V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesinin kararına yönelik en önemli itirazlarının davacıların maddi zararının eksik hesaplanması olduğunu, eksik hesaplamanın müteveffanın hesaplamaya baz alınan ücretinden kaynaklandığını, hükme esas alınan raporda işlemiş dönem hesabında sadece 221 günlük (yaklaşık 7 ay) dönem bakımından davacının ücretinin gerçek ücreti olan 1.200,00 dolar olarak kabul edildiğini, onun dışında kalan işlemiş dönem ve ıskontolu dönemin tamamı bakımından davacının gelirinin asgari ücret olarak kabul edildiğini, davacının yol ve asfalt yapım işlerinde çalışan inşaat işçisi olduğunu, TUİK verileri uyarınca 2014 yılı için nitelik gerektirmeyen yol ve genel olarak inşaat işlerinde çalışanların 2014 Kasım ayı brüt ücreti 1.412,00 TL olarak yer aldığını, aynı dönemde asgari ücret brüt 1.134 TL olduğunu, yani vasıfsız inşaat işçisinin ücretinin dahi TUİK verileri uyarınca asgari ücretin 1,245 katı olarak kabul edildiğini, bu verilerin istinaf aşamasında dosyaya ibraz edildiğini, hesaplamaya esas alınan ücrete yönelik itirazları dikkate alınmadan müteveffanın ücretinin asgari ücret olarak kabul edildiğini ve salt bu hatalı varsayım nedeniyle maddi tazminat hesabında en azından 1,245 kat eksik hesaplama yapıldığını, maddi tazminatın eksik hesaplanması nedeniyle kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı verildiğini, hesaplamadaki diğer bir hatalı hususun davacı eş ...'e ait tazminattan 40.000 dolar karşılığı 69.784,00 TL mahsup edilmesi gerekirken ödenmediği halde 50.000 dolar karşılığı 89.090 TL'nin mahsup edilmesi olduğunu, yargılamanın en başından itibaren davacı ...'e yapılan ödemenin 50.000 dolar karşılığı 89.090 TL değil 40.000 dolar karşılığı 69.784 TL olduğunu beyan ettiklerini, yapılan toplam 50.000 dolarlık ödemenin 10.000 dolarlık kısmının bizzat müteveffanın annesi Halime'ye yapıldığını, bu ödemenin davacı eş ... ile bir ilgisi olmadığını, davacı ...'e 50.000 dolar ödeme yapılığına dair herhangi bir yazılı delil veya kabul olmamasına karşın tazminattan 50.000 dolar karşılığı 89.090 TL'nin mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, vekalet ücretinin hatalı takdir edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müteveffanın müvekkili şirketin işçisi olmadığını, dava dışı ... Asfalt Company şirketinin işçisi olduğunu, Mahkemede ... Asfalt Company şirketine davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini ancak bu talepleri konusunda bir karar verilmediğini, yasal süreci içinde yetki itirazında bulunduklarını, Ankara İş Mahkemelerinin bu davada yetkili olmadığını, müvekkili şirket ile müteveffanın çalışanı olduğu ... Asfalt Company arasında bir alt/üst veren ilişkisi bulunmadığını, tek benzerliğin aynı bölgelerde faaliyet gösteren Türk firmaları olmalarından ibaret olduğunu, 17.11.2016 tarihli celsede Mahkeme huzurunda dinlenen tanık Cihan Tahsin'in ifadesinde Irak ...'de asfalt ve taş kırma işi yapan ... Asfalt firmasının sahibi ve yetkilisi olduğunu müteveffanın kendi çalışanı olduğunu ikrar ettiğini, olayın cereyanını bizzat Mahkemeye aktardığını, olay meydana geldiğinde müteveffanın Iraklı müşteriye ait TIR'ın tekerinin dibinde uyuyor olduğunu ve TIR'ın hareket etmesi sonucu vefat eden ...'nın kendi çalışanı olduğunu olayın cereyanı üzerine birçok Türk firmanın olay yerine yardıma geldiğini 77 İnşaat tarafından bir kişinin de yardım amaçlı gelmiş olabileceğini söylediğini, bu sebeple taraf vasfında müvekkili şirket olduğunu düşünüp yanılmış olabileceklerini dile getirdiğini, aynı zamanda tanık ifadesinin devamında olaya sebebiyet veren TIR şoförünün Irak'ta yargılandığını müteveffanın ailesinin tanığın yanına geldiğini ve aileye o zaman için 50.000 dolar ödeme yapıldığını ve noter huzurunda hiçbir haklarının kalmadığına dair bir ibraname imzaladıklarından bahsettiğini, söz konusu bu ibranamenin müteveffanın ailesinin gerçek işverenle yaptıkları anlaşma olduğunu, ibranamenin müvekkilinin olayla bir ilgisi olmadığını gösterdiğini, 21.12.2016 tarihinde Adana 3. İş Mahkemesinde dinlenen tanık ...'in beyanın da ise kendisinin ... Asfalt Company çalışanı olduğunu, müteveffanın da bu şirkette çalışmakta olduğunu, kazayı görmediğini ancak haber alınca olay yerine gittiğini öğle molasında orada bulunan tırın tekerinin altında yaslanmış uyumuş haldeyken mesai başlayıp kantar açılınca tır şoförünüm tırı hareket ettirdiğini, bunun üzerine müteveffanın ezilerek hayatını kaybettiğini ifade ettiğini, olay sonrasında TIR şoförünün tutuklandığını, ...'nın hak sahiplerinin ...'e gelerek işverenle anlaştığını ve tazminat ödemesi yapıldığını da beyan ettiğini, 13.12.2012 tarihli 37247 sayılı ve 171 kayıt nolu belgeye göre ...(...) '' Trafik kazası olayında 50.000 USD olan hakkımın tamamını almış bulunmaktayım, gelecekte hiçbir şekilde herhangi bir talepte bulunma ya da tazminat talebinde bulunma hakkım yoktur.'' diyerek işvereni ibra ederek tüm haklarından feragat ettiğini, bu beyanlar ve davacıların feragati ile ilgili belgelerin dosya içeriğinde mevcut olduğunu, alınan 50.000 doların mahsup edilmediğini, taraf teşkili yanlış olmasına karşın müvekkili şirketten çok fahiş miktarda tazminat talebinde bulunulduğunu, müteveffanın müvekkilinin çalışanı olduğu hususunun net delillerle ortaya konulmadığını, müteveffanın SGK kayıtlarının incelendiğini, ... Asfalt çalışanı olduğunun ortaya konulduğunu, bilirkişi raporlarında da kaza anında işverenin ... Asfalt Company olduğunun ortaya konulduğunu, yapılan tespitler neticesinde kaza yerinin de ...'ya ait şantiye olduğunun da görüldüğünü, müvekkili şirketin her çalışanı için İŞKUR nezdinde Yurt Dışı Hizmet Sözleşmesi imzaladığını, ispat hukuku kuralları gereği davada hak ve menfaat elde etmeye çalışan davacı tarafın müteveffanın müvekkili şirket işçisi olduğunu yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, hukuk düzeninde olmayan bir şeyi ortaya koyamadıkları gerekçesi ile müvekkiline bir yaptırım uygulamanın doğru olmayacağını, şayet çalışan olsaydı müvekkili şirketin tüm belge ve delillerinde bu hususun görülebileceğini, müteveffanın müvekkili şirket ile bağını ispat edebilecek nitelikte diğer işçilerle yaptığı sözleşmelerden hiçbirinin olmadığını, normal hayat akışında tır tekerinin dibinde uyumanın mümkün olmadığını, burada işçinin hayatı ile ilgili ihmalinin mevcut olduğunu, bunun aksi düşünülse bile vefat eden işçinin müvekkili şirket ile arasında bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, taraf sıfatı eksikliğinden davanın reddi gerekirken müvekkili aleyhine karar çıkmasının hukuk düzeninin temel ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, müteveffanın aylık ücretinin belirli olmadığını, buna rağmen hiçbir inceleme yapılmadan ücretin 1.200,00 dolar olarak kabul edilmesinin haksızlık olduğunu, tazminata hiç hükmedilmemesi gerekirken üzerine bir de fahiş bir aylık ücretten tazminata hükmedilmesinin taraflar arasında gözetilmesi gereken eşitlik ilkesine uymadığını, müvekkili şirketin yüzlerce işçisi ile yaptığı iş akitlerini sadece ... için yapmadığını düşünmenin mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 281 inci maddesinin birinci fıkrası, 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanun'un 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından Kurumun zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle tahkikat yaptığı, bu tahkikat sonucunda başmüfettiş tarafından düzenlenen inceleme raporunda olayın bir iş kazası olarak nitelendirildiği, davacılar murisinin işvereninin ise davalı ... İnşaat şirketi olduğu, işverenden sigortalı işe giriş bildirgesinin istenilmesi, verilmemesi halinde resen düzenlenmesi gerektiğinin tespit edildiği, inceleme raporunda herhangi bir kusur taksimatı yapılmadığı ancak meydana gelen iş kazası ile ilgili olarak herhangi bir tutanak, bilirkişi raporu vs. olmadığından sigortalı, işveren ve üçüncü kişi sorumluluğunun tespit edilemediğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 nci maddesinin birinci fıkrasında iş sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Buna göre, " İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir." Ayrıca aynı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasında da " Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir." hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda Kurum tarafından davalı şirketin işveren olduğu tespitinin yapıldığı anlaşıldığına göre davalı şirkete davacılar murisinin işvereni olmadığının tespiti için Sosyal Güvenlik Kurumuna ve ... sigortalının hak sahiplerine karşı menfi tespit davası açmak üzere kesin süre verilmesi, açılacak dava bekletici mesele yapılarak, usuli kazanılmış haklar da gözetilip çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.