IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve dahili davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; 634 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesinin, ana gayrimenkulün kütükte mesken olarak gösterilmesi halinde bağımsız bölümde, hastane, dispanser, klinik, poliklinik, ecza laboratuarı gibi müesseselerin kurulmasını yasakladığı, maddenin aynen “dispanser, klinik, poliklinik niteliğinde olmayan muayenehaneler bu hükmün dışındadır” şeklindeki hükmüyle doktor muayenehanelerini ayrık tuttuğunu, hükme göre kütükte konut olarak gösterilse bile bağımsız bölümde doktor muayenehanesi açmaya engel bir durum bulunmadığını, mahkemece bu husus gözetilmeden hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın ve anlaşmazlığın, müvekkilin kullandığı dairenin "klinik mi" yoksa "muayenehane mi" olduğu noktasında toplanmakta olduğunun ortada olduğunu, müvekkilinin kullandığı dairenin "muayenehane" olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, 634 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığından davacıların 03.08.1964 tarihinde yani 634 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce imzalanmış satış mukavelesini, yönetim planı olarak yorumlayıp dava açtıklarını; davacının, kat maliklerinin davada gösterilen iradesini ortaya koyan bir kat malikleri kurulu kararını ibraz etmediğini, taraflarına yöneltilen davayı açmak için alınmış bir kat malikleri kurulu kararı olmadan davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olup kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Dahili davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının her ne kadar dava konusu taşınmazın diğer davalı tarafından“dava konusu muayenehanenin amacını aştığı, klinik olarak kullanılmaya başlandığı" iddiası ile tahliye talep etmişse de iş bu iddiaların asılsız olduğunu, davacının iddiasının aksine diğer davalı tarafından dava konusu taşınmazın poliklinik olarak kullanılmadığını, doktor muayenehanesi olarak kullanıldığını, bilirkişi raporunda da "...mevcut kullanım yönünden halihazırda MUAYEHANE olarak kullanılmakta olduğu, taşınmazın muayehane olarak kullanılmasının, "Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmeliği"ne göre değerlendirilmesinde aykırı bir durum tespit edilmediği, yönetmeliğe uygun olduğu ayrıca İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Muayehane Uygunluk Belgesi verildiği" şeklindeki değerlendirme ile de şüpheye yer verilmeyecek şekilde ortaya konulduğunu, mahkemece bilirkişi raporu değerlendirmeye alınmadan haksız ve hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, taşınmazların kiraya verilmesi veya satılması hususunda kullanım hakkını sınırlandıran genel bir kısıtlama ve dikkate alınması gereken bir yönetim planı olmadığını, kesinlikle kabul etmemekle birlikte bir an için bu satış mukavelesinin bir yönetim planı olduğu varsayılsa bile bu mukavele 634 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde yer alan "Yönetim planı yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ait diğer hususları düzenler. Yönetim planı, bütün kat maliklerini bağlıyan bir sözleşme hükmündedir. Yönetim planında hüküm bulunmıyan hallerde, anagayrimenkulün yönetiminden doğacak anlaşmazlıklar bu kanuna ve genel hükümlere göre karara bağlanır." şeklinde düzenlenen şartları taşıdığını, iddia edildiği üzere iş bu mukavelenin 7-c maddesinde yalnızca daire 13'ün kullanımı hakkında şartların düzenlenmiş olduğunu, bu şartların diğer tüm dairelerde kullanılmasının mümkün olmadığını, davaya konu edilen bu mukavelenin taşınmaz maliki tarafından düzenlenmeyen aksine ilgili banka ve daire 13'ün maliki arasında imzalanan iki taraflı bir sözleşme olduğunu, aslında Yönetim Planı niteliğinde olmayan satış mukavelesine dayanarak hüküm kurmuş olmasının hatalı bir değerlendirme olduğunu, davacının ayrıca dava dilekçesinde "Bu durumda zaten yönetim planında olduğu gibi kanunla da yasaklanmıştır" diyerek müvekkil/davalının taşınmazının kanuna aykırı olarak kiralandığını iddia ettiğini, bu iddianın asılsız olup 634 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi gereğince "Anagayrimenkulün, kütükte mesken, iş veya ticaret yeri olarak gösterilen bağımsız bir bölümünde hastane, dispanser, klinik, poliklinik, ecza lâboratuvarı gibi müesseseler kurulamaz; kat maliklerinin buna aykırı sözleşmeleri hükümsüzdür; dispanser, klinik, poliklinik niteliğinde olmayan muayenehaneler bu hükmün dışındadır." kanunda doktor muayenehanesi açılması yasak işler kapsamında sayılmamış olup bağımsız bölümde doktor muayenehanesi açmak için hukuki bir engel bulunmadığını, Anayasa Mahkemesinin 24.03.2010 tarihli ve 2006/159 Esas, 2010/47 Karar sayılı kararında “Böylece, anagayrimenkulün, kütükte mesken, iş veya ticaret yeri olarak gösterilen bağımsız bir bölümünün dispanser, klinik, poliklinik niteliğinde olmayan "muayenehane" olarak kullanılması, başkaca bir izne ve işleme gerek olmaksızın doğrudan yasadan kaynaklanan bir yetkinin kullanımı çerçevesinde mümkün kılınmıştır” şeklinde hüküm kurulduğunu, Anayasa Mahkemesi bu kararı ile bağımsız bölümlerde doktor muayenehanesinin açılabileceğini kabul ettiğini, dolayısıyla davacının taşınmazın muayehane olarak kiralanmasının kanunla yasaklandığı iddiasının kabul edilemez olup mahkemece de söz konusu Anayasa Mahkemesi kararı nazara alınmadan verilen tahliye kararının kaldırılması gerektiğini, davacının 634 sayılı Kanun'daki şartlara uygun bir yönetim planını dosyaya sunmadığını, dosyada mevcut olan ve o zamanın şartlarıyla tapu kütüğüne işlenmiş olan satış sözleşmesinin yönetim planı olarak değerlendirildiği kabul edilse bile bu kere de mesken olarak nitelendiren bağımsız bölümün satış mukavelesinde ticarethane olarak işletilmeyeceğinin belirtildiği, Anayasa Mahkemesi kararından ve içtihatlardan da anlaşılacağı üzere doktor muayenehaneleri ticarethane olarak nitelendirilmediğini, davaya konu muayenenin klinik olduğunun iddia edildiğini ancak bilirkişi raporundan da söz konusu muayenelerinin klinik olmadığının belirlendiğini, davaya konu edilen taşınmazın, poliklinik olarak kullanılmadığını, uyulması zorunlu bir yönetim planı bulunmadığından aksine de bir hüküm olmadığından 634 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin dikkate alınacağını, 634 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesinde de doktor muayenehanelerinin açılması için herhangi bir yasaklayıcı hükmün bulunmadığını, doktor muayenehanelerinin diğer yasak işler dışında tutulduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... ve dahili davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.