Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2023/676 · K. 2024/3737
11. Hukuk Dairesi 2023/676 E. , 2024/3737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/76 Esas, 2022/1535 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/312 E., 2020/184 K. Taraflar arasındaki marka ile ilgili Kurum kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Eskişehir’de sahip olduğu işletmede “ESTATLISÖZ” markası altında yiyecek içecek sağlama/restoran hizmetleri verdiğini, hatırı sayılır bir müşteri portföyü olduğunu, “ESTATLISÖZ” ibareli markanın kendi adına tescili için 26.07.2018 tarihinde başvuruda bulunduğunu, 2018/69856 nolu markanın tescil edilmek üzere ilanına davalı şahsın “TATLISÖZ KÖFTECİSİ” ismi üzerinde eskiye dayalı kullanım hakkına dayalı olarak itiraz ettiğini, bu itiraz neticesinde davalı Kurumun davacının markasının kapsamından 43. sınıfa giren hizmetleri çıkardığını, 29 ve 35. sınıflara giren emtia açısından ise davalının itirazın reddedildiği, bu kısmen kabul-kısmen ret kararı üzerine her iki tarafın da itiraz ettiği, bu itirazların YİDK tarafından değerlendirilmesi sonucunda davacının itirazlarının reddettiği, davalının itirazının ise kabul edilerek davacının marka başvurusunun ilave bir kısım emtia açısından da reddedildiğini, bu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira somut olayda SMK'nın 6/3 üncü maddesi hükmünde aranan şartların oluşmadığını, davalının “TATLISÖZ” ibaresi üzerinde gerçek hak sahipliğini ispat edemediğini, zira bu ibarenin aynısının dava dışı bir şahıs adına 2012 103814 numara ile tescil edilmiş bir marka olduğunu, bu markanın 43. sınıfa giren hizmetler için tescilli olduğunu, davalının bu ibare üzerinde önceye dayalı kullanımından bir hak elde ettiğinin iddia edilemeyeceğini, davalının başkası adına tescilli bir markanın birebir aynısını kötü niyetli olarak kullanarak bu ibare üzerinde gerçek hak sahipliğini elde edemeyeceğini, ayrıca davacının markanın yoğun kullanımına ilişkin yeterli delil de sunamadığını, davalının marka kullanımının Eskişehir ili ile sınırlı olduğunu, geniş bir coğrafyaya yayılmadığını, davalının esasen markasal bir kullanımının da bulunmadığını, davalının sunduğu delillerden davalının bu ibareyi sadece ticaret unvanı olarak kullandığının sabit olduğunu, markasal kullanıma dair delil sunamadığını, davacının tescil ettirmek istediği markası ile “TATLISÖZ” markasının da iltibasa yol açacak derecede benzer olmadığını ileri sürerek YİDK’nın 2019-M-4257 sayılı kararının iptalini ve davacının 2018/69856 sayılı markasının başvuruda belirtilen tüm sınıflarda davacı adına tescilini talep etmiştir.