilişkin imar şerhi bulunduğunu, 1979 yılında taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosu çalışmaları başlatılmasaydı taşınmazın arsa vasfında olacağını, nitelik imarlı arsalara bitişik konumda bulunduğunu, bu nedenle arsa vasfında kabul edilmesi gerektiğini, zeytinlik geliri hesaplamasında %30 değer kaybı olduğu kanaatinin doğru olmadığını, taşınmazın müvekkillerinin elinden alınmasından sonra zeytin ağaçlarının mevcut duruma geldiğini, ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünce dosyaya gönderilen yörede ekilebilen ürünler listesinde kuru ot bulunmadığını, kuru ot geliri yerine listede belirtilen ürünlerden uygun olanlarından oluşturulacak münavebe doğrultusundan hesaplama yapılması gerektiğini, ayrıca çam fıstığı hesaplamasında alan hesabının, ağaç adedinin, elde edilen kozalak sayısı ve gelirinin düşük alındığını, kapitalizasyon faiz oranının kuru arazilerde %5 olarak kabul edilmesi gerektiğini, objektif değer artışı oranının düşük belirlendiğini ileri sürmüştür.
2. Birleştirilen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın nitelikleri itibarıyla arsa vasfında kabul edilmesi gerektiğini, en azından taşınmazın üzerinde yangın yolu olarak açılan 23.100 m²lik yangın şeridindeki kısmın arsa olarak değerlendirilmesini, dosya kapsamında yer alan ... Belediye Başkanlığına ait yazıda taşınmazın dava tarihi olan 2016 yılı itibarıyla arsa metrekare rayiç fiyatının 66,96 TL/m² olarak bildirildiğini, ancak dosyada bu veri olmasına rağmen metrekare rayiç bedelinin daha düşük tespit edilmesinin kabul edilemez olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının kuru arazilerde %5 olarak kabul edildiğini, dava konusu taşınmaz için de en az %5 oranında kapitalizasyon faiz oranı uygulanması gerektiğini, zeytinlik geliri hesaplamasında %30 değer kaybı olduğu kanaatinin doğru olmadığını, taşınmazın müvekkillerinin elinden alınmasından sonra zeytin ağaçlarının mevcut duruma geldiğini, ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünce dosyaya gönderilen yörede ekilebilen ürünler listesinde kuru ot bulunmadığını, kuru ot geliri yerine listede belirtilen ürünlerden uygun olanlarından oluşturulacak münavebe doğrultusundan hesaplama yapılması gerektiğini, ayrıca çam fıstığı hesaplamasında alan hesabının, ağaç adedinin, elde edilen kozalak sayısı ve gelirinin düşük alındığını, objektif değer artışı oranının düşük belirlendiğini, müvekkili yönünden ilk yargılama sırasında ıslah talebinde bulunduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin yeniden belirlendiğini, dava değerini artırmaya yönelik taleplerinin ikinci ıslah olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
3. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu işlem Orman Genel Müdürlüğünce gerçekleştirildiğinden husumetin Hazineye yöneltilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili Hazine yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, ormanların özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacılara ait tapu kaydının baştan beri yolsuz tescil niteliği taşıdığını ve hukuki değerinin bulunmadığını, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan bir hata veya eksikliğin söz konusu olmadığını, tapu sicil memurlarınca yapılan işlem ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı gibi, kadastro çalışmalarının tapu sicilinin tutulması kapsamında düşünülmesinin de doğru olmadığını, tapu maliklerinin mirasçıları arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan tüm mirasçıların birlikte dava açmadıklarının tespiti halinde aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tapu maliki ... mirasçısı ...'ın tek başına davayı sürdürme olanağı olmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporları arasında taşınmazın niteliği hususunda çelişkiler bulunduğunu, raporlarda zeytin ve çam fıstığı yetişen kısımlar ile orman ağaçları ile kaplı çalılık ve makilin kısımların kapladığı alanların farklı tespit edildiğini, ayrıca verim ve ürün bedelleri arasında da çelişki bulunduğunu, hesaplamaya dahil edilen ürünlerin veriminin yüksek alındığını, üretim masraflarının düşük hesaplandığını, kapitalizasyon faiz oranı ile objektif değer artışı oranının yüksek uygulandığını, bu nedenle dava konusu taşınmaz için fahiş bir bedel belirlendiğini, taşınmazın tam değerinin değil, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi çerçevesinde adil bir tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davada reddedilen kısım yönünden müvekkili Hazine lehine eksik vekâlet ücreti takdir edildiğini, birleştirilen davada ıslah edilen kısma dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz, davacılar ve murisleri adına tapuda kayıtlı iken Orman Genel Müdürlüğü tarafından İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptal ve tescil talepli davada 1981/797 Esas, 1985/424 Karar sayılı karar ile dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu tespit edilerek taşınmazın tapu kaydının iptaline ve taşınmazın orman niteliğinde olduğunun tespitine ve tapu kaydının orman olarak kapatılmasına karar verildiği, temyiz edilmesi üzerine karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 1986/17260 Esas, 1989/663 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, ancak davalılardan ...'nın 1976 yılında ölmüş olduğu ve yukarıda sözü edilen davadan önce ölü olduğu gerekçesi ile mirasçıları tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/797 Esas, 1985/424 Karar sayılı kararının Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Mahkemesinin 20.01.2015 tarihli ve 2014/9111 Esas, 2015/96 Karar sayılı kararı ile ölü kişi aleyhine dava açılmasının doğru olmadığı, davacı idareye 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi uyarınca ...'nın mirasçılarını davaya dahil etmek üzere imkan tanınması suretiyle taraf teşkili yapıldıktan sonra esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulduğu ve karar düzeltme talebinin reddedildiği, bozma ilamı üzerine, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/797 Esas, 1985/424 Karar sayılı kararının tümüyle ortadan kalktığı, 2015/409 Esas numarası alarak yeniden yargılama yapıldığı ve 22.02.2016 tarihinde 2015/409 Esas, 2016/64 Karar sayılı karar ile dava konusu 137 ada 973 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmeksizin 28.04.2016 tarihinde kesinleştiği, bu durumda 1981/797 Esas, 1985/424 Karar sayılı mahkeme kararı her ne kadar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin onama kararı ile kesinleşmiş görünse de, ... mirasçılarına usulüne uygun şekilde tebligat yapılmamış olduğundan aslında maddi anlamda kesinleşmemiş olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 95 ve devamı maddeleri uyarınca yapılan temyiz başvurusu üzerine, mahkeme kararının taraf teşkili nedeniyle bozulmuş olduğu, bu husus dava şartı olduğundan, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilemeyeceği dikkate alındığında, tapu iptal kararının tüm davalılar bakımından 28.04.2016 tarihinde kesinleşmiş olduğunun kabulü ile işbu davanın zamanaşımı süresi geçmeden açıldığı kanaatine varıldığı, dava konusu taşınmazın 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı kapsamında kaldığı, küçük bir kısmının askeri yasak bölge, kalan kısmının ise Yoncalıdağ Devlet Ormanı olarak ayrıldığı, belediye hizmetlerinden yararlanmadığı, Limanreis Mahallesi yerleşim sınırına 650 metre, sahile 730 metre, Mithatpaşa Caddesine 830 metre mesafede bulunduğu, yüksek eğimli yapıda olduğu anlaşıldığından arsa niteliği kazanmadığı sonucuna varıldığı, taşınmazın orman florası ağaçları, makiler, fıstık çamları, aşılı ve aşısız zeytin ile kaplı olduğu, yüksek eğimli, orman toprağı yapısında olduğu, tarımsal faaliyet yapılmasının mümkün olmadığı tespit edildiği, taşınmazın kısmen zeytinlik, kısmen fıstık çamı ormanı, kısmen kuru otluk kabul edilmesi suretiyle net geliri esas alınarak taşınmaza değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gibi, taşınmazın konumu gözetilerek %250 oranında objektif değer artışı uygulanmasının da yerinde bulunduğu gerekçiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.